7 Eylül 2011 Çarşamba

600 Engelli E-Ticaret uzmanı olmak isteyen aranıyor! Ne güzel şans!

E-ticaret Türkiye' de en hızlı büyüyen sektör. Özellikle 2010 yılında hızlı bir büyüme yaşandı e-ticaret de. Bunda özel alışveriş ve fırsat sitelerinin çok büyük etkisi var. Pazara inanılmaz bir ivme kazandırdılar. Bu büyüme de daha önce geri planda olan kobiler de, kolay sayılabilecek programlarla mağazalarını kurup online pazara dahil ettiler kendilerini.

 

Tabii bu hızlı büyüme beraberinde uzman açığını da gündeme getirdi. Türkiye Beyazay Derneği bu açıktan yola çıkarak engelliler için bir e-ticaret eğitim projesi hazırladı. Proje İstanbul Kalkınma Ajansı ve Kalkınma Bakanlığı tarafından destekleniyor. Amaç bu önemli pazar payında yüzü teknolojiye ve ekonomiye dönük engelli grubunun da yer almasını sağlamak. Proje, ofis programlarından ticaret yapmanın temel bilgilerine kadar tüm konuları içine alan sertifikalı bir uzman yetiştirme programı.

 

600 Girişimci Engelli Aranıyor

 

Projeden 10 ayda 600 engellinin faydalanması hedefleniyor. Engelli gruplarına çok önemli bir fırsat olarak sunulacak bu programa Eylül ayının son haftasında başlanıyor. 30' ar kişilik sınıflardan oluşacak eğitim, her sınıf için haftada iki gün olmak üzere toplam 8 günde tamamlanacak. Proje e-ticaret ile ilgili tüm süreçlerin eğitimini ve e-ticaret uygulamasının tüm detaylarını kapsamakta. Bu programa katılanlar e-ticaret uzmanı olarak yeni bir kariyer hedefine sahip olabilecekleri gibi girişimci de olmayı da tercih edebilirler. Ayrıca eğitim sonrasında 3 aylık destek hizmeti de verilecek.

 

Nasıl Bir Eğitim ?

 

*Eğitimin amacı, sektörün açığı olan yetişmiş personel ihtiyacını karşılamaktır. Bu sebeple eğitim tamamen uygulamaya yöneliktir.

*Eğitmenlerimizin tamamı sektör içinde görevleri devam eden uzmanlardan oluşmaktadır.

*Eğitmenlerimiz, eğitim sonrasında kursiyerlerimizin iş yaşamında karşılaşacakları sorunlara yardımcı olacak, ücretsiz olarak danışmanlık hizmeti vermeye devam edecektir.

*Bilgi kirliliğinden arındırılmış, tamamı uygulanabilir nitelikte olan eğitim programımıza göre, kursiyerlerimiz ister bireysel olarak, isterlerse çalıştıkları firmalarda rahatlıkla e-ticaret uzmanlığı alanında aktif olarak görev alabileceklerdir.

Sınıf kontenjanları tek bir engel grubundan en fazla 30 kişiden oluşacaktır. Eğitim boyunca sınıf ortamında engel durumuna göre destek verecek çeşitli görsel- işitsel araçlar ve materyaller kullanılacaktır.

 

Kimler Katılmalı

 

* Görme, işitme ve bedensel engelliler

* En az lise ve dengi bir okuldan mezun olanlar

* Üniversite öğrencisi ya da yeni mezunlar

* Kurumsal bir firmada bu konuda uzman olarak kariyer yapmak isteyenler

* Profesyonel iş yaşamında olup mesleğini değiştirmek isteyenler

* Profesyonel iş yaşamında olup ikinci bir iş olarak düşünenler

* e-ticaret uzmanı olarak kendine profesyonel bir kariyer hedefleyenler

* E-ticaret uzmanı olarak freelance danışmanlık yapmak isteyenler

* e- fikri veya e-projesi olan ve hayata geçirmek isteyen girişimciler

 

Katılımcılara daha güçlü destek sağlamak amacı ile eğitim programına paralel olarak, ortak E- Ticaret alışveriş platformu da oluşturulacak. Başarılı katılımcılara bu platformda uzman olarak çalışabilme veya kendi girişimciliğini gerçekleştirenlere aynı ortamda e-ticaret yapma fırsatı sunulacak.

 

Beyazay Derneği tarafından engellilere önemli bir fırsat olarak sunulacak bu projede yerini almak isteyenler, sınırlı sayıdaki katılımcı arasında olmak için acele etmeliler.


http://tinyurl.com/3ou58nx

YELKENLER FORA..

TATİLİMİZDE YELKENLERE ÖZEL İLGİLİMİZ NEDENİYLE, YELKENLİ HABERLERİNİ YAYINLIYORUM.

9 EYLUL'E KADAR YELKENLERİ İZLEYEBİLİRİZ!!

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları, İzmit Yelken Kulübü’nün ev sahipliğinde yapılan 44. Balkan Açık Yelken Şampiyonası’nın ilk gününde yelkenliler denize açıldı. Yelken Federasyonu’nun öncülüğünde gerçekleşen şampiyona İzmit Körfezi’nde gerçekleşiyor. 8 ülkenin yarışacağı şampiyona 9 Eylül Cuma günü sona erecek.

2 PARKURDA YAPILACAK

44. Balkan Yelken Şampiyonası Balkan ülkelerinin yanı sıra Açık kategoride gerçekleşiyor. Şampiyonaya Optimist(kız-erkek- junior ) sınıfında 74, Laser 18, Laser Radial Kadın 13, Finn 11 ve 470 Genel olmak üzere 4 sınıfta 140 sporcu katıldı. 6-7-8-9 Eylül tarihlerinde İzmit Yelken Kulübü ve Sekapark açıklarında 2 parkurda gerçekleşecek.

SINIFLARA GÖRE

Yelken Federasyonu Merkez Hakem Komitesi Başkanı Orhan Tüker, Yelken Şampiyonasında iki parkurun bulunduğunu kaydederek bunlardan ilkinde sadece optimistlerin diğer parkurda ise laser, fin ve surf kategorilerinin yarışacağını dile getirdi. Tüker, diğer parkurda 3 ayrı sınıfın yarışacağını ve ayrı ayrı her sınıfa start vereceklerini ifade etti.

MİLLİ TAKIM 40 SPORCU İLE KATILIYOR

Şampiyonaya Türkiye’nin yanı sıra Romanya, Sırbistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Yunanistan ve Rusya’dan oluşan 8 ülke katılıyor. Türk milli takımımız ise şampiyonaya her sınıfta toplam 40 sporcu ile katılacak. Yelken Şampiyonası’nda her yarıştan alınan derecelere göre puanlar verilecek. 4. Günün sonunda toplanan puanlara göre dereceye giren sporcular belirlenecek. 4 gün sürecek yarışlarda kategorilerinde dereceye girenlere 9 Eylül Cuma günü yapılacak törenle kupaları takdim edilecek

5 Eylül 2011 Pazartesi

YOUR TODDLER GIFTED? HOW TO KNOW?

"Did you hear what he just said?" Many parents see every word their child utters or every squiggle he draws as evidence of his being gifted. Though most children aren't identified as gifted until they begin formal school, some show signs of being gifted at a very early age.

Gifted child Ben Hellerstein of Larchmont, N.Y., for instance, was actually reading nonfiction books and memorizing facts by the age of 4. His mother wishes she had realized that he was academically advanced at that time. "If I had," she says wistfully, "he could have gotten the help he needed in school earlier than he did, and his first year of school wouldn't have been so unhappy."

Signs of giftedness in a preschooler

Your 2- to 4-year-old may be gifted if he:

  • Has a specific talent, such as artistic ability or an unusual facility for numbers. For example, children who draw unusually realistic pictures or who can manipulate numbers in their head may be gifted.
  • Reaches developmental milestones well ahead of peers.
  • Has advanced language development, such as an extensive vocabulary or the ability to speak in sentences much earlier than other children his age.
  • Is relentlessly curious and never seems to stop asking questions.
  • Is unusually active, though not hyperactive. While hyperactive children often have a short attention span, gifted children can concentrate on one task for long periods of time and are passionate about their interests.
  • Has a vivid imagination. Gifted children often create a vast and intricate network of imaginary friends with whom they become very involved.
  • Is able to memorize facts easily and can recall arcane information that he learns from television shows, movies, or books.

Other signs of giftedness may be a little harder to discern. By age 3 or 4, for example, some gifted children begin to realize that they are "different" from their peers. This can make them feel isolated and withdrawn; it may also make them likely targets for bullying.

They may begin to experience intense frustration because they can think more rapidly than they can express themselves, verbally or physically. If your child appears unusually angry or frustrated, you may want to consult a mental health professional.

Testing your preschooler for giftedness

Though you may want to know if your preschooler is gifted, most children don't need to be tested for giftedness before entering elementary school. However, consultations with a mental health professional may be appropriate if your preschooler appears to be unusually bored in school or shows any signs of emotional or social problems.

If your child is enrolled in preschool, speak to the teacher or school director to find out if the school is affiliated with any mental health professionals who specialize in working with gifted children. If your child is not in school or the school isn't being receptive to your concerns, ask your pediatrician to refer you to a child psychologist who conducts tests for giftedness. Keep in mind that that although private testing is often expensive (testing and follow-up consultation can run as high as $1,000), your insurance plan may cover the cost.

Children as young as 3 can be given IQ and ability tests, but experts believe that IQ test results obtained before the age of 5 are unstable — that is, if a child is retested, his scores can fluctuate significantly until this age. Years ago, children whose IQ scores were over 130 were considered gifted (the range for average intelligence is 85 to 115); today, however, IQ is one factor among many that need to be evaluated before a child is identified as gifted. Often parents and teachers will be asked to write their impressions of a child, and these subjective measures are considered along with test data


Source babycenter.com

2 Eylül 2011 Cuma

Antalya Belek'ten merhaba.Tatildeyiz. Bir blogda okudugum guzel bir yazı parcasını paylaşmak için yazayım dedim:
 
"Unutulmamalıdır ki, hayat, elimizde hangi kartlar olduğu değil, elimizdeki kartları nasıl oynadığımızdır. Bu durumda strateji oyunun kurallarını sizin koymanız ve oyuna hakim olmanız anlamına gelecektir. Oyunu değiştirmez iseniz, bir gün birisi bunu gerçekleştirecektir ve herkes dama oynarken en başarılı satranç oyuncusu olmak bir değer ifade etmeyecektir."

25 Ağustos 2011 Perşembe

Çocuğumun zekasının gelişmesine nasıl katkıda bulunabilirim?

Bugün yeni bir site keşfettim. Bebeğimize, çocuğumuza yonelik yararlı bilgileri hemen paylaşmak istedim:

Anne-babaların, üstün zeka veya özel yeteneğe sahip çocuklarının olağanüstü potansiyelini geliştirme ve onları geleceğe hazırlama sorumluluklarını yerine getirirken onların bu özelliklerine ket vurmamaları gerekir.

Ebeveynlere bu konudaki destekleyici önerilerimiz şunlardır:

  • Çocuğunuza aile bireylerinin tümünün ilgi, sevgi ve saygı göstermesini sağlayın; aile bireylerine, ailenin mutluluk ve huzurunu sağlamaya yönelik yapıcı katkıda bulunabilmeleri için olanak verin.
  • Kardeşler arasında kıskançlık doğmasına neden olacak konuşma ve davranışlardan kaçının.
  • Çocuğunuzun ailenizin dışında kendisine örnek alabileceği, toplum tarafından da örnek insan olarak kabul edilen yetişkinlerle kuracağı ilişkileri teşvik edin.
  • Çocuğunuzun diğer üstün zekalılarla arkadaşlık ve iletişim kurmasına zemin hazırlayın.
  • Çocuğunuzun hayallerinin, hayalî oyun arkadaşlarının, fantastik ve ütopik düşüncelerinin, sıra dışı sorularının kabul edilemez olduğunu ifade eden ve cesaret kırıcı konuşma ve davranışlardan kaçının.
  • Başkalarının hak ve hürriyetlerine saygı gösterme, nezaket ve görgü kurallarına uyma gibi toplumsal kurallara uyum konusunda çocuğunuza örnek olun; toplumsal kuralların ve değerlerin önemini vurgulayın.
  • Çocuğunuza özel zaman ayırarak düşüncelerini dinleyin ve kendi düşüncelerinizi onunla paylaşın.
  • Çocuğunuzun sizinkinden daha iyi olan düşüncelerini, bilgilerini ve saptamalarını taktir edin.
  • Çocuğunuzun mizah duygusunu geliştirmek için onunla birlikte gülün ve esprilerinin hoşunuza gittiğini belli edin.
  • Çocuğunuzun hayatını, kendisine özel zaman ayıramayacağı şekilde yapılandırmak ve planlamaktan kaçının.
  • Çocuğunuzu yetiştirirken, daha çok yıkıcı davranışları bünyesinde barındıran cezaya dayalı denetim mekanizmasından ziyade, yapıcı ve üretken davranışlara sahip gözleme dayalı denetim mekanizmasını benimseyin; çocuğunuza, onu sürekli kontrol altında tuttuğunuzu hissettirmeyin.
  • Çocuğunuza, ona güvendiğinizi, konuşma ve davranışlarınızla gösterin.
  • Çocuğunuzun kendine güvenmesi ve sorumluluk duygusu kazanabilmesi için ihtiyacı olan rehberliği ve desteği ona sağlayın.
  • Çocuğunuza küçük çapta iş ve sorumluluk gerektiren görevler vererek çevresini keşfetmesine yardımcı olun.
  • Çocuğunuzun merak duygusunu tatmin etmesi ve yaratıcı yönlerini geliştirmesi için araştırma yapma, deneme, test etme gibi faaliyetlerde bulunmasını teşvik edin.
  • Çocuğunuzun öğrenmeye yönelik sorularını büyük bir sabırla ve geçiştirmeden cevaplandırın.
  • Çocuğunuzu daha derin araştırmalara yöneltecek konuları araştırarak inceleyin ve onu da bu konuları araştırma konusunda teşvik edin.
  • Çocuğunuza, problem çözmede çok çeşitli yaratıcı çözüm yolları bulunabileceğini somut olarak gösterin; problem çözmede yaratıcı çözüm yolları denemesi ve yeni çözüm yolları ortaya koyabilmesi için onu teşvik edin; bulduğu çözüm yollarının uygulanabilir olanları varsa, bunları günlük hayatınızda kullanarak onu cesaretlendirin.
  • Çocuğunuzun temel öğrenme yöntemlerini geliştirebilmesinde ihtiyacı olacak müzik, resim, edebiyat, şiir gibi sanat alanlarında kullanılan sanatsal ifadeleri öğrenmesini sağlayın.
  • Çocuğunuzla kitle iletişim araçlarının (medya) olumlu ve olumsuz yönleri üzerine tartışın; onun medyaya karşı eleştirel bir yaklaşım tarzı geliştirmesi ve yayınları takip etmede seçici olma alışkanlığı kazanabilmesi için kendisine rehberlikte bulunun.
  • Çocuğunuza, kitap okuma, dergi gibi süreli yayınları takip etme konularında örnek olun; ona, zaman zaman kitap okuyarak okuma alışkanlığı edinmesine yardımcı olun.
  • Süreli yayınlara abone olması ve özel kitaplığını oluşturması konusunda, çocuğunuzu teşvik edin.
  • Çocuğunuzla ortak ilgi alanlarınızı paylaşın; birlikte araştırın; gelişmeleri ve sanatsal etkinlikleri birlikte takip edin.
  • Çocuğunuzu, hobi edinme ve hobilerini izleme konusunda teşvik edin; örnek olun; hobileri için kendisine gereken kaynak ve araçları temin etmesinde, çocuğunuza rehberlik edin ve yardımcı olun.
  • Üstün zekalı veya özel yeteneklilerle ilgili kamu yasalarını araştırın ve gerektiğinde başvurabileceğiniz uzman kişilerin, yardımcı kurum ve kuruluşların adreslerini öğrenin.

KAYNAK:  www.üstünzekalıcocuk.com

18 Ağustos 2011 Perşembe

Waldorf Pedagojisi Nedir?


Waldorf Pedagojisinin Temelleri

Çocuğun ilk yedi yılında  Waldorf pedagojisindeki temel ilke taklittir.
Fiziksel organlara yapılandırıcı etki eden kuvvetlerden biri de içinde bulunulan ortamla neşeli ilişkidir. Eğitmenlerin güler yüzlü olması ve özellikle de zorlamasız içten sevgi önemlidir. Fiziksel ortama ılık bir akımla yayılan bu tür sevgi, aslında fiziksel organların biçimini de etkiler. Sağlıklı örneklerin taklit edilmesi, böyle bir sevgi atmosferinde olanaklı olursa, çocuk doğru ortamda bulunuyor demektir.
Dört yaşındaki bir çocukla şarkı söyleyip dans eden bir insan topluluğunun yanından geçerken ne olur? – Çocuk durur, onlara bakar ve birlikte dans etmeye başlar. Ya da bir şantiyenin yanından geçerken bir ekskavatör derin bir çukur kazmakta olsun, çocuk durur, bakar ve oradaki hareketi içine alır. Evde o sahneyi ne gibi bir araçla olursa olsun, taklit eder, yineler.
Çocukların dünyada olup bitenlere derinlemesine ilgi duydukları ve bu hareketleri ya da olayları büyük sevinçle taklit ettikleri bir gerçektir. Duyu izlenimleri ve onların ruhta ve zihinde işlenmesi insan beynini geliştirir ve ruhsal tinsel yeteneklerin temelini oluşturur. O bakımdan daha sonraki yaşamda sağlığa ya da hastalığa yatkınlık olasılığı çocuklukta belirlenmektedir diyebiliriz.
Sevgi ve neşe, eğitimde daima bulunması gereken iki ilkedir, özellikle ilk yedi yılda çok önemlidir. Erişkin insan bu süreçte örnektir, rol modelidir; çocuk önünde yaşanan, olup biten her şeyi algılar ve içselleştirir.

Yürümek ve konuşmak gibi en temel insani yetenekleri çocuk taklit ederek öğrenir. İlişki, sevinç ve hareket, her tür öğrenme için olmazsa olmaz ön koşuldur. Çocuk,  yuvadaki erişkinlerin anlamlı faaliyetlerini yaşayarak izler, erişkinlerin ise faaliyetlerini çocukların gözlemleyebileceği ve kavrayabileceği biçimde yapması, çocuğun taklit edebilme yetisini desteklemesi önemlidir. Bu, çocuğun duygu ve düşünce dünyasına biçimlendirici ve düzenleyici şekilde etki eder. Sonra bir oyun sırasında, içselleştirilmiş olan izlenimler dışa vurulur ve bu ifade biçimleri sayesinde işlenmiş olur. Oyun sırasında motorik, toplumsal ve düşünsel süreçlerin birbirleriyle bağlantısı gerçekleşir ve böylece beyindeki ağlaşma süreci (sensorik entegrasyon) desteklenmiş olur.
Çocuğun ilk yedi yılda izlediği “dünyayı tanıma ve kavrama yolu” devinmek – duyumsamak – düşünmektir. Bu nedenle çocuklarla, bir davranış, bir istek üzerinden iletişim kurulabilir, ama çocuğun yalnızca zihnine hitap eden yapma, etme gibi uyarılar ya da öğretici kuralcı laflar aslında bir şey ifade etmez. Demek ki çocuklar taklit yoluyla sadece dış davranışları algılamakla kalmaz, aynı zamanda bizlerin insani tutum ve çevremizle uyumumuz gibi olguları da ayrımsarlar. Bunlar ise ilerideki sorumlu ve etik davranışların temelini oluşturur.
Waldorf Pedagojisi, çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığını desteklemek ister ve eğitimin yaşamın ileriki safhalarındaki olası etki ve sonuçlarını sorgular.
Çocuk doğduğunda organları henüz tamamen biçimlenmiş değildir. Örneğin beyinde henüz o bildik kıvrım yapıları neredeyse yoktur. Çocuğun biçimsel yapılanmasını ortaya çıkaran kuvvetlere Rudolf Steiner, “yapılandırıcı güçler” adını verir. Çevre ve içinde yaşanılan ortam, bu narin ve ince kuvvetler bağlamına uyarıcı, destekleyici ya da köstekleyici etki eder; bunlar çağdaş bilincimiz için öncelikle etkiler olarak belirir.
Bir organ üzerinde ne denli uzun süre yapılandırma çalışması gerçekleşmişse, onun biçimi ve işlevi o denli mükemmel olur. Yapılanabilir çocuk organizmasının erkenden sertleşmemesi ve uzun süre yapılanabilir kalması için, bu biçimlendirici, yaratıcı kuvvetlerin özel koruma ve bakıma ihtiyacı vardır.
Waldorf kurumlarında öğretilen hareket sanatı olan Eurythmie, işte bu yapılandırıcı, biçimlendirici kuvvetlerin düzeni ve yasalarını ele alarak, çocuğun biçimlenmesini ve büyümesini uyumlu şekilde destekler.
Çocuk taklit etme gücü ve bireysel getirdiği yeteneklerin gücüyle çevresini içselleştirerek özümser. Henüz dış etkilere karşı korunmasız olan ruhu, bulunduğu ortamda düşünülen, hissedilen ve yapılan her şeyi emer ve duyumsar.  Her biçim ve her renk, içinde belli biçimlendirme gücü taşır ve bu kuvvetler çocuğa uyumlayıcı ya da incitici etki edebilirler. Bu nedenle Waldorf okullarında renklerin ve biçimlerin büyük rolü vardır.
Çocuk aynı zamanda kendi hareket akışını da içselleştirir. Örneğin bedensel denge alıştırmaları yapmak (sırık üstünde yürümek gibi), ruhsal dengeyi de etkiler. Farklı biçimlerde tahta bloklarla bir köprü yapmaya çalışmak, tartıp biçen beceriyi ve konsantrasyonu destekler, çocuk taşıma ve yüklenme kuvvetlerinin etkilerini yaşar ve içselleştirebilir, bu da ileride bir statikçinin ya da mimarın ihtiyacı olan temel duygudur örneğin. Ama tartıp ölçen bir düşünme, hepimizin ihtiyacıdır. Çoğu ruhsal rahatsızlığın nedeni, çocukluk sırasında alıştırması yapılmayan hareket akışlarında da aranmalıdır.
Düzenli bölümlenmiş bir gündelik akış, yıllık bayram ve kutlamaların ritmik düzeni, özgürce yaratıcı faaliyette bulunma, dört hafta boyunca bir öykü ya da masalın daima aynı saatte yaşatılarak derinlemesine anlatılması gibi uygulamalar, içsel güven ve ruhsal tatmin yaratan yardımcılardır. Bunları çocukla uygulayabilmek için eğitimcinin daima kendi kendini sürekli eğitmeye hazır olması gerekir, çünkü o çocuğa rol modeli, örnek olacaktır.
Bu ilk yedi yılın en önemli meyvesi, sağlıklı bir irade olmalıdır (ama başkalarına tiran gibi davranan değil). Bunun için sevgiyle sağlıklı bir organ gelişimi ile sağlıklı duyu gelişimi ön koşuldur. Rudolf Steiner duyular öğretisinde on iki duyudan söz eder. Uyuşukluk ve can sıkıntısı ile hevessizlik üstünde düşünülmesi gereken çağdaş hallerdir. Çünkü yaşam boyu temel olacak bir ana ruh hali bu çocukluk yıllarında yapılanır, sonraki tüm gelişme bunun üstüne inşa edilir. İstek ve iradenin yarattığı hareketlilik sonra ruhsal harekete ve daha sonra da düşünsel harekete dönüşür.
Düşüncede saydamlık
Duyumsamada içsellik
İstemede vakar
olmalıdır. Bunların okulda desteklenmesiyle insana yaraşır bir yaşam kurmak mümkün olur. Bu insan “dünyayı ve kendini kavrayan, sorumluluk sahibi” bir birey olur.
Kısacası, Waldorf Pedagojisi Rudolf Steiner tarafından kurulan Antroposofinin tin bilimsel kavrayış yöntemlerinin duyuların fen bilimsel kavrayış sınırlarının ötesine genişletilmesi bağlamında bir pratik uygulamadır.

Kaynak: http://www.egitimsanatidostlari.org

Omer 18 Aylık Oldu!

Benim canim bidik Oglum Dün 18.ci ayını bitirdi Dünya'da. Uzun uzun mutlu sağlıklı yaşar inşallah.
Bıdığıma hediye bir traktör aldık, parkta arkadaşlarıyla oynuyorlar diye..Kumları atıyorlar koşuyorlar, yaşıyorlar..

Nereden mi biliyorum?
Bakıcımız anlatıyor, bugün onu da yaptı bunu da yaptı diye.. Dinliyorum, hayal ediyorum gözümde canlandırıyorum.. Artık öyle bir yerdeyim ki tamamen sıkıştım ne ileri ne geri..İşe kendimi vermek istiyorum, ama aslında oğlumla oynamak kumlarda koşturmak istiyorum.. Çocukla tüm günü geçirdiğim zor dönemleri özlüyorum ama o günlere dönecek gücüm ve enerjim de yok.
Ömer benim zeki , akıllı bebeğim, şarkıları bile mırıldanıp soyluyor, soyleyemediklerini ise melodisini kendi dilinde tutturuyor. Mesele Twinkle twinkle little star izliyoruz youtube 'dan. Bu aşağıdaki.. O kadar çok seviyoruz ki bunu. Japoncasını bile izliyoruz. Sonra kendi kendine bu melodiyi söylüyor asansörde vs.


Çok tatlı mutlaka görün. Itunes'da Application'ı bile varmış. Kaynağı: www.supersimplesongs.com
Benim de hoşuma gidiyor çok rahatlatıyor bizi. Benim oğlum Aydede sevdiğinden bulmuştuk ilk. Ay boyunca aydede hareketlerini takip ediyoruz. Birlikte hergün başka bir oyun parkına gidiyoruz. İşten kalan tüm vaktimi ona harcamaya calışıyorum. Ama rutinimizin de bozulmaması için 9-9 bucuk gibi yatıyoruz. Pek vaktimiz yok yani, yazın yine daha iyi kış gelmese bari..:)
İtalya'da işten hep geç geldim, gecen hafta da Bostancı'da egitim vardı, yine geciktim. Hafta sonu da nöbetim vardı. Ve ömer yine bakıcımıza anne anne diye sesleniyormuş . Beni mi çağırıyor ona mı hitap ediyor bilemiyorum. O da sizin anne oldugunuzu biliyor diyor. Bilmiyorum. İlk duydugumdaki kadar zor gelmiyor, isim isimdir diyorum. Ama ne bileyim... Kreş için de henüz küçük, ömer cok hareketli oldugundan ve sürekli ilgi beklediğinden biri onunla ilgilenmezse hayata küsüyor..
Bir de şimdilerde kendine ABİ demeye başladı.. Ben de hayırdır diyorum? Benim haberim mi yok?
:)))
Hayat zorluklarına ragmen çok güzel ama.. 
İlgilenemediğim beni çok seven bir eşim var, ben de onu çok seviyorum. 
Çok Tatlı sağlıklı bir oğlum var.
İşim var, para kazanıyorum.
İstediğmi alabilrim.
Haftasonu annemle ve ablamla gorusmeye gideceğiz istanbula.:)
Hem de 2 gun izin alacağım ki oğlum gerçek "Anne" sini hatırlasın..


Not:

16 Ağustos 2011 Salı

Eğer bugün bebekler ilk altı ayda sadece anne sütüyle beslense ve bu bebeklere altı aydan sonra iki yaşına kadar anne sütünün yanında besleyici gıdalar verilse her sene beş yaşın altındaki 1.5 milyon bebek ölümden kurtulacaktır.


Son dönemde emzirmeyi sonlandırsam mı, nasıl yaparım? Yoksa bebeğimi mi beklesem sıkıldığı gün bırakır mı?
Arasında kaldım, bir yandan 18 dolmak üzere yarın doluyor, ben de yoruldum.. Sonra diyorum bebeğimle olan teneten tek bağımız biterse artık beni sevmez mi? Karışığım, makaleler de hep 2 yaşa işaret ediyor, bi 6 ay daha gittiği yere kadar gitsin..diyorum..derken aşağıdaki yazıya rasladım. Yine devam kararı verdim. Siz ne düşünüyorsunuz? 


Günümüzde bebeklerin doğumdan itibaren ilk atı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi ve bu süre içinde su dahil hiçbir ek besin verilmemesi öneriliyor. Peki, Pedagog Aylin Şimşek bu konu hakkında neler söylüyor?
İlk altı ay tek başına anne sütü ile beslenme ardından, uygun ek besine devam edilerek yılda 1.3 milyon bebeğin ülümünü önlenebileceği hesaplanıyor.
Anne Sütünün Faydaları
Anne sütü ile beslenenlerde ileri yaşlarada alerji, kanser, multil skleroz, ateroksleroz vb hastalıklar, alkolizm gibi süregen sorunlara daha az rastlanıyor. Emziren annelerde meme kanseri, yumurtalık kanseri, osteoproz ve anemi daha az görülüyor.
Hamilelik dönemlerinde anne adayı emzirme konusunda bilgilerilmeli ve bilinçlendirilmelidir. Emzirme doğumdan yarım saat sonra başlamalıdır. Özellikle ilk haftada yoğun kıvamlı gelen süt yaşamsal önem taşır. İlk haftadaki süt aşı özelliği taşır ve benzeri üretilemez.
Emzirmenin yararlarının anneye çok iyi açıklanması ve annenin suçlu hissetmesine neden olmadan emzirmenin yeniden başlatılması gerekir. Bebekler hastalandıklarında birçok besini redderken anne sütünü kolayca alırlar. Bu nedenle hastalanan bebekleri özellikle annelirden ayırmamaya özen göstermek ve anneleri de emzirmeye teşvik etmek gerekir.
....  Memeyi reddetme durumunda anne bebeği kendine yakın tutmalı ve sık emzirmeye çalışmalıdır. Toplumda anne sütünün sadece ilk altı ay faydalı olduğu daha sonra bebeğin emmesinin faydasız olduğu görüşü oldukça yaygındır. Bu oldukça yanlış bir düşünce biçimidir. Eğer bugün bebekler ilk altı ayda sadece anne sütüyle beslense ve bu bebeklere altı aydan sonra iki yaşına kadar anne sütünün yanında besleyici gıdalar verilse her sene beş yaşın altındaki 1.5 milyon bebek ölümden kurtulacaktır.
2 yaşına kadar anne sütü alan bebeklerin ishal, zatüre ve benzeri hastalıklara yakalandıklarında hastaneye yatış oranlarının anne sütü almayanlara göre çok daha düşük olduğu çalışmalarda gösterilmiştir.

devamı : www.Hurriyetaile.com

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Vatanımıza geldik.. Welcome back home!


Döneli bir süre oldu.. Bugün zaten yine işteyim, nöbetçiyim.
Döneceğimiz gün, OCOS o kadar arıza çıkarttı ki, yine yurtdışı dönüşü başıma aynı şey geldi:
uçaktan inince vatan toprağını ve/veya şirket şöforümüzü tanıdık olduğundan, Türk olduğundan öpecektim neredeyse ...

Döneceğimiz akşam artık "yeter" olmuştu, uyumadı uyutmadı, 4 arka dişi birden Siloe'de çıktı.
Havalimanında kaybolmaya çalıştı, annesini delirtti de delirtti.. Ama bebeğim resmen büyüdü.. Abi oldu, zorlukların üstesinden geldi, yabancı bebeklerle ve yaşlılarla bağ kurdu, arkadaş oldu.. Resmen olgunlaştı.
Hülya Teyzesi (Bakıcımız) bile diyor, "büyümüş, olgunlaşmışşş".. Çok memnunuz..

Maceralarımız çok çok.. Bir video paylaşayım:

24 Temmuz 2011 Pazar

Ömer İtalya'yı çok sevdi...

bebeğim çok mutlu, Allah nazardan saklasın.Arabasız da süper geziliyormuş!:)
Yandaki resimde görüyorsunuz, 17.ci ayını avrupa sokaklarında gezerek dolduran tontik.. Koşmadan duramıyor. Buresimde de yine koşuyor ardına bskmadan.Acelesi var tramvaya yetişecek..

İlk kez uçağa bindi ilk bindiği toplu taşıma aracı UÇAK!!
2.ci trenitalia
3. tramvay italia
4. otobus milan

komik oldu..
Ama buralarda kolaydı..Turkiyede yine deneyemem çook kalabalık bizimki durdugu yerde durmaz kaybolur o kalabalıkta..
:)
Posted by Picasa

23 Temmuz 2011 Cumartesi

BEBEKLE İTALYA SEYAHATİ NASIL GEÇİYOR?

Siloe'deki 2 odalı hayatımıza, kolay yaşantımıza acayip alıştık. Ne ypacagız edeceğiz ocos bişey yiyecek mi diye korkarken. Ocos'un iştahı açıldı(maaşallah diyip dilimi ısırayım!)
Burada sabahları sahanda yumurta,peynir ekmek yiyor!! Öğlenleri italyan makarnaları ve kaşarlı sebze yiyor..Akşamları da ne yese doymuyor!! Buranın biskuvi ve mamalarını da begendi!!
Ee bana çekmiş heralde bi 10 kg alıp geleceğim. İtalyanların mutfagı süper. Sirkette bol cesit de mevcut primi seconda piatti derken dünyayı yiyoruz oğlenleri aa ama ekmek yemiyorum. Ekmek yerine hergun başka bir pizza seciyorum!!:))

Babamıza gelince bebek bakımında üstüne yokmuş, ama kendi yorgunluktan şikayetçi..Aa olsun o kadar dimi??
Hmm..Kısacası buralarda Hersey yolunda..:)


MİLAN BICOCCA ADIMIM
Posted by Picasa

15 Temmuz 2011 Cuma

İTALYA İŞ SEYAHATI HAZIRLIK..

YARIN SABAH UÇAKTAYIZ EVET, VE VALİZLER TOPLANMIYOR ÇÜNKÜ BEN EVDE KEYİF ÇATIYORUM...
:))

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Ve sonunda gidiyoruz..

Cumartesi İtalya yolculuğumuz başlıyor. Acayip korkuyorum. Anne olmak ne zormuş, dahası çalışan anne olmak dünyadaki -bence- en zor iş. 
Cumartesi yola çıkıyoruz ama her tatile milyonlarca valizle giden ben 2 hafta için sadece 1 valiz götürecekmişim. (eşim dedi!)
Nasıl yapacağım bilmiyorum. Ocos'un eşyaları bile 1 valiz eder..:)
2 tane de bana:P Ucos taşısın!! Yok yok, biliyorum zor olacak. 

  • Oncelikle Ocos'a bir baston puset alacağız, belki buna oturur da ben italya'da işteyken o da babasıyla gezer! Ben yokken oto koltuğu ve bebk arabasına oturduğu rivayeti var..
  • Ona bir valiz
  • Bize bir valiz.. yeter tabi.
Gel gör ki, hafta sonu nöbette olduğumdan daha 1 valize konacak eşyaları bile yıkamadım.. Uff stres..
Akşam eve gidince sadece bacaklarımı uzatmak istiyorum. Saçlarımı kestirdim, henüz boyatamadım. Bu gece hepsini yapacağım en azından boya ve çamasır yıkama işini..
Olmazsa Cuma izin alıp o gun, son gun evi darmadagın edip valiz hazırlarım? Hem Buyuk Patrona sunumdan da kurtulurum:))

Asıl macera ömerle uçakta başlayacak.. Blogcu anne ve diğerlerinin bahsettiği insan olmak istemiyorum.. Aslında öcos huysuzluk yapar ve beni dinlemez, o yuzden de etraff aa anneye bak bir cocugu susturamadı der ve ben sorumsuz sanılırım.

Bence cocuklar dogustan ya sakin ve soz dinleyen yada tabiri caizse "yırtık" oluyor. Yetiştirme diye birşey yok en azından ilk 3 yaş boyunca.. Çünkü öcos dogdugu ilk gun de boyleydi..

Uçakta hadi idare ettik, sonrası araba olmayan bir yabancı dünya.. Cook korkuyorum arabada oyle boyle sakinleştiriyorduk..Memme memme diye başlayınca da.. Şimdi otobusle Bergamo'dan Milan!a yol biter mi? Daha önceki gidişlerimde hep Malpensaya gitmiştim orada da tren alternatifi var ki, o Öcosla gidilesi birşeydi. Ama burayı göreceğiz bakalım..


Bu kaçıncı yurtdışım. Norveç, Almanya, Damimarka,Hollanda, İspanya, İtalya ama İlk defa ailemle yurtdışına çıkıyorum!
Çook heyecanlıyım ve tüm sorumluluğu omuzlarımda:))

Bana şans dileyim.. Dönünce maceralar gırla :P

12 Temmuz 2011 Salı

Doğal "nude" Makyaj..


"Nude" Makyaj
Pudra makyajınızı tamamlayacak, cildinizin mat ve kusursuz görünmesini sağlayacaktır. Estetik olması için hafif ve ince uygulayınız. Cilt renginize göre cilde şeffaf görüntü veren pudra seçmelisiniz.Allık yüz hatlarınızı değiştirme özelliği taşımaktadır. Dolayısıyla uygularken çok dikkatli olmalısınız. Daha taze görünümlü bir cilt için önce gülümseyiniz ve fırçanızı çembersel bir biçimde yanaklarınıza yukarı doğru devam edicek şekilde sürünüz. Zemine hafif bronzlaştırıcı bir ton uygulamanız elmacık kemiklerinizi belirginleştiricektir.
Siyah rimel yerine kahverengi rimel doğal görünümünüzü artıracaktır. Rimelin çok fazla uygulanmamasına dikkat ediniz. Kirpiklerinizin uçlarına daha yoğun köklerine ise daha hafif uygulamanız gözlerinizi daha güzel gösterecektir.. Alt kirpikleriniz için renksiz rimeli tavsiye ediyoruz.


Dudaklarınızın pul pul görünmemesi için dudak nemlendiricisi kullanmalısınız. Doğal görünümlü makyajınızı dudak kremiyle tamamlayabilirsiniz ama illa da ruj sürmek istiyorsanız daha çok kum rengi tonlarını tercih etmelisiniz. Hatta dudaklarınızın kalın görünmesini istiyorsanız dudak parlatıcısını da tercih edebilirisniz.

Doğal görünümlü makyajda doğal renkli göz makyajı uygulanmalıdır. Mesela bazı tenlere kahverengi gölgeli pembe tonu, açık şeftali tonu hatta açık mavi ve açık gri tonu oldukça doğal duracaktır. Göz makyajınızın bozulmasını engelleyecek özel ürünler kullanmanızı öneririz.

2011 yılının her mevsiminde en trendy makyaj çeşitleri arasında yer alan doğal görünümlü makyaj, özgüveni artırıcı olmasının yanında pratik ve esnek oluşundan ötürü stil sahibi bayanlar ve modacılar tarafından tercih ediliyor.



Doğal görünümlü makyajın kolay yapıldığı düşünülse de, o kadar da kolay olmadığını vurgulamalıyız. Pürüzsüz ve berrak bir cilde ulaşmak ve cilde şeffaflık kazandırmak bu makyajın en önemli özelliğidir.. Unutmayın doğal görünüme ulaşmak, cildinizin lekelerini kapamak ve şeffaf görüntüsünü sağlamak için yapılan makyajda; tende kalın bir tabaka oluştuğu takdirde tam tersine doğal görünümden uzaklaşılır. Çünkü doğal görünümlü makyaj yapmak daha az makyaj yapmak anlamına gelmez. Renklere ve ürünlere daha çok dikkat etmemiz gerekir.

..
Moda Şovlarında "Nude'' Makyaj...

Giorgio Armani ve Stella Mccartney'in defilelerinde doğal görünümlü makyajı tercih eden modacılardan. Özellikle Stella Mccartney'in yapılan makyajlarda çok hafif bir allık ve minimum sürülen rimelin dışında hiç bir ürün kullanmayı tercih etmediğini söyleyebiliriz. Fakat her iki ünlü modacı da 2011 sonbahar koleksiyonunu tanıttıkları defilelerinde doğal görünümlü makyajı tercih etselerde, sizlerinde kolaylıkla uygulayabileceğiniz gözlere sürülen siyah ve ıslak bir rimel ve eyeliner ile fark yaratabilmişler. Bu da bize makyajda en ufak bir dokunuşun nedenli büyük farklılıklar yarattığını gösteriyor.

Kaynak: Brandmaillive



10 Temmuz 2011 Pazar

Sonunda korktuğum oldu! Bakıcısına "anne" dedi.. :..(

Bugün gerçekten üzgünüm.

Sabah erken saatlerde kalktık, çünkü işe gelmem gerekiyordu. Bu şirkette , sevmediğim birşey varsa o da her hafta birimizin nöbete gelme zorunluluğu..Ayda tüm hafta sonu geleceğime şefimle konuşup 2 haftada 1 bir haftasonu günü gelmeye karar verdik. Bebek ile zorluk olduğundan..
Gel gör ki o  kadar zor oluyor ki.. Ben hala Alışmadım. Çok bilmiş demişti ki 18 ay civarı herşey normalleşiyor.
Bana normalleşemiyor. Ruh gibiyim, işte, evde özel hayatımda.. Sadece bebeğime ilgi gösteriyorken artık herşey üstüme yıkılıyor..
Moralim bozuk.. Çünkü bu sabah bakızı teyzemiz geldiğinde Ocos kapıyı açıp aa kim gelmiş bak dediğimde "Anne!.." dedi..

Yıkıldığım andır. Birşey diyemiyorum. 
Son nokta..

Not: neden dedi bilmiyorum bana mı dicekti yoksa kadın ona sürekli annemmm diyor ondan mı yoksa hep onlar kapıda beni karşılarkenn aaa kim gelmiş deyip anneee diyorlardı akşamları ondan mı bilmiyorum.. Ama hepsi benim kandırmacam.. Değişen birşey yok korktuğum başıma geldi.. Sabahtan beri işteyim hem de ağlıyorum. Bütün vaktini onla geçiriyor, hafta sonu nöbetteyim.. Erkenden yatırıyoruz düzeni bozulmasın diye evde işler beni bekliyor..Uf uf,

Hayatım b.mb.k!

imza: hiç kimse

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Lüfer, hamsi, kalkan / daralıyor zaman...

Lüfer, hamsi, kalkan / daralıyor zaman...: "“Seninki kaç santim?” kampanyası yarım milyon insanın desteğiyle devam ediyor. Denizlerimizin ve balıkların geleceği için, iş işten geçmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."

1 Temmuz 2011 Cuma

uzun bir aradan sonra merhaba...2

Gece saat henüz 10. Saat 8 gibi uykum geldi bebeğimi uyuttum. Bugün zor ve yorucu birgün oldu.
Uzun zaman oldu yoğunluk ve koşturmacadan birşey yazamıyorum kendime dair. Bu hafta sanırım nöbetim yok, bu saat oldu hala kesinleşmedi..Haftaya mutlaka var, sonraki 3 haftasonu Italyada olacagız..Yurtdışı konusunda cok korkuyorum.Tereddutum ocosla ilgili..Nurturiada biraz okudum gidenler sorun olmadı diyorlar, ama ocos biraz degisik tepkiler verebilen bir cocuk. Korkum ondan. Sonrası iste ne olur bilmiyorum. Hala her sabah zorlanıyorum.
Hayat gunler geciyor oglum hergun biraz daha buyuyor.
Yazmak istediklerimi yine yazamadım cunku çok uykum var, bebişimi ben uyuyayı diye erkenden uyuttum şimdi ona haksızlık olmasın bana da o sabahın köründe kalkınca yazık olmasın :))

BE YOU OWN BOSS

BE YOU OWN BOSS
BE ENTERPRENEUR, EARN MONEY

Labels

bebek (40) bakıcı (8) bakıcı devir işlemleri (8) doğum (8) işe başlamak (7) bebeğim (6) doğumgünü (6) işe dönmek (6) anne özlemi (5) girişimcilik (5) annelik (4) baby (4) bebek oyunları (4) emzirme (4) hamilelik (4) işbaşı (4) montessori (4) orff (4) çalışma (4) çocuk (4) Chicco Polly (3) annemi istiyorum (3) aşk (3) beklemek (3) children (3) doğum izni (3) evde kalmak (3) for mom (3) girişim (3) izmit (3) mutluluk (3) zeka (3) ömer (3) 15 ay (2) 6 ay (2) Formula 1 (2) aile (2) aktivite (2) alerji (2) araba (2) astim (2) bayram (2) bebek hareketleri (2) bebekle tatil (2) bilim (2) blog (2) cocuk (2) destek (2) deterjan (2) doğum sonrası (2) evde başbaşa (2) evlilik (2) hayat (2) hikaye (2) iş sanat (2) kendime dair (2) kids (2) küçük insan (2) okul (2) oyun oynama (2) parti (2) pazar (2) pick up (2) reasons to have children (2) sabun (2) son gün (2) turkey (2) yatak (2) yenge (2) yeni haberler (2) yetenek (2) İŞ (2) 0-3 years (1) 12 ay (1) 1215 (1) 17 Şubat (1) 2010 (1) 27 eylül (1) 7 ay (1) 9 ay (1) ADD (1) AFS (1) BRANDMAIL (1) Bulent Madi (1) CIA (1) DEGISIMI (1) DOĞAL MAKYAJ (1) Ferrari (1) Fila Motion 9 (1) H1N1 (1) IRAZ (1) KULTUR (1) LOVE (1) NUDE (1) OGRENCI (1) PUPA (1) TURK (1) Türkiye'de (1) VAKFI (1) Yaş otuz (1) affet (1) agaç (1) all star (1) alternatif eğitim (1) altı aylık (1) anaokulu (1) anksiyete (1) arada kalmak (1) arasta (1) arkadaş (1) astım (1) atölye (1) avusturya lise (1) ayrılma fobisi (1) ayrılma ile başa çıkma (1) ayrılma kaygısı (1) aşı (1) babycenter (1) başarmak (1) bebek ayakkabı (1) bebek bezi (1) bebek odası (1) bebek sahibi olmak (1) bebekle yurtdışı (1) bebeğimi bırakmak (1) bebiş (1) bekarlık (1) beklediğim an (1) belgesel (1) berbat sipariş (1) bezi (1) birthday (1) blogspot (1) bronsit (1) burak büyükdemir (1) burger king (1) business plan (1) buğday (1) canlı yayın (1) canım (1) censor (1) chicken (1) coach (1) converse (1) darıca (1) deneyim (1) dernek (1) devam (1) devrim (1) değer (1) değiştirme (1) diaper (1) dikkat bozukluğu (1) discipline (1) diş buğdayı (1) diş hediği (1) dj (1) dogumgunu (1) doktorum (1) domuz giribi (1) doruk (1) doğa dostu (1) doğum günü (1) dönüm noktası (1) düzen (1) e-ticaret (1) e-tohum (1) edirne (1) education (1) egitim (1) emerek uyuma (1) enerji (1) enterpreneur (1) eskişehir (1) esra (1) esumom (1) evlendik (1) evlenmek (1) ezel (1) eğitim dostları (1) fabrika (1) feng shui (1) firsat (1) geldi (1) geliştirici (1) geliştirme (1) gezi (1) giden (1) girls (1) gitme vakti (1) gitmek (1) gizem (1) global warming (1) goethe (1) goran bregovic (1) grow (1) grubu (1) hafta hafta (1) haftasonu (1) hafıza (1) haklari (1) hammaddeler.com (1) hanımın (1) hasta (1) hastalık (1) hayat hikayem (1) hayvanat bahçesi (1) hayır (1) hedef (1) hedik (1) hediye (1) herşey (1) heyecan (1) hiperaktif (1) hiperaktivite (1) his (1) hobi bahçesi (1) home office (1) hıdırellez (1) icat (1) indu (1) ipek (1) israil (1) istemek (1) istemiyorum (1) italya (1) iş planı (1) kader (1) kadin (1) kahvaltı (1) kahve (1) kalem (1) kalorifer (1) kangoo (1) karada (1) karanfil (1) keskin (1) konser (1) konu (1) kosgeb (1) kostum sitesi (1) krep (1) kurban (1) küresel ısınma (1) kütahya (1) kıpırtı (1) kış (1) lamba (1) lastik (1) life (1) like (1) lisans (1) lohusa (1) lohusalık (1) mama sandalyesi (1) marmaray (1) merkez (1) merkezi (1) midpoint (1) milano (1) mimar (1) mucize (1) mumpreneur (1) mühendis (1) mümkün mü? (1) müzik (1) nefes (1) nikah (1) ninni (1) nişan (1) norveç (1) nurturia (1) ocos (1) oncesi (1) onur erol (1) open blog (1) oyun (1) oğlum (1) paktuna (1) park (1) pasaport (1) pedagoji (1) peer gynt (1) piano (1) picasaweb (1) plan (1) plus syn (1) polymer (1) premature (1) psychology (1) put down (1) ralli (1) referandum (1) reform (1) robinson (1) rocker (1) sabiha (1) sabunagaci (1) sabunagacı (1) salıncak (1) sanayi (1) sapanca (1) sayi (1) schulwerk (1) science (1) science at home (1) secret (1) seminer (1) seyahat (1) sigara (1) sir (1) site (1) soapnut (1) soguk (1) sonbahar (1) sosyal medya manyağı (1) squidoo (1) stumble (1) sultanlık (1) sunnet (1) sürüş (1) tahta (1) temizlik (1) ticaret (1) tips (1) toddler (1) toros (1) tracy hogg (1) tumbletots (1) tuzlu (1) twinkle (1) uyku (1) van (1) vinç (1) vücut (1) waldorf (1) walker (1) yahyakaptan (1) yanar (1) yapmak (1) yaprak (1) yaratıcı (1) yaratıcılığın gelişmesi (1) yardım (1) yarı doğumdünü (1) yarı yaşgünü (1) yatır kaldır (1) yeni yıl (1) yer yatağı (1) yoğurt (1) yurtdışı (1) yüksek lisans (1) yıldönümü (1) yıldız (1) zaman (1) zeynep (1) ÜZE (1) çarşaf (1) çiftliği (1) çin astrolojisi (1) çin falı (1) çocuk program (1) çocuk sahibi olmak (1) çocuklar (1) çocuğu (1) çocuğuma dokunma (1) öksüz (1) öss (1) özlemek (1) ülke (1) üretim (1) üstün (1) ıspanak (1) ısparta (1) ışık (1)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı