5 Aralık 2011 Pazartesi

Farklılıkları dikkate almamak erken tanıyı geciktiriyor

Farklılıkları dikkate almamak erken tanıyı geciktiriyor

Uzmanlara göre, en verimli öğrenme okul öncesi dönemde yaşanıyor. Çünkü, beyin gelişiminin yüzde 99'u 6 yaşa kadar tamamlanıyor. Bu dönemde çocuğun fiziksel, bilişsel, duygusal, dil ve sosyal gelişiminde önemli adımlar atılıyor. Kolay iletişim kuran, problemlerini kendi çözen, yaşına uygun zeka başarısı gösteren çocuklar, sağlıklı olarak görülüyor.

 

Prof. Dr. Ümran Korkmazlar, aşırı koruyucu tutumların, ilgi ve sevgi eksikliğinin, sık bakıcı değişiminin çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkilediğini vurguluyor. Çok oyuncağa sahip olan çocuğun da odaklanmada sıktıntı yaşayabileceğini belirtiyor. Korkmazlar, "Farklı gelişen çocukların daha fazla ilgiye ve desteklenmeye ihtiyacı var. Aileler bu konuda bilinçli olmalı. Öğretmenlere ise kendilerini yenileyecek eğitimler verilmeli" diyor. İşte okul öncesi eğitim, farklı gelişimin nedenlerini ve çözümleri.

 

* Çocuğun diğer çocuklardan farklı geliştiği ne zaman anlaşılır?

 - Gelişim anne karnında başlıyor. Beyin gelişiminin yüzde 99'u ise 6 yaşında tamamlanıyor. Bu nedenle okul öncesi dönemdeki farklılıkların tanınması ve geliştirilmesi çocukta önemli bir rol oynuyor. Genelde çocuğun farklı geliştiğini en erken anneler fark ediyor. Ama gelişim süreçleri iyi bilinmediğinden yardım alma konusunda gecikme sıkça yaşanıyor. Daha erken, ilerde gelişir gibi düşünceler nedeniyle en değerli zamanlar kaybediliyor.

 

* Farklı gelişen çocukların eğitimine yönelik neler yapılmalı?

 - Bireyselleştirilmiş özel eğitimler uygulanmalı. Psikososyal desteklerle de çocuğun gelişimine katkı sağlanabilir.

 

* Aileye düşenler neler?

 - Aileler, çocukların erken gelişim dönemlerinde herhangi bir farklılıkla karşılaştıklarında mutlaka bir uzmana başvurmalı. Bu farklılıkları dikkate almamak, geçer diye düşünmek erken tanı ve müdahale şansını kaçırmalarına sebep olabilir. Bu da gelişim sürecini olumsuz etkiler.

 

* Öğretmenlere düşenler neler?

 - Öğretmenlerin sınıf ortamında gözlem yapmaları ve herhangi bir farklılığa karşı duyarlılıkla yaklaşabilmeleri gerekiyor. Unutmamak gerekiyor ki her çocuğun farklı alanlarda yetenekleri var. Farklı gelişim özellikleri gösteren çocukların da başarılı oldukları, kendilerini iyi hissettikleri alanlar olabiliyor. Öğretmenlerin bu alanları keşfedip, çocukları bu yönden desteklemeli.

 

Farklılıklara uygun davranılmalı

 

* Çocuğun becerilerini geliştirmek için neler yapılmalı?

 - Çocuğun başarılı olduğu gelişim alanlarını tespit edip, onu bu alanlarda desteklemek gerekiyor. Bu alanlar kimi zaman sosyal beceri, bilişsel beceri, dil gelişim alanları olabiliyor. Çocuğun ilgili olduğu alanlara yönelik bolca aktivite yapılmalı. Becerilerin üstüne gidildikçe gelişim daha çabuk ve kolay olur.

 

* Çocuğa yaklaşım nasıl olmalı?

 - Hem sınıf, hem de aile ortamında çocukların farklılıklarına uygun davranılmalı. Onların özelliklerine göre yapabilecekleri verilmeli. Çocukların çabaları dikkate alınmalı. Olumlu geri bildirimlerle desteklenmeliler.

 

* Farklı gelişimin çeşitleri neler?

 - Gelişim birçok alana yayılmış bir durumdur. Gelişime baktığımızda dil gelişimi, bilişsel gelişim, motor gelişim, sosyal-duygusal gelişim alanları karşımıza çıkar. Farklılık bu alanlardan birinde ya da bir çoğunda olabilir. Bu nedenle çocukta her zaman tek tip bir farklı gelişimden bahsetmek mümkün değil.

 

* Türkiye’de bu çocuklara ne gibi imkanlar sunuluyor? Dünyada bu anlamda neler yapılıyor?

 - Türkiye’de bireyselleşmiş eğitim programlarıyla çocukların her alandaki farklıları tespit ediliyor. Bu bağlamda eğitim uygulanıyor. Ancak bunun yanında farklı gelişim kavramı gerek sosyal ortamda, gerekse eğitim alanında tam anlamıyla tanınmadığından çocuğun gelişiminde eksiklikler ortaya çıkabiliyor. Dünya’da ise hem eğitim, hem de sosyal alanda bu çocukların daha fazla hakları var. Batı ülkelerinde gelişimsel farklılıklar tespit edildiğinde çocuk eğitim, iş hayatı, sosyal hayat anlamında devlet tarafından destekleniyor.

 

* Bu çocuklar için okul öncesi eğitim önemli mi?

 - Çok önemli. Farklı gelişim gösteren çocuklara erken tanı ve müdahalede bulunulursa, uzun vadede davranışsal, duygusal sorunlar ve öğrenme sorunları en aza indirgenir. Bu da çocuğun farklı ortamlarda bulunup, fark edilmesiyle birlikte gerçekleşir.

 

***

 

Okul öncesi dönem gelişimin en kritik dönemi

 

Okul öncesi dönemin çocuğun bilişsel, sosyal, duygusal, dil gelişimi için en önemli dönem olduğunu belirten Prof. Dr. Ümran Korkmazlar, bu çağda çocuğun uyarılar alarak kendini geliştirdiğini söylüyor. Korkmazlar, "Çocuğun ihtiyaçlarına doğru cevap vermek çocuğun gelişimini olumlu yönde etkiler. Okul öncesi dönem, çocukların hem bireyselleştikleri, hem de sosyal ortamda kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam. Çocuk bu ortamda kendi yapabildiklerinin farkına varır. Gelişim dönemlerinde, çocuklar kendi bireysel farklılıklarına göre davranır. Bu farklılıklar da yeteneklerini oluşturur. Bu nedenle öğretmenlerin çocukların gelişim dönemlerini, bu dönemlerde nelere ihtiyaçları olduklarını, normal ve normal dışı davranışları bilmeleri gerekir. Çocukların bireysel farklılıklarına daha fazla önem verilerek eğitimin sunulması gerekiyor. Öğretmenlerin çocukların ihtiyaçlarına göre davranabilmeleri için de bu alanda daha fazla eğitim almaları sağlanmalı.


Yazan: Sebnem Arat

www.hurriyetegitim.com

4 Aralık 2011 Pazar

Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

Değerli Grup Üyeleri,
15 Ocak 2012 tarihinde merkezimizde Uzm. Psk. Dan. Filiz Çetin eğitmenliğinde "Çocuk Merkezli Oyun Terapisi Eğitimi" düzenlenecektir.  ayrıntılı bilgi aşağıda ve ekte yer almaktadır. İlgilenenlerin merkezimizi aramalarını rica ederiz.

Seda Özensoy
Eğitim Uzmanı


Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

Uzm. Psk. Dan. Filiz Çetin

15 Ocak 2012

Oyun çocuğun işidir. Kendini ifade edebilmesi için kullanıldığı doğal bir araçtır. Terapi ortamında da çocuk özlemlerini ve beklentilerini oyun yoluyla dışa vurabilir. Oyun terapisi adı verilen yaklaşımın farklı bir çok uyhulaması vardır. Bunlar arasında etkinliği 3-10 yaş arası çocuklarla yapılan çalışmalarda ortaya konan çocuk merkezli oyun terapisi yaklaşımı oldukça uzun bir geçmişe sahiptir. 1940 yılında Virginia Axline'ın geliştirdiği prensiplere dayanan hümanistik ve yönlendirilmemiş olan bu yaklaşım, uygun bir ortam sağlandığında çocukların sağlıklı olarak gelişim göstereceklerini savunur. Terapist belirli sınırları çizerek çocuğa istediği gibi karar vermesine izin verirken, onu olduğu gibi kabul ederek ilişki kurmaya çalışır. Bu süreçte çocuk duygu, düşünce ve deneyimlerini oyun yoluyla güvenli şekilde ortaya koyabilme fırsatı bulur.

 

 

“Çocuk Merkezli Oyun Terapisi” çocukların,
- iç dünyalarını ve yaşadıkları sıkıntıları anlamalarını
- psikososyal gelişimlerini sağlıklı şekilde gerçekleştirmelerini
- yaşadıkları sorunlarla ilgili problem çözme yollarını
keşfedebilmelerini sağlar.
 

Çocuk Merkezli Oyun Terapisinin yardımcı olduğu konular


Saldırgan davranışlar
Kaygı ve korkular
Aşırı çekingenlik
Davranışsal gerileme
Özgüven ve sosyal beceri sorunları
Uyku, yemek ve tuvalet sorunları

Zihnin cinsel davranışlarla aşırı meşgul olma
Ailede yaşanan değişimlere uyum sağlamada yaşanan sorunlar
Fiziksel nedeni olmayan mide bulantıları,  başağrıları gibi rahatsızlıklar


Çalışmanın içeriği:


-    Çocuk merkezli oyun terapisinin prensipleri ve hedefleri
-     İlişkinin Gücü: Güven ve kabul ortamını yaratmak
-    Oyun odasının özellikleri ve çocuğun kendini ortaya koymasını sağlayacak oyuncakların seçimi
-    Terapi becerileri: Yapılandırma, empatik dinleme, hayalioyuna girme ve sınır koyma

-Terapide meydan okuyucu süreçler: sessiz çocuk, saldırgan çocuk, odaya girmek istemeyen çocuk, oyuncakları evine götürmek isteyen çocuk, vb. gibi.

- Oyun temalarının tanımlanması ve yorumlanması
-  Okul ortamında oyun terapisi uygulamaları

Çalışma şekli: Bilgi paylaşımı, video gösterimi, rol canlandırma, tartışma. (video gösterimlerinin bazılarının dili ingilizcedir.)

 

Çalışmanın süreci: Bir günlük bu çalışmada katılımcılar Çocuk Merkezli Oyun Terapisi'nin prensipleri ve uygulanması hakkında başlangıç seviyesinde bilgi edineceklerdir.  Yapılan uygulamaları tartışmak ve konuyla ilgili ileri düzeyde eğitim almak isteyenlerle süpervizyon grup çalışmalarına devam edilecektir.


 

Çalışmanın süresi: 10.00-16.30 ( Bu süre içinde 1 saatlik yemek molası
ve iki defa 15 dakikalık kahve çay molaları verilecektir. Eğitim, net 5 saattir)

 

Eğitim Ücreti: 250 TL+KDV

Katılımcılar: Psikoloji ve psikolojik danışmanlık bölümü son sınıf öğrencileri, mezunları, çocuklara bireysel terapi ve danışmanlık yapan uzmanlar 

 

Katılım için: 312 4181049

 

Bu eğitim programları ve içerikleri Amerika'nın oyun terapisi konusunda en yetkili isimlerinden Dr. Rise VanFleet ve Family Enhancement Therapy (www.play-therapy.com) tarafından

 önerilmiştir.
Her eğitim programının sonunda katılım belgesi verilecektir.
Çocuk Merkezli Oyun Terapisi Eğitimi hakkında daha fazla bilgi almak için aşağıdaki bağlantıdaki videoyu izleyebilirsiniz:
www.nisanpsiko.com/?Content=36&NewsId=45

http://www.youtube.com/watch?v=FdqKlimn- I&p=F2DCC41968C94A2F&playnext=1&index=1

 

 Eğitimci: FİLİZ ÇETİN, Uzm. Psikolojik Danışman.

1999 yılında Boğaziçi Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programında "Çocuklarda Sosyal Beceriler" konusu üzerine hazırladığı tez ile uzmanlık derecesini almıştır. 2000 yılından itibaren Nisan Psikolojik Danışma Merkezinde duygusal ve davranışsal sorunları olan çocuklar ve aileleri ile çalışmaktadır. "Araştırmadan Uygulamaya Çocuklarda Sosyal Beceriler ve Grup Eğitimi" kitabının yazarlarındandır.

Londrada York Universitesinin yönlendirilmemiş oyun terapisi, Dr. Rise VanFleetin filial terapi ve Chicago Theraplay Ensititüsü nün theraplay eğitimlerini almıştır.

Nisan Psikolojik Danışma Merkezinde anne babalara çocuklarıyla oyunoynayarak ilişkilerini nasıl güçlendirebilecekleri konusundaseminerler vermiştir. Ayrıca İstanbul ve Ankarada "Çocuk MerkezliOyun Terapisi" eğitimlerini vermiş ve uygulama çalışmalarını yürütmüştür. 2009 senesinde Nisan Psikolojik Danışma Merkezinde Dr.Rise VanFleet ile yürüttüğü Filial Terapi Çalışmasının sonunda Filial Terapi Eğitmeni olarak çalışmalarına devam etmektedir.

 


Olgu Psikolojik Danışma Merkezi
www.olgupsikoloji.com
312- 418 10 49

Ulkemin Digerleirnden YETENEK ESREF ARMAGAN:

Eşref Armağan, üstün yetenekli bir Türk ressamdır. Eserleri hem Türkiye çapında, hem de yurt dışında çeşitli sergilerde yer almıştır. 

Geçmişte İtalya'dan bir süre önce de Şangay Büyükşehir Belediye Başkan'dan davetler almıştır. Birçok kereler hem Türk televizyon kanallarında hem de CNN ve BBC gibi kanallarda adından söz edilmiştir.

Eşref Armağan doğuştan görmez olan bir ressamdır. Hiç bir zama...n gün batımını, baharda yeşeren, çiçek açan doğayı, renklerini göremedi. Tuttuğunu koparan, mücadeleci kişiliği ona, duygularını dile getirbilmek için ses, bir anlamda da görmek için göz kazandırmıştır. 

Görmeden bu kadar mükemmel eserler ortaya çıkaran bır dehanın eserleri karşısında büyülenmemek elde değil. 

Bundan 52 yıl önce İstanbul'da, Fatih'nin çok mütevazı mahallelerinden birinde, dünyaya gelir. Eşref, ne çocukken ne de yetişkin çağda hiçbir öğrenim görmedi. Kendi kendine yazmayı öğrendi. Eşref, bütün gün babasının dükkanında baca boruları keserek babasına yardım ederdi, boş zamanını da resim çizerek geçirirdi. 6 yaşındayken kalem ile kağıt üzerine çizmeyi, 18 yaşında ise önce parmakları ile kağıt üzerine, sonra da kartona yağlı boya ile resim yapmaya başladı. Yağlı boyadan akrilik boyaya ve tuale geçti. Elleri artık onun gözleri olmuştu. Görmemesine rağmen çizdiklerinin bu denli gerçeği yansıtması, resim yapmanın onda bir tutkuya dönüşmesini sağladı. 

Bütün dahilerde olduğu gibi Eşref'teki bu zeka da olağanüstü birşey. Eğitim görmemiş olması ona, kendisi gibi ihtiyacı olan, bir şeyler yapma arzusunda olan birçok kişiye bu işin sırrını ya da kendi kendine öğrenme metodlarını aktarabilme imkanı vermiyor.
http://www.youtube.com/watch?v=8QUOy83po60


Visit my site EKC at www.sabunagaci.com

Tavsiye kitap : Bilinçli Tüketiyorum

Günümüzde, dünya nüfusunun artışı, yaşam tarzlarımızın değişimi ya da iyileşmesi ve reklamlar bizi daha çok üretip daha çok tüketmeye teşvik ediyor.
Bu tüketim yarışı endişe verici çünkü doğal kaynaklarımız tükeniyor; hava, su ve toprak kirleniyor; atıklarımızı ne yapacağımızı bilemiyoruz ve fakir ülkelerle zengin ülkeler arasındaki eşitsizlik gitgide büyüyor. Eğer tüm dünya gelişmiş ülkelerdeki insanlar gibi yaşasaydı, ihtiyaçlarımızı karşılamak için
iki gezegene daha ihtiyacımız olurdu.
Bu kitap sana satın aldıklarının çevre üzerindeki etkilerini, nasıl daha iyisini, daha doğru yerden satın alabileceğini ve bilinçli bir tüketici olursan dünyanın nasıl daha yaşanabilir bir yer olacağını
anlatıyor.

Sadece bir gezegenimiz var. Onu çocuklarımıza ve torunlarımıza iyi durumda bırakabilmemiz için korumamız gerek.

Kitabın içerik ve sipariş bilgileri için: http://bit.ly/t1xQcp


Visit my site EKC at www.sabunagaci.com




Çocuklarda Uykusuzluk Aşırı Hareketliliğin Habercisi

Çocuklarda ortaya çıkan aşırı hareketliliğin her zaman hiperaktiviteden kaynaklanmadığı ortaya çıktı.Çocuklarda ortaya çıkan aşırı hareketliliğin her zaman hiperaktiviteden kaynaklanmadığı ortaya çıktı.Çoğu durumda çene ve boğaz bölgesindeki sorunların yol açtığı uykusuzluk da hiperaktivite bozukluğuna çok benzeyen belirtilerin ortaya çıkmasına yol açabiliyor. 

 

Yerinde duramama ve konsantrasyon bozukluğunun her zaman “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu” (DEHB, ADHS ya da ADHD) olarak bilinen rahatsızlıktan kaynaklanmadığı, bu duruma uykusuzluk sorununun da yol açabileceği belirtildi. Almanya'nın Köln şehrindeki Porz am Rhein Hastanesi'nin Çocuk Hastalıkları Kliniği Başhekimi Alfred Wiater, hiperaktivite belirtileri gösteren çocukların yüzde 25'inde bu belirtilere ADHS'nin değil uyku bozukluğunun yol açtığını söyledi. 

 

Uykusuzluğun yetişkinlerde gündüzleri yorgunluğa yol açarken, çocuklarda motorik aktivitelere ve aşırı hareketlere neden olabildiğini söyleyen Wiater, çoğu durumda çene ortopedisi uzmanı ya da kulak burun boğaz uzmanına görünmenin sorunu gidermede yardımcı olabileceğini ifade etti. Wiater, gırtlak ve bademcik büyümesi ile çene yapısındaki bozukluklar nedeniyle dişlerini yanlış basmanın nefes almayı güçleştirebildiğini ve derin uykuyu engellediğini ifade etti. Ebeveynlerin çocuklarının uykusunu gözlemleyerek, horlayıp horlamadıklarına dikkat etmeleri gerektiğini ifade eden Wiater, “Ailelerin yaygın şekilde 'babası da horluyor zaten' düşüncesiyle bu sorunu hafife aldığı görülüyor. Çocuklar ne kadar erken tedavi edilirse ilerleyen yaşlarda da o kadar rahat ederler. Tedavi olmayan çocukların okul yaşamlarındaki başarısı belirgin şekilde azalıyor.” diye konuştu. 

 

Köln Üniversitesi'nin 13 bin çocuğu dört yıl gözlemleyerek yaptığı araştırmalarda, ailelerin üçte birinin çocuklarındaki uyku bozukluğunun farkında olmadığı ortaya çıktı. Çocukların uyku bozukluklarının diğer gerekçelerini ise ilkokul çocuklarının yüzde kırkında rastlanan kabus görme, uyurgezerlik ve diş gıcırdatma oluşturuyor. Wiater, ailelerin uyumadan hemen önce bilgisayar başına oturmaya, bilgisayar oyunu oynamaya ve televizyon seyretmeye izin vermemesi gerektiğini kaydetti. Çocukların her gün aynı saatte yatmasının çok önemli olduğunu ifade eden Wiater'e göre düzenli bir uyku ritmi ve yatmadan önce huzurlu bir ortamın sağlanması da son derece önemli. Wiater ayrıca çocukların arkadaşları arasında psikolojik tacize uğramasının da uykusuzluğa yol açan etkenler arasında artan oranda yer almaya başladığını belirtti.


Visit my site EKC at www.sabunagaci.com




YARATICI DRAMA ISTANBUL COCUK AKTIVITELERI ARALIK !

10 ARALIK CUMARTESİ

YARATICI DRAMA YÖNTEMİYLE KİTAP OKUMA ATÖLYESİ

HAZERFAN'IN İZİNDE… GÖKYÜZÜNDE

Yöneten: Özlem Seller

Yer: Yapı Kredi Kültür Merkezi, 1. kat, saat: 11.00-12.00

Arslan Sayman, Yapı Kredi Yayınları’nın yayımladığı Hezarfen’in İzinde… Gökyüzünde kitabında, büyük-küçük hepimizin bu ortak ve belki insanlık kadar eski düşünü, küçük kahramanımız Onat üzerinden anlatıyor. Hezarfen Ahmed Çelebi’ye ve Vecihi Hürkuş’a selam etmeyi de unutmuyor. Kitaptaki kahramanlar ise Cansu Kaykaç’ın güzel resimleriyle

varlık kazanıyor. 

Uçmak… Hepimizin düşü değil mi? Gökyüzünde kuşlar kadar özgür, bulutlar kadar hafif, yıldızlar kadar parlak olmak ister misiniz? Gelişim Atölyesi Genel Müdürü Özlem Seller size yol gösterecek… 7-9 yaş aralığındaki tüm çocuklar bu unutulmaz yolculuğa davetlidir…

 

Etkinliğimiz 7-9 yaş arası 24 çocuk ile sınırlıdır.

 Lütfen rezervasyon yapınız.

0212 252 47 00/503

 

 

17 ARALIK CUMARTESİ

YARATICI DRAMA YÖNTEMİYLE KİTAP OKUMA ATÖLYESİ

AYICIK İLE FARECİK'İN MACERALARI - YILBAŞI AĞACI

Yöneten: Özlem Seller

Yer: Yapı Kredi Kültür Merkezi, 1. kat, saat: 11.00-12.00

Belçikalı yazar ve çizer Gabrielle Vincent’ın 1980’li yılların başında yarattığı Ayıcık ile Farecik’in Maceraları sizi bambaşka dünyalara sürükleyecek… Özgün adı Ernest et Célestine olan ve yayınlandığı dönemde Avrupa’da büyük bir ilgiyle karşılanan Ayıcık ile Farecik, çocukların duygusal gelişimine önem veren hikâyeler anlatmasıyla dikkat çekici bir başyapıt…

 

Birbirinden heyecanlı altı maceraya Gelişim Atölyesi Genel Müdürü Özlem Seller ile “merhaba” demeye hazır mısınız?  4-6 yaş aralığındaki çocukları bu keyifli etkinliğe bekliyoruz…

Etkinliğimiz 4-6 yaş arası 24 çocuk ile sınırlıdır.

 Lütfen rezervasyon yapınız.

0212 252 47 00/503

 

PİRİNÇ LAPASI VE KÜÇÜK EJDERHA

17 Aralık Cumartesi

YARATICI DRAMA YÖNTEMİYLE KİTAP OKUMA ATÖLYESİ

Yöneten: Özlem Seller

Yer: Yapı Kredi Kültür Merkezi, 1. kat, saat: 12.15-13.15

Bir sabah uyanıp da her gün yaptığınız şeyleri tekrar etmekten sıkılırsanız ne olur? Her gün pirinç lapası yiyen, bir gün bundan sıkılan küçük ejderha, yeni keşiflerde bulunmak üzere yollara düşer. Sonunda, akşama sofrada yine pirinç lapası vardır karşısında… Hayatında pirinç lapasının yerini değiştiremese de, yeni dostlarıyla belki de hayatını değiştirecek küçük ejderhanın hikâyesi…

 

Küçük ejderha’nın sevimli maceralarını Gelişim Atölyesi Genel Müdürü Özlem Seller’le birlikte okumaya ve oynamaya hazır mısınız? Hayatınızı değiştirecek sihirli maceralara

5-7 yaş arası tüm çocuklar davetlisiniz!

Etkinliğimiz 5-7 yaş arası 24 çocuk ile sınırlıdır.

 Lütfen rezervasyon yapınız.

0212 252 47 00/503

 

 

24 ARALIK CUMARTESİ

YARATICI DRAMA YÖNTEMİYLE KİTAP OKUMA ATÖLYESİ

HAYALET GİŞE - MİLO'NUN AKIL ALMAZ SERÜVENİ

YÖNETEN: Özlem Seller

Yer: Yapı Kredi Kültür Merkezi, 1. kat, saat: 11.00-12.00

Canı sıkılan ve yapacak hiçbir şey bulamayan Milo'yu okuldan eve geldiğinde mavi bir paket beklemektedir. Göndericisi bilinmeyen pakette gidilmesi önerilen yolun girişine yerleştirilecek bir gişe, bir harita ve yolda lazım olabilecek birkaç parça şey vardır. Milo kutunun kendisine geldiğinden emin olamasa da direktifleri yerine getirip gişeyi ve yolu kuruyor, sonra da Sözcükkent'e doğru yola çıkar. Yolunun üzerinde önce Beklentiler Diyarı, sonra Bungunluk Diyarı var. Her biri ona Sözcükkent'e gitmeden önce edinmesi gereken tecrübeleri sunacaktır.

 

Kelimeler üzerine kurulmuş düşündürücü, öğretici ve eğlenceli bir masal dünyasında, canı çok sıkılan bir çocuğun serüveni! Gelişim Atölyesi Genel Müdürü Özlem Seller 9-14 yaşındaki tüm çocukları bu keyifli tecrübeye bekliyor. Davetlisiniz!

 

Etkinliğimiz 9-14 yaş arası 24 çocuk ile sınırlıdır.

 Lütfen rezervasyon yapınız.

0212 252 47 00/503

 

Visit my site EKC at www.sabunagaci.com


http://www.tweetadder.com/idevaffiliate/idevaffiliate.php?id=11286



Piyano Konseri Bu Hafta !

 Nobuyuki Tsujii Piyano Konseri (İstanbul'da)
 
 Geçen yıl Van Cliburn Uluslararası Piyano yarışmasında şampiyon olan genç piyanist Tsujii Nobuyuki ilk kez İstanbul’da konser veriyor. 

Tsujii Nobuyuki, 1988 Tokyo doğumludur. 1998 yılında 10 yaşındayken Osaka Yüzyıl Orkestrası ile beraber giriş yaptı, 2009 yılının Haziran ayında Amerika’nın Teksas Eyaleti’nde düzenlenen 13. Van Cliburn Uluslararası Piyano yarışmasında ilk kez bir Japon vatandaşı olarak şampiyonluk elde etti. Ve sonrasında uluslararası faaliyetlerini sürdürmektedir.

 
(Bu konser ile ilgili Biletler için BILETIX’in web sayfasını ziyaret edebilirsiniz.http://web03.biletix.com/anasayfa/TURKIYE/en)

Tarih: 9 Aralık 2011 Cuma Saat: 20:00 –
Yer: Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR)
(Darulbedayi Caddesi- Harbiye, Şişli, İstanbul, http://www.crrks.org/iletisim.asp)

 
 0 Bilgi İçin
Japonya İstanbul Başkonsolosluğu Kültür ve Enformasyon Bölümü
Tel: 
0212 317 46 00
Faks:
 0212 317 46 04
E-Mail: culture@jpcons-ist.com

URL:http://www.istanbul.tr.emb-japan.go.jp/
Facebook:http://www.facebook.com/Japonya.Istanbul.Baskonsoloslugu
 

Temel Hafiza Geliştirme Teknikleri Nelerdir?

Akrostiş Tekniği

Bir bilginin hatırda tutulabilmesi için, ilgili kelimelerin baş harflerinden oluşan kelime ya da anlamsız harfler grubuna akrostiş denir.

Sırasıyla, Dünya'nın en uzun nehirleri:

Mississippi
A
Nil
İ
Sarıırmak
A

Sırasıyla, Türkiye'nin en uzun nehirleri:

Kızılırmak
A
Fırat
E
Sakarya

Bu sistemde, verilen kelimeler arasında sırasıyla, çarpıcı, ilginç, olağanüstü bağlantılar kurularak, kelimelerin sırayla hatırlanması sağlanabilir. Bu sistem,10-15 kelimeye kadar rahatlıkla kullanılabilir.

Çoğumuzun sırasıyla hatırlayamayacağı 12 burcu, bu sistemle rahatlıkla hatırımızda tutabiliriz. Önce 12 burcu sırayla yazalım:

1. Koç 2. Boğa 3. İkizler 4. Yengeç 5. Aslan 6. Başak
7. Terazi 8. Akrep 9. Yay 10. Oğlak 11. Kova 12. Balık 

Önce yukarıdaki 12 burcu bakmadan sırasıyla saymaya çalışın. Yalnızca sol beyni kullanarak bunları sırasıyla saymanın oldukça zor olduğunu göreceksiniz.

Şimdi de bunları, sağ beyin fonksiyonlarını kullanarak bir hikâyeyle hatırlama yolunu deneyelim:

""Bir koç merada otlamaktadır. Meraya bir boğa gelir. Koç boğaya kızar ve bir tos vurur. Neye uğradığını şaşıran boğa, öfke ve şaşkınlıkla etrafına bakınırken orada dolaşmakta olan ikizleri görür, onlara saldırır. Korkuyla kaçan ikizler yakındaki bir göle düşerler.

Gölde, ikizlerden birinin ayağını bir yengeç ısırır. O da, yengeci tuttuğu gibi can havliyle sahile fırlatır. Sahile fırlatılan yengeç, oradan geçmekte olan bir aslanın üstüne düşer ve bu defa da onu ısırır. Neye uğradığını şaşıran aslan başakların arasına dalar. Can acısıyla, pençesiyle başaklardan büyük bir tutam koparır ve önüne çıkan bir terazinin kefesine savurur. Terazinin öbür kefesinde ise bir akrep vardır.

Başaklar hızla terazinin kefesine savrulunca, akrep fırlayıp, yayını germekte olan bir avcının ayakları dibine düşer ve onu sokar. Avcı kontrolü kaybeder, gayri ihtiyari ok yaydan çıkar ve ileride otlayan bir oğlağa saplanır. Vurulan oğlak, o acıyla koşarken bir kovaya çarpıp devirir. Kovanın içinde bir balık vardır. Devrilen kovayla birlikte balık da kovadan dışarı fırlar.""

Hayal Gücü ve Çağrışım Tekniği

Hayâl gücü ve çağrışım yoluyla bilgileri hafızaya alırken dikkat edilmesi gereken noktaları şöylece sıralayabiliriz:

1. Çarpıcı hayâller kurun. Mümkün olduğu kadar olağanüstü, tuhaf, esprili olsun.

2. Oluşturduğunuz hayâllere hareket verin. Çünkü beyin, hareketli cisimleri durgun cisimlerden daha çok hatırlar.

3. Kesinlikle, aklınıza ilk gelen hayâli kurun. Uzun boylu düşünüp kendinizi zorlamayın. Bilinçaltı, bazen bilinçten daha seridir.

4. Hayâl ettiğiniz görüntüyü gözünüzün önüne getirin. Bu görüntü, olabildiğince belirgin ve ayrıntılı olsun.

5. Abartın. Yâni, hayalinizdeki görüntülerde boy, sayı ve hızları iyice abartın. Sayıları artırın, boyları büyütün ya da küçültün.

6. Yerine koyma ilkesini uygulayın. Yâni, ilişkilendirdiğiniz kavramlardan birini diğerinin yerine koyun. Diş macununun yerine peynir koymak gibi.

7. Arada ilişki kurun. Beyin, objeleri birbirine bağlayarak hatırlar.

Hatırlamak istediğiniz bir şeyi, zâten bildiğiniz bir şeyle bağlantılandırarak çarpıcı bir hayâl ürettiğinizde, bellek tekniklerinin çok daha iyi sonuç vereceğini göreceksiniz.

8. Lütfen, daima olumlu düşünün. Kendinizi rahat bırakın, gevşeyin. Asla baskı altında hissetmeyin. Çünkü stres, bellek gücünüzü olumsuz yönde etkiler.

9. Kayıt kanalı çok olsun. Hayâllerinizi sadece görmekle yetinmemelisiniz. Onları diğer duyu kanallarınızla da kuvvetlendirmelisiniz. Yani, o hayâlin hem görüntüsünü görmeli, hem sesini duymalı, mümkünse hem kokusunu, hem de tadını algılamalı ve dokunmalısınız. Kayıt kanalı ne kadar çok olursa, kalıcılık da o kadar güçlü olacaktır.

10. Unsurları, bilgileri, şekilleri belli bir sıraya koyun. Bu, çağrışım yoluyla anımsamayı kolaylaştırır.

11. Renklendirin. Kurulan hayâllerde en önemli unsurlardan biri renktir. Ne kadar çok ve canlı renkler kullanırsanız o kadar iyi olur. Sadece renkleri kullanmak bile belleğinizi % 50 güçlendirecektir. Bu onbir maddeyi şöyle bir akrostişle ifade edebiliriz:

Çok Hayâl Kur

1. Çarpıcı hayâller kurun.

2. Oluşturduğunuz hayâlleri hareketlendirin.

3. Kesinlikle, aklınıza ilk gelen hayâli kurun.

4. Hayâl ettiğiniz görüntüyü gözünüzün önüne getirin.

5. Abartın. Yâni, sayıları artırın, boyları büyütün, ya da küçültün.

6. Yerine koyma ilkesini uygulayın.

7. Arada ilişki kurun; böylece çağrışım yoluyla hatırlamanız mümkün olur.

8. Lütfen, daima olumlu düşünün.

9. Kayıt kanalı çok olsun.

10. Unsurları, bilgileri, şekilleri belli bir sıraya koyun.

11. Renklendirin.

Beş Duyuyu Kullanma Tekniği

Soyut ya da somut bir şeyi hafızanıza alırken duyularınızı kullanmak o şeyin en güzel bir şekilde hafızanızda kalmasına sebep olur. Örneğin hafızanıza alacağınız nesne bir karpuz olsun; önce onu herşeyi ile görmeye çalışın, sonra karpuzun kesilirken çıkardığı sesi duymaya çalışın, kokusunu duyun ve tadını hissedin. Elinize alın ve karpuza dokunun.

Kullandığınız her duyu organı o nesnenin, hafızanıza daha derin bir şekilde nakşolmasına sebep olacaktır. Sevgi gibi soyut bir kelimeyi hafızanıza almak ve yoğunlaşmak istediğinizde ise önce o kelimeyi somutlaştırın. Örneğin, sevgi size kıpkırmızı bir kalbi hatırlatabilir."

Fonetik Alfabe Yöntemi "Bu yöntemde, rakamların okunuşlarındaki sessiz harfler kullanılarak bir fonetik hafıza alfabesi oluşturuluyor.

Bu sistemi oluştururken dikkat edeceğimiz birkaç husus var:

1. Rakamların okunuşlarındaki sessiz harfleri kullanarak bir fonetik hafıza alfabesi oluşturuyoruz.

2. Fonetik alfabeyi oluştururken sesli harf kullanmıyoruz.

3. Kullandığımız harfleri tekrar kullanmıyoruz.

4. Üç tane joker harfimiz var: R-H-Ğ. Temeli oluştururken joker harfleri de kullanmıyoruz.

5. Ayrıca, bir rakam için kullandığımız sessiz harfi, başka bir rakam için kullanmıyoruz.

Rakamlar Ve Karşılıkları

1. BİR: BİRdeki sesli harfi çıkardığımızda B ve R kalıyor. Joker olan R'yi de çıkardığımızda geriye B kalıyor. B ile P ağızdan çıkış itibariyle birbirine yakın harflerdir. BİRin simgesi olarak B ve P'yi alıyoruz.

2. İKİ: İKİdeki sesli harfleri çıkardığımızda, İKİnin fonetik alfabemizdeki karşılığı olarak K harfi kalıyor.

3. ÜÇ: ÜÇteki sessiz harf Ç'dir. Ağızdan çıkış itibariyle Ç'ye benzedikleri için, ÜÇün simgeleri olarak Ç ile beraber C-Ş-J harflerini alıyoruz.

4. DÖRT: DÖRT kelimesindeki sesli harfi ve joker harf olan R'yi çıkardığımızda geriye, sembol olarak D-T harfleri kalıyor.

5. BEŞ: BEŞ kelimesinde, sesli harfi ve daha önce kullandığımız B Ş harflerini atıyor ve ""Ne kaldı?"" diye soruyoruz. Sorumuz aynı zamanda cevabı da içinde taşıyor ve BEŞin sembolü N oluyor.

6. ALTI: Sesli harfleri ve daha önce kullanılan T harfini attığımız da ALTInın sembolü olarak karşımıza L harfi çıkmaktadır.

7. YEDİ: Sesli harfleri çıkardığımızda geride Y harfi kalıyor. YEDİ nin sembolü olarak Y'yi ve ağızdan çıkışı Y'ye benzeyen G'yi alıyoruz.

8. SEKİZ: SEKİZ kelimesindeki sesli harfleri ve kullanılan harfi çıkardığımızda, geriye, sembol olarak S-Z harfleri kalıyor.

9. DOKUZ: Kuralları uyguladığımız zaman DOKUZ kelimesinden geriye hiçbir harf kalmıyor. Yalnız, DOKUZ: kelimesi, etini yemediğimiz bir hayvanı çağrıştırıyor. Aradaki tek farklı harf ise M'dir. DOKUZ un sembolü olarak M'yi alıyoruz.

0. SIFIR: SIFIR kelimesindeki sesli harfleri, joker harfi ve kullanılan harfi çıkardığımızda geriye F kalır. Ağızdan çıkış olarak F'ye benzeyen V'yi de ekliyor ve SIFIR için sembol olarak F ve V'yi alıyoruz.

Bu durumda, fonetik alfabemizde, rakamların karşılığı olan temel harf tablomuzu şöyle yazabiliriz:

1. BİR (B-P))

2. İKİ (K)

3. ÜÇ (Ç-Ş-C-J)

4. DÖRT (D-T)

5. BEŞ (N)

6. ALTI (L)

7. YEDİ (Y-G)

8. SEKİZ (S-Z)

9. DOKUZ (M)

0. SIFIR (F-V)

Şimdi, bu tablonun temel hafıza sisteminde nasıl kullanıldığını ele alalım.

1 rakamını temsil eden harf B veya P'dir. O zaman, Temel Hafıza Sistemi'nde 1'i temsil edecek olan kelimemiz B veya P ile başlayacaktır.

2 rakamını temsil eden harf K olduğuna göre, 2 rakamını temsil edecek olan kelime K ile başlayacaktır.

3 rakamını temsil edecek olan kelime, Ç-C-Ş-J harflerinden biriyle başlayacaktır.

Bu şekilde devam ederek 10 numaraya geldiğimizde iki rakamla karşılaşırız: l ve 0. ""1'in sembolü neydi?"" ""B veya P""; ""0'ın sembolü neydi?"" ""F veya V"". O zaman, 1'in yerine B veya P'yi, 0'ın yerine ise F veya V'yi koyarak uygun bir kelime bulmalıyız. Gerektiğinde, yardımcı olarak joker harfleri de kullanabiliriz.

Başka bir örnek verelim. Sayımız 16 olsun. 1'in sembolü B veya P, 6'nın sembolü ise L'dir. P*L harflerinin ortasındaki kutuya bir sesli harf koyarak anlamlı bir kelime üretelim. Bu kutuya ""İ"" harfini koyduğumuzda 16'nın karşılığı olarak PİL diyebiliriz.

Son bir örnek verelim: Sayımız 66 olsun. 6 rakamını temsil eden harf L olduğuna göre L* L* 'deki boş kutulara ""A"" ve ""E"" harflerini koyarak, 66'ya LALE diyebiliriz.

İsimleri Hatırlamak

Bir ismi hatırlamakla ilgili olarak hafızayı ilgilendiren ilk kural şudur:

Biriyle tanışırken, o kişinin ismini iyice duyduğunuzdan emin olun. İsimlerine gösterdiğiniz ilgi insanları memnun eder. Zira, birçok insan için dünyadaki en güzel sözcük kendi ismidir. Bu yüzden, iyi duymadığınız bir ismin tekrarlanmasını istemekten çekinmeyin. Bu tekrar, isme daha çok yoğunlaşmanızı sağlar.

Daha sonra, tanıştığınız kişiye isminin manâsını sorun. Tanışma faslından sonra karşınızdaki insanla sohbet ederken, konuşma sırasında onun ismini kullanın.

Arada sırada, öğrendiğiniz bu yeni ismi içinizden tekrarlayın.

son basamak ise, vedalaşırken, tanıştığımız kişiye ismiyle hitap etmektir

İşitsel hafızayla, ilgili söylediklerimizi toparlayacak olursak;

• Dinle.

• Tekrarlat.

• Manâsını sor.

• Konuşurken kullan.

• İçinden tekrarla.

• Vedalaşırken kullan.

Bildiğimiz bir anlamı olan isimleri akılda tutmak kolaydır.

Manâsını bilmediğimiz ancak bize birşeyler hatırlatan isimlerde de yine bir kolaylık vardır.

Mükremin'i Mükremin Abi ile, Sadri'yi İbrahim Sadri ile, Süleyman'ı Süleyman Demirel ile hatırlayabilirsiniz.

Bildiğimiz bir anlamı olmayan isimlerden biriyle karşılaştığınız zaman yapacağınız ilk şey, size o ismi çağrıştıracak, sizin için bir anlam ifade eden yeni bir deyim veya sözcük bulmaktır.(Hayrettin = "hayır yapan" kişi )

Bir ismi işittiğinizde aklınıza ilk gelen çağrışımı bulun ve bunu kullanın. Daha sonra yapacağınız şey, bu çağrışımla karşınızdaki insanın yüzü arasında bir ilişki kurmaktır. Bu ilişki için alın, burun, kulaklar, gözler, dudaklar, çene, yüzdeki sivilceler sizin için abartılı örnekler oluşturabilirler.

Karşınızdaki insanın yüzünde dikkat çekici bir özellik ararken, ayrıca o insanın yüzüne ve ismine de konsantre olmuş olursunuz.

Örneğin, Ahsen isimli çatık kaşlı bir bayanla tanıştığınızda bu bayanın önüne gelen herkesi payladığını ve bunu yaparken de ""Ah seni seni!"" dediğini akıl gözünüzle görün. O insanla tekrar karşılaştığınızda onun çatık kaşlarını görünce ismini rahatça hatırlarsınız.

Örnekler 

Fuat Sünger (Öğretmen): Fuat kelimesini Fırat ile çağrıştırabilir, saçlarını da süngere benzetebilir, Fuat Bey'in Fırat Nehri'nden sünger çıkardığını hayâl edebiliriz.

Ayşe Kaya: Ayşe'yi kaşe ile çağrıştırıyoruz. Ayşe'nin çok geniş olan alnına bir kaya ile kaşe bastığımızı düşünebiliriz.

Rakam-Şekil Sistemi 

Bu sistemde 1'den 10'a kadar rakamlar, şekil itibariyle benzediği bazı şeylerle özdeşleştirilir.

Rakam - Şekil İlişkisi

1. KALEM 

2. KUĞU

3. MARTI: Martının kanatları 

4. YELKENLİ

5. ELDİVEN

6. ÇENGEL

7. UÇURUM

8. GÖZLÜK

9. BALON

10. AYAK - TOP: Ayak 1 , top 0 , İkisi yan yana 10

ÖĞRENMENİN BİLİMİ & GELİŞİM VE ZORLUKLAR EĞİTİCİNİN EĞİTİMİİ ! Ocak 2012 de

   ÖĞRENMENİN BİLİMİ & GELİŞİM VE ZORLUKLAR

Eğitmen                     : Yrd.Doç.Dr. Joanna A. Christodoulou

Katılımcılar           :   Psikiyatrist,Nörolog,Psikolog,Psikolojik Danışman,Çocuk Gelişim uzmanı,Özel Eğitim Öğretmenleri,Sınıf ve Branş Öğretmenleri,Anaokulu Öğretmenleri

Eğitim Süreci       :   2 günlük eğitimde temel bilgilerden sonra örnek uygulamalar yapılacaktır.Eğitim sonunda katılımcılara Amerika'nın MIT üniversitesi sertifikası verilecektir.

Tarih                   : 14-15 Ocak 2012 

Eğitim Süresi       : 2 gün

Eğitim Yeri           : İstanbul Ticaret Üniversitesi Eminönü Kampüsü

Eğitim Ücreti        : 290 TL + KDV ( Arzu edenler ücreti kapıda elden teslim edebilirler )

Banka                 : Garanti Bankası

Hesap adı            : ZEKA YAZILIM TEKNOLOJİLERİ VE EĞİTİM AŞ

IBAN NO               : TR41 0006 2000 8460 0006 2997 83

 

Not: Türkçe Çeviri yapılacaktır 

Program İçeriği

Öğrenmenin Bilimi; Gelişim ve Zorluklar  The Science of Learning: Development and Difficulties

·           

Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite,Özel öğrenme güçlüğü nedir?

·            Öğrenme güçlüğü türleri nelerdir?

·            Nasıl tespit edilir?

·            Farklı öğrenme güçlüğüne sahip çocukların tipik özellikleri nelerdir?

·            Yaşanana zorlukların beyindeki temel sebebi ?

·            Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için kullanılabilecek kaynaklar ve öğrenme stratejileri nedir?

·            Tedavi Yöntemleri,Pratik Uygulamalar

İletişim

Bağdat Caddesi Mustafa Mazhar bey sokak No:2 Daire 8 Selami çeşme Kadıköy  İstanbul

Mail   info@ustunzekalilar.org

Tel  :0 216 408 12 12
Fax :0 216 408 12 13
Cep: 0 532 730 44 50
Cep :0 555 554 42 94


Prof.Dr.Joanna A. Christodoulou Kimdir?


Dr.Joanna A. Christodoulou,lisans Eğitimini Amerika’nın Tufts Üniversitesinde uygulamalı çocuk gelişimi bölümünde master eğitimini Dünyanın en iyi Üniversitesi olan Harward Üniversitesinde Akıl, Beyin eğitimi bölümünde, Doktorayı ise yine Harward Üniversitesinde Gelişim Psikolojisi bölümünde tamamlamıştır. Doktora sonrası çalışmalarını yine Dünyanın en üniversitelerinden biri olan MIT (Massachusetts Institute of Technology ) üniversitesinde yapan Dr.Joanna A. Christodoulou Harward ve MIT  üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak görev yapmaktadır. Bunun yanında Amerika’nın Boston eyaletinde bulunan çocuk hastanesinde Dikkat Eksikliği Öğrenme Güçlüğü ve Hiperaktivite sorunu olan çocuklara uygulamalı çalışmalar yapmaktadır. Öğrenmenin bilimi ve eğitim alanında uluslar arası konuşmacıdır. Yayınları; Ortak yazarlı kitap olan "Akıl, Beyin, ve  Eğitim: Nörobilimin sınıf içindeki etkileri " ve bir çok yayın evi tarafından basılan  Akıl, Beyin, ve Eğitim dergisinde yazıları yayınlanmaktadır

Website: http://web.mit.edu/jchristo/www/index.html




Visit my site EKC at www.sabunagaci.com


http://www.tweetadder.com/idevaffiliate/idevaffiliate.php?id=11286



Marmaray Gidiyor..


Geçen haftalarda oyun grubumuza giderken yolda Marmaray Trenini Gördüm, yanından hızla geçerken yazısı yerine gövdesi objektifime takıldı. İşte size MARMARAY ama biz arabadayız o da TIR üzerinde.
Neden çalıştırıp taşımadılar? 
Neyse Izmit'te depolanmıştı bunlar, İstanbul'a sevk edildi..
Haydi hayırlı olsun Treni de karayolunda kolay göremezsiniz, bu resim gelecek nesillere hediyedir..


2 Aralık 2011 Cuma

KÖREBE

KÖREBE oynar gibiyim. 
Burnum dibinde hedefin kokusunu duyuyorum. 
Gözlerim kapalı, ah bir gözlerimi açabilsem..
Çok yaklaştım biliyorum
Hissediyorum
Başarı bir adım ötemde
Tüm ilgi alanlarımın ortasında bir yerde
Az kaldı bir adım atsam ya yakalayacağım ya düşeceğim.
İşte sana Körebe


Visit my site EKC at www.sabunagaci.com


http://www.tweetadder.com/idevaffiliate/idevaffiliate.php?id=11286



1 Aralık 2011 Perşembe

Ulkemin diğerlerinden: Abdullah Kılıç

Bir de böyle insanlar var, çok yönlü, yaratıcı..

Bundan sonra bir yazı dizisi başlatacağım. TV ekranlarında değil ama internet dünyasında bir yeri olan,ülkemin diğerlerinden, daha doğrusu değerlerinden değişik yaratıcı insanların web siteleri ve hikayelerini paylaşacağım. İşte bunlardan biri:

ABDULLAH KILIÇ...

Abdullah Kılıç

Kültür tarihçisi, Eğitimci, Grafik Tasarım Sanatçısı,

1955'te Gaziantep'te doğdu. 1968-71 arasında Gaziantep Öğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra 1971-73 yılları arasında ilkokul öğretmenliği yaptı. Sonra istifa ederek Ankara Gazi Eğitim Resim bölümüne girdi. Gazi'deki öğrencilik yıllarında "Genç Ozan" imzasıyla halk ozanı olarak şiirler yazıp besteledi ve Türkiyenin birçok yöresinde konserler verdi. Bu arada o zamanın en geçerli müzik yayını olarak iki plağı çıktı. Peşinden sırasıyla 4 müzik kaseti yayınlandı. Plak ve kasetleri Türkiyenin her yanına yayıldı. 1976'da mezun olduktan sonra 1995'e kadar Kayseri'de çeşitli liselerde resim ve sanat tarihi öğretmenliği yaparken aynı zamanda sanat hayatına da grafik tasarım sanatına ağırlık vererek devam etti. Bu arada ozanlığı da 1980'de noktalamıştı.

Daha sonra 1976'dan beri yürüttüğü 20 yıllık resmi görevini 1995'te bırakarak serbest çalışmaya başladı. Bu arada 1994-98 yılları arasında Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat Danışmanlığı yaptı.

1998'de İstanbul'a geldi. İstanbul'da grafik tasarım sanatıyla uğraşırken aynı zamanda kültür tarihi araştırmalarına ağırlık verdi. Bu sahada birçok belgesel kitap yapımı gerçekleştirdi.

Abdullah Kılıç'ın hayatında öne çıkan bir başka özellik de eğitimci kimliğidir. Gerek okullarda gerek özel atelyesinde yetiştirdiği öğrenciler bugün önemli görevlerde bulunmaktadırlar.

Kılıç, Kültür Tarihçiliği, Eğitimcilik, Grafik Tasarım Sanatçılığı ve Sanat Yönetmenliğinin yanı sıra usta bir belgesel fotoğrafçısıdır.

Kılıç, 2007'de Türkiye'de sanatlarında söz sahibi birçok şiir, hat, ebru, resim, edebiyat ustalarının bir araya gelmesiyle oluşturulan İstanbul Kültür Meclisi İKSM'nin de kurucu başkanıdır. (www.sanatmeclisi.net) İKSM çatısı altında; Üsküdar'daki merkezinde arkadaşlarıyla beraber yürüttüğü, ustalardan haftalık kültür sohbetleri, üst düzey kültür buluşmaları, aylık sergiler, özel sanat kursları gibi çalışmaların organizasyonlarına ve sanat yönetmenliğine devam etmektedir...


www.turkuazsanat.net sayfasından devamına ulaşabilirsiniz:



Visit my site EKC at www.sabunagaci.com





Anlar

Eger,yenıden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde daha çok hata
yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum,
ilkinde olmadıgım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik
sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim. Seyahat ederdim daha
fazla. Daha çok güneş doguşu izler, Daha çok dağa tırmanır,daha çok
nehirde yüzerdim. Görmedigim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim
doyasıya ve daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların
yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım.
Yeniden başlayabilseydim eger,yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında
mısınız bilmem. yaşam budur zaten. Anlar,sadece anlar.Siz de anı
yaşayın. Hiçbir yere yanında su,şemsiye ve paraşüt almadan, Gitmeyen
insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eger,hiçbir şey
taşımazdım. Eger yeniden başlayabilseydim, İlkbaharda pabuçlarımı
fırlatır atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder,güneşin tadına varır, Çocuklarla
oynardım,bir şansım olsaydı eger. Ama işte 85'indeyim ve biliyorumn...
ÖLÜYORUM....

Arjantin-1985
Jorge Luis Borges


Visit my site EKC at www.sabunagaci.com

BE YOU OWN BOSS

BE YOU OWN BOSS
BE ENTERPRENEUR, EARN MONEY

Labels

bebek (40) bakıcı (8) bakıcı devir işlemleri (8) doğum (8) işe başlamak (7) bebeğim (6) doğumgünü (6) işe dönmek (6) anne özlemi (5) girişimcilik (5) annelik (4) baby (4) bebek oyunları (4) emzirme (4) hamilelik (4) işbaşı (4) montessori (4) orff (4) çalışma (4) çocuk (4) Chicco Polly (3) annemi istiyorum (3) aşk (3) beklemek (3) children (3) doğum izni (3) evde kalmak (3) for mom (3) girişim (3) izmit (3) mutluluk (3) zeka (3) ömer (3) 15 ay (2) 6 ay (2) Formula 1 (2) aile (2) aktivite (2) alerji (2) araba (2) astim (2) bayram (2) bebek hareketleri (2) bebekle tatil (2) bilim (2) blog (2) cocuk (2) destek (2) deterjan (2) doğum sonrası (2) evde başbaşa (2) evlilik (2) hayat (2) hikaye (2) iş sanat (2) kendime dair (2) kids (2) küçük insan (2) okul (2) oyun oynama (2) parti (2) pazar (2) pick up (2) reasons to have children (2) sabun (2) son gün (2) turkey (2) yatak (2) yenge (2) yeni haberler (2) yetenek (2) İŞ (2) 0-3 years (1) 12 ay (1) 1215 (1) 17 Şubat (1) 2010 (1) 27 eylül (1) 7 ay (1) 9 ay (1) ADD (1) AFS (1) BRANDMAIL (1) Bulent Madi (1) CIA (1) DEGISIMI (1) DOĞAL MAKYAJ (1) Ferrari (1) Fila Motion 9 (1) H1N1 (1) IRAZ (1) KULTUR (1) LOVE (1) NUDE (1) OGRENCI (1) PUPA (1) TURK (1) Türkiye'de (1) VAKFI (1) Yaş otuz (1) affet (1) agaç (1) all star (1) alternatif eğitim (1) altı aylık (1) anaokulu (1) anksiyete (1) arada kalmak (1) arasta (1) arkadaş (1) astım (1) atölye (1) avusturya lise (1) ayrılma fobisi (1) ayrılma ile başa çıkma (1) ayrılma kaygısı (1) aşı (1) babycenter (1) başarmak (1) bebek ayakkabı (1) bebek bezi (1) bebek odası (1) bebek sahibi olmak (1) bebekle yurtdışı (1) bebeğimi bırakmak (1) bebiş (1) bekarlık (1) beklediğim an (1) belgesel (1) berbat sipariş (1) bezi (1) birthday (1) blogspot (1) bronsit (1) burak büyükdemir (1) burger king (1) business plan (1) buğday (1) canlı yayın (1) canım (1) censor (1) chicken (1) coach (1) converse (1) darıca (1) deneyim (1) dernek (1) devam (1) devrim (1) değer (1) değiştirme (1) diaper (1) dikkat bozukluğu (1) discipline (1) diş buğdayı (1) diş hediği (1) dj (1) dogumgunu (1) doktorum (1) domuz giribi (1) doruk (1) doğa dostu (1) doğum günü (1) dönüm noktası (1) düzen (1) e-ticaret (1) e-tohum (1) edirne (1) education (1) egitim (1) emerek uyuma (1) enerji (1) enterpreneur (1) eskişehir (1) esra (1) esumom (1) evlendik (1) evlenmek (1) ezel (1) eğitim dostları (1) fabrika (1) feng shui (1) firsat (1) geldi (1) geliştirici (1) geliştirme (1) gezi (1) giden (1) girls (1) gitme vakti (1) gitmek (1) gizem (1) global warming (1) goethe (1) goran bregovic (1) grow (1) grubu (1) hafta hafta (1) haftasonu (1) hafıza (1) haklari (1) hammaddeler.com (1) hanımın (1) hasta (1) hastalık (1) hayat hikayem (1) hayvanat bahçesi (1) hayır (1) hedef (1) hedik (1) hediye (1) herşey (1) heyecan (1) hiperaktif (1) hiperaktivite (1) his (1) hobi bahçesi (1) home office (1) hıdırellez (1) icat (1) indu (1) ipek (1) israil (1) istemek (1) istemiyorum (1) italya (1) iş planı (1) kader (1) kadin (1) kahvaltı (1) kahve (1) kalem (1) kalorifer (1) kangoo (1) karada (1) karanfil (1) keskin (1) konser (1) konu (1) kosgeb (1) kostum sitesi (1) krep (1) kurban (1) küresel ısınma (1) kütahya (1) kıpırtı (1) kış (1) lamba (1) lastik (1) life (1) like (1) lisans (1) lohusa (1) lohusalık (1) mama sandalyesi (1) marmaray (1) merkez (1) merkezi (1) midpoint (1) milano (1) mimar (1) mucize (1) mumpreneur (1) mühendis (1) mümkün mü? (1) müzik (1) nefes (1) nikah (1) ninni (1) nişan (1) norveç (1) nurturia (1) ocos (1) oncesi (1) onur erol (1) open blog (1) oyun (1) oğlum (1) paktuna (1) park (1) pasaport (1) pedagoji (1) peer gynt (1) piano (1) picasaweb (1) plan (1) plus syn (1) polymer (1) premature (1) psychology (1) put down (1) ralli (1) referandum (1) reform (1) robinson (1) rocker (1) sabiha (1) sabunagaci (1) sabunagacı (1) salıncak (1) sanayi (1) sapanca (1) sayi (1) schulwerk (1) science (1) science at home (1) secret (1) seminer (1) seyahat (1) sigara (1) sir (1) site (1) soapnut (1) soguk (1) sonbahar (1) sosyal medya manyağı (1) squidoo (1) stumble (1) sultanlık (1) sunnet (1) sürüş (1) tahta (1) temizlik (1) ticaret (1) tips (1) toddler (1) toros (1) tracy hogg (1) tumbletots (1) tuzlu (1) twinkle (1) uyku (1) van (1) vinç (1) vücut (1) waldorf (1) walker (1) yahyakaptan (1) yanar (1) yapmak (1) yaprak (1) yaratıcı (1) yaratıcılığın gelişmesi (1) yardım (1) yarı doğumdünü (1) yarı yaşgünü (1) yatır kaldır (1) yeni yıl (1) yer yatağı (1) yoğurt (1) yurtdışı (1) yüksek lisans (1) yıldönümü (1) yıldız (1) zaman (1) zeynep (1) ÜZE (1) çarşaf (1) çiftliği (1) çin astrolojisi (1) çin falı (1) çocuk program (1) çocuk sahibi olmak (1) çocuklar (1) çocuğu (1) çocuğuma dokunma (1) öksüz (1) öss (1) özlemek (1) ülke (1) üretim (1) üstün (1) ıspanak (1) ısparta (1) ışık (1)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı