7 Ekim 2011 Cuma

Eğitimde Yeni Yaklaşımlar

Eğitimde Yeni Yaklaşımlar*

 

Yrd. Doç. Dr. Bahri ATA**

 

Sayın Yüksek Öğretim Kurulu Üyesi, Sayın Rektörüm ve Karabük Üniversitesinin Değerli Öğretim Elemanları,

Sizleri saygıyla selamlayarak konuşma konusuna geçmek istiyorum. Ama öncelikle bu faaliyeti düzenleyerek, üniversitenize konuşmacı olarak davet eden Sayın Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burhanettin Uysal’a teşekkürümü ifade etmeyi bir borç bilirim.    

Bu konferansın konusu eğitimde yeni yaklaşımlardır. Bana ayrılan kısa zaman içinde konuyu ele almaya çalışacağım. Konferansa 6-9 Şubat 2009 tarihleri arasında Türkiye’de gazeteler tarafından verilen bir haberle başlamak istiyorum. Bu haber göre 4 Şubat 2009’da Kaliforniya, Long Beach’de  düzenlenen Teknoloji, Eğlence, Dizayn (TED) Konferansı ile ilgilidir. Bildiğiniz gibi, Teknoloji, Eğlence, Dizayn (TED) Konferansları 1984’te başladı. Bu yıl 25’incisi yapıldı. Bu faaliyetin amacı, bilimsel buluşlarıyla devrim yaratanların felsefelerini ya da toplulukları peşinden sürükleme kapasitesine sahip geleceğin önderlerinin projelerini daha büyük kitlelerle tanıştırabilmek olarak yazılmaktadır[1]. Bu konferansta Amerikalı zengin ve yardımsever Bill Gates, konuşma yaptığı bir salonda dinleyicilerin üzerine bir kavanoz sivrisinek saldı. Bu konferansta Bill Gates şöyle diyor; “Sıtma sivrisinekler tarafından yayılır. Biraz getirdim. Onları etrafa salacağım. Niye sadece yoksul insanlar sıtmaya yakalansın" ve daha sonra "Kellik ilaçlarına, sıtma hastalığıyla mücadeleden daha fazla para harcanıyor." diye konuşmasını sürdürüyor.  Salondakileri daha fazla tedirgin etmemek için, “merak etmeyin bunların hiçbiri sıtma yaratan cinsten değil” diyerek katılımcıları sakinleştirmeye çalışıyor. Bu olay, çok değişik açılardan yorumlanabilir, bana göre ise bir eğitimci ve konferansçı kimliği ile Bill Gates’in, eğitimin etkililiği ve kalıcılığı üzerinde düşünmesinin bir yansımasıdır. Aslında Bill Gates, katılımcılar için sıtma alanlarına üç boyutlu bir sanal gezi düzenleyebilirdi ve bu teknolojiye de sahip olduğu söylenebilir o ise daha otantik bir ortam oluşturmayı tercih etmiş ve getirdiği kavanozdaki sivrisinekleri konferans salonuna salmıştır. Böyle yaparak otantik ortamın sanal ortamdan daha önemli olduğunu da kabul etmiş oluyordu. Böylece esasen konferansımızın asıl üzerinde duracağı iki temel kavramla tanışmış oluyoruz. Bunlar otantik öğrenme ve ortam ile sanal öğrenme ve sanal ortamdır.

Buraya gelmeden önce öğrencilerime ve meslektaşlarıma “Sizce eğitimde yeni yaklaşımlar nedir?” sorusunu yöneltim. Onlardan aldığım yanıtları -ki bu yanıtlar günümüz eğitim bilim kitaplarının içeriği ile paralellik göstermektedir- sizinle paylaşmak isterim.  Bunları incelediğimizde yaklaşımların pek çoğunun 100–150 yıllık bir geçmişi olduğunu görmekteyiz. Bunlar şöyledir;

n                 Aktif öğrenme (1890’lardan beri gündemde)

n                 Probleme dayalı öğrenme (1910)

n                 Proje tabanlı öğretim  (1917)

n                 Oluşturmacı (Konstruktivist) Yaklaşım (1980)

n                 Çoklu okuryazarlıklar (Bilim Okuryazarlığı, Medya Okuryazarlığı, Bilgisayar okuryazarlığı, v.b.)

n                 İşbirlikli öğrenme (1930)

n                 Üstbilişsel eğitim

n                 Buluş yoluyla öğrenme (1960)

n                 Çoklu Zekâ (1983)

n                 İnternet tabanlı eğitim (1980)

n                 Uzaktan eğitim

n                 Yaşamboyu öğrenme

n                 Açık öğrenme

Rousseau’nun  (1762) Emile kitabını çağdaş eğitimin müjdecisi olarak kabul ettiğimizde ve günümüzde Avrupa Konseyi’nin de Comenius (1592-1670) ve Pestalozzi (1746-1827) gibi eğitimcilerin isimlerini taşıyan etkinliklerine baktığımızda ve günümüz eğitim yaklaşımlarının Dewey (1859-1953) ve Piaget’ye (1896-1980) kadar giden felsefi ve psikolojik temelleri göz önüne aldığımızda yeni düşüncelerin oldukça köklü bir kaynaktan beslendiğini anlamaktayız.   

 

Joel Spring’e göre 19, 20. yüzyıllarda ve 21. yüzyılın başında ulus-devletler arasındaki “Öteki Korkusu”  (Fear of the “Other”) bu eğitim düşüncelerinin küreselleşmesine katkıda bulundu[2].  Ancak bazı nedenlerden dolayı yeni yaklaşımlar istenildiği kadar yaygınlaşamadı. Bunların önündeki engelleri şöyle sıralayabiliriz.

n                 “Bilen öğretir” anlayışı

n                 Öğretim programının yoğunluğu

n                 Ders saatinin azlığı

n                 Sınıfta öğrenci sayının fazla olması

n                 Sınıftaki öğretim teknolojilerindeki yetersizlik

 

Yeni Türkiye devletinde pek çok eğitim bilimci,  daha 1920 sonrası eğitimde yukarıda sözü edilen aktif öğrenme akımının önemini kavramıştır. Öğrencileri okulda kum masasında, arkeoloji müzesinde, biyoloji laboratuarında ve kimya laboratuarımda çalışırken gösteren fotoğraflar ve Atatürk Eğitim Müzesi ve 75. Yıl Eğitim Müzesindeki ders araç ve gereçleri ve özellikle projeksiyon makineleri bunun en iyi görsel ve somut kanıtları olarak karşımızda durmaktadır.     

 

1960 sonrası bilgisayar ve uydu teknolojisinin eğitime yansımaları otantik öğrenme ile sanal öğrenmenin dengesi gibi bir sorun ile eğitimcileri karşı karşıya getirmiştir. Çoğu kez uçak v.b. simülasyonlarda olduğu gibi sanal öğrenme otantik öğrenmeye göre daha ucuz ve tehlikesiz ortamlar sunmaktadır. Fakat bu sanal öğrenmenin otantik öğrenmenin yerini alacağı anlamına gelmemektedir.  Çünkü eğitim, iletişimin ötesinde öğretmen ve öğrenci etkileşimini gerektirir. Öğretmen, bir usta,  bir kıdemli olarak genç öğrenene model olarak onun karakter, vicdan ve iradesinin gelişimine yardımcı olacaktır. Otantik öğrenme ve ortamlar önceki dönemlerden daha fazla önemini koruyacak gibi görülmektedir. Üniversite 1. sınıf öğrencileri üzerine yaptığım bir araştırmanın sonuçlarını sizinle paylaşmak istiyorum. Onlara ilköğretim ve ortaöğretimde yapıp hatırladığınız bir otantik etkinliği sorduğumda aşağıdaki bulgulara ulaştım.

 

Tablo: İlköğretim ve ortaöğretimde yapılıp hatırlanan otantik etkinlikler

Etkinlikler

f

Etkinlikler

f

Geziler

26

Röportaj Yapma

4

Deprem Tatbikatı

19

Okulda Protesto Mitingi

4

Ağaç Dikme

19

Dilekçe Yazma

4

Kampanyalar (sigara ile mücadele v.b.)

18

Meslekleri tanıma

3

Yangın Söndürme

11

Yemek Yapma

3

Mektup Yazma

8

Tarihi Olay Canlandırmaları (İstanbul’un Fethi gibi)

2

Okul Bahçesi Düzenleme

7

Mikroskopta bir maddeyi inceleme

2

Okul Dışında Ders

6

Pano Hazırlama

2

 

Gördüğünüz gibi okulda öğrenen pek çok bilgi unutulmakta ancak okulda yapılan yukarıdaki türdeki faaliyetler yıllara rağmen zihindeki kalıcılığını sürdürebilmektedir. Elbette otantik etkinlikler, fakülte türüne, branşa ve mesleğe göre değişebilecektir. Örneğin biz bugünlerde sosyal bilgiler lisans öğrencileri, yüksek lisans ve doktora yapan meslektaşlarım ile birlikte Hocamız Emekli Profesör Dr. Reşat Genç’in kütüphanesinin kataloğunu hazırlıyoruz. Yozgat Bozok Üniversitesi kütüphanesine devredilecek bu kitaplarla ilgili katalog hazırlarken, kitaplar ve arşiv belgeleri üzerine uzun uzun sohbet fırsatı bulduk. Bu arada lisans öğrencileri de belki de pek çok kütüphanede bulmayacakları temel kaynaklara dokunma ve göz atma fırsatı yakaladı.         

 

Bizler, bir eğitimci olarak branşımız ne olursa olsun iki temel yaklaşımın sancısını çekmekteyiz.  Bir yanda konu alan birikimini aktarma, öte yandan bunu yaparken meslekteki adayımızın yaratıcılığını öldürmeme ve yenilikçi (innovative) fikirler oluşturabilmesini sağlamadır. Neden bir meslekteki yenilikler profesyoneller tarafından değil de amatörler tarafından önerilsin ki...     

 

Bu çerçevede yaratıcılığın ve yenilikçi fikirlerin kaynağı olarak özellikle devlet müzeleri ve kişisel müzeler karşımıza çıkmaktadır. Her nedense Türkiye’de müzelere kültürel mirasın korunmasını geliştirme gibi bir amaç yüklenmiş iken, daha ilk çağlarda bu mekânların ilham perilerinin evi olarak görülmesi ve yenilikçi fikirlerin geliştirildiği yerler olarak kabul edilmesi anlayışı bizde pek yaygınlık kazanmamıştır. Aslında Avrupa’daki müzelerin bu işlevini daha 1838’de fark ederek, Avrupa Risalesine bu düşüncesini koymuş olan Mustafa Sami Efendi’nin hakkını yememek gerekir. Mustafa Sami şöyle diyor;

 "Halen Avrupalıların bunca yeni buluşları, teknikte süratle ilerlemelerinin nedenini, yaratıcılık düzeyine erişmiş olmalarında aramalıdır. …(Müzelerdeki) çok eski zamanlardan gelen kalıntılardan bilim ve sanat yoluyla ilham alarak meydana getirildiğini kabul etmek gerekir"[3].

Aslında eğitimde yeni yaklaşımlar bizatihi bize hedef göstermez, bir kez hedefimizi iyi belirledikten sonra yardımcı unsurlar olabilir. Türkiye, 100–150 yıl önce eğitim alanında usul-i cedit hareketi içine girdi. Öğretim teknolojileri, o tarihlerden beri Avrupa ve daha sona Amerika’dan ithal edilmiştir. Bu teknolojiler, bir konunun aktarılmasında ve iyi öğrenilmesinde bir araç olarak görüldü. Her nedense bu teknolojiyi bile yapabilme düşüncesi konusunda okul müzeleri kavramının ötesine gidilemedi. Uzun yıllar küreler ve haritalar yurtdışında basılabildi.  

Voltaire, Büyük Friedrich’e yazdığı 1771 tarihli mektupta şöyle diyordu:  Türkler, Cenevre’den cep saati ithal etmeye başlayalı, altmış yıl oldu, ama hâlâ bir tekini üretecek ya da ayarını bile yapabilecek durumda değiller.”[4] Yani eğitim sistemimizin, teknoloji üretme yeteneğine sahip gençlerin oluşturduğu kurumların kurulması ve devamlılığının sağlanması konusunda başarılı olduğu söylenemez. Aynı kılık kıyafet devriminde olduğu gibi modern bir kıyafetin iç aleme etkisine benzer bir şekilde teknoloji üretme kabiliyeti örn. projeksiyon makinesi ve lambasını üretebilme, kültüre olan inancı besler ve kültürel devamlılığı sağlayabilir.   

Sonuç olarak, bu konferanstaki temel düşünceleri şöyle özetleyebiliriz; 

n                 Eğitimde otantik uygulamalar önemini korumaktadır ve koruyacak gibi görülmektedir.

n                 Her türlü branş ve disiplin için müzeler, otantik ve sanal gerçeklik ortamları ile öğrenme ve yaratıcılığı geliştirmede yeni fırsatlar sunmaktadır. 

n                 Türkiye örneğinde görüldüğü gibi eğitimde yeni yaklaşımlar, üretici ve yenilikçi fikirler üreten bir kuşak yetiştirdiği ölçüde bir anlam kazanacaktır.   

 

Kaynaklar



* Bu yazı, 28 Şubat 2009’da Karabük Üniversitesi’nde yapılan konuşmanın özeti niteliğindedir.

** G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretim Üyesi 



[1] Aslı Ayşen Aydın, (2009, 15.02) “Teknoloji, Eğlence, Dizayn (TED) Konferansı nedir?” Radikal Gazetesi, Tasarım.

[2] Joel Spring (2006) Pedagogies of Globalization,  s. 7.

[3] Mustafa Sami Efendi (1996) Avrupa Risalesi, Haz. Remzi Demir, Ankara: Gündoğan Yayınları, s. 24-25.

[4]  Otto Kurz (2005) Sultan İçin Bir Saat: Yakındoğuda Avrupa Saat ve Saatçileri, çev. Ali Özdamar  İstanbul: Kitapyayınevi, s. 63.

 

6 Ekim 2011 Perşembe

The Benefits of Placenta Encapsulation for Postpartum Healing

When I first heard about the idea of having my placenta encapsulated, I was completely turned off. After the birth of my daughter Karis, my mother-in-law put my placenta in the freezer in case I wanted to plant it under a tree. No thank you. Months later I found it tucked away back in my freezer. I transferred it to the trash immediately. I didn't care to have that strange blob of an organ anywhere near me. SO if you are in the same boat right now, I give you complete freedom to ignore this post…it took me two babies to finally convince myself to try it.
After experiencing difficult postpartum blues after the births of my first two children, I knew it was time to do a little more research into helping prevent this for baby number 3. After discussion with my midwives, I asked myself, "could it really hurt to try it?" Low and behold, God had provided for my hormonal needs in the very process of preparing a baby in my womb. As I began researching it further, I have been fascinated again and again at the way God has beautifully designed this organ not only for the nourishing of our baby but for the health and healing of a mother's body.
For thousands of years, the Chinese have upheld the value of the placenta for the postpartum recovery process. After birth, the majority of new mothers experience blood loss, fatigue, and a crazy influx of pregnancy hormones. 80% of women experience some level of postpartum blues or depression. Full of life energy, the placenta aids in postpartum wellness by replenishing your system with natural iron & protein and helps reintroduce these essential hormones back into your system.


Benefits of Placenta Capsules

The known ingredients that give the placenta its healing properties are:

Gonadotrophin: the precursor to estrogen, progesterone and testosterone,
Prolactin: promotes lactation,
Oxytocin: for pain and bonding; produced during breastfeeding to facilitate bonding of mother and infant. In pharmaceutical form this is a very addictive drug because it promotes a feeling of connectedness with others,
Thyroid stimulating hormone: boosts energy and helps recovery from stressful events,
Cortisone: combats stress and unlocks energy stores,
Interferon: stimulates the immune system to protect against infections,
Prostaglandins: anti-inflammatory,
Hemoglobin: replenishes iron deficiency and anemia, a common postpartum condition,
Urokinase inhibiting factor and factor XIII: stops bleeding and enhances wound healing,
Gammaglobulin: immune booster that helps protect against postpartum infections.
(Source)

I have had a completely different recovery experience with my third child then previously. I have always struggled with poor milk supply and have been forced to supplement by six months of age. This time I have experienced a significant increase in my milk supply than ever before. My baby has certainly increased in weight at a more rapid rate and is sleeping more peacefully. I also had a much faster recovery time, less bleeding and stress, and increased energy. Bonding with my baby has been such a beautiful process. I feel a real special unique bond with this little one, which I find difficult to describe. It's deeper and more precious than I have experienced.

I have certainly had a few boughts of emotional challenges, but it has been nothing like the weepy nature of my prior recoveries. I cannot express how much I have appreciated the benefits of taking my placenta tablets. Whenever I was having a rough emotional day, my husband would ask, "did you take your placenta pills today?" The answer was always "no". We knew firsthand that it was having a significant impact on keeping me balanced emotionally.

My midwives even shared with me that the placenta can be very effective in helping balance your body during menopause. They recommended saving a portion of the tablets in the freezer for later use.

"Giving…placenta to a new mother following birth has become standard protocol among a growing number of midwives in the United States. By nourishing the blood and fluids, endocrine glands and organs, Placenta will …reduce or stop postpartum bleeding, speed up recovery, boost energy and relieve postpartum blues." Homes, Peter. 1993. Jade Remedies, Snow Lotus Press, 352.

How can I get my placenta encapsulated?

Encapsulation is a simple process of cooking, dehydrating, and blending the placenta prior to putting it into capsules. In a similar manner as you would consume any other vitamin or capsule, you swallow these pills with your choice of liquid. You can encapsulate your own placenta through an easy step by step tutorial. This of course is a more frugal option. I personally recommend hiring a certified specialist to do it for you. Encapsulation costs anywhere between $150-250 dollars. In my case, I didn't even have to see or touch the placenta at all. My midwife took it immediately after the birth and returned it the next day in capsule form. What could be easier? Since I was in recovery, the last thing I wanted to think about was encapsulating it myself.

To find a certified placenta specialist in your area, or to find out more information on this process, visit:

Placenta Bakery
placentanetwork.com
Google Maps Placenta Directory
Placenta Benefits Specialists
International Directory

If you are having a hospital birth, learn how to get your placenta released here.

How do I take them and for how long?

It is recommended to take two tablets each day with meals for as long as you feel it necessary. I took mine daily for six weeks postpartum and continue to take a tablet or two on emotionally trying days. Store the rest in the freezer and use as needed for dealing with PMS or menopause.

Now this may have been just one of several factors that played into my superior recovery process, but taking these pills has not hurt anything, and what a blessing to see it reused for such a useful purpose. I have had the most peaceful and enjoyable babymoon with this baby then ever before. My husband and I would agree that it certainly was worth every penny to give it a try!

For further tips on postpartum recovery, check out Practical Tips for Postpartum.


Taken directly from :http://www.passionatehomemaking.com

 

3 Ekim 2011 Pazartesi

Yeşil %100 Doğada Bozunur bir Çamaşır/Bulaşık Deterjanı Alırmıydınız?

Hayatımda yeni bir döneme giriyorum. Tamamen yeşil çevreci ürün kullanmaya başlıyorum. Kimya Mühendisiyim ama doğduğumdan beri (saç boyam) hariç tam bir çevreciyim. Doğayı seviyourm. doğal ortamda yaşamayı seviyorum. Yeşil'i seviyorum. Bu döngü büyüdükçe daha da arttı, çeşitlendi. Norveç'te yaşadığım sene (yıl 2000) doğanın ne olduğunu nasıl korunduğunu gördüm. Gel gör ki canım ülkemde yeşile biz hoyrat davranıyoruz. Norveçlilerin heryeri yeşil daha da korumaya çalışıyorlar biz ise yakıp yok ediyoruz elimizde olan yok denecek kadar azken. Bu duruma bir dur demek gerekiyor da nasıl?

Üniversite'ye girdiğimde genel olarak oldukça çevreci hocalardan geri dönüşüm ve doğayı koruma derslerine ilgi duydum. Sonra önce geri dönüşümcü kağıtçı oldum. Oradan polimer masterımı takip edip Lastiğe geldim. Ama burada Çevremizi nasıl yokeetiğimizi İzmit'te yaşadığım bu günlerde daha da farkettim. Ben ne yapabilirim? Hatta her birimiz bireysel olarak ne yapabiliriz?

Ararken çok çevreci bir madde buldum. Sabun Ağacı'ndan yetişen bitki! Bu bitkiyi türeterek %100 Doğal temizlik deterjanı (makinede müthiş sonuçlar) aldım. Bulaşık Makinesi için pratik deterjan. Hatta şampuan sabun vs. Herşeyin ilkini ürettim. Hepsi deneme amaçlı. Ama görseniz benim dolaşık saçlarımı bu şampuan resmen açtı! Pasparlak oldu bir de, hem de çevreci... Harika bir duygu evimden çıkan atık suda "DOĞA" var... Çok mutluyum. Çevremi kirletmiyorum. Makineler de fokur fokur çalışıyor!Daha ne isteyeyim..

Parlak saçlarımı gören bakımına düşkün kocam da hemen atladı, benim şampuanımı kullanmaya başladı. Saçlarım hem parlak hem yumuşak diye sabah bana hava atıyor..:) (Ben onun kullanmasını pek istemiyorum tabi!!!)

Bu ürünü yüksek miktarlarda üretebilirsem, diğer çevreyi düşünen arkadaşlara sunmayı düşünüyorum... Hem de muadil ürünlerden çok ucuza!! Benim gibi DOĞA DOSTU TEMİZLİK SEVERLERE!

Ne dersiniz?

30 Eylül 2011 Cuma

A new Idea coming up fro being MuMPRENEUR!

I, try so  hard being Mumpreneur.
What is mumpreneur, it is an enterpreneur who is mom.
It is actually directly me.
I have a brand new idea, new new and really made for me.
I will make it.

Natural,
Clean,
Hypoallergenic
Antimicrobial
Goos for skin
Healthy
Hygenic
Easy
Fresh
Baby lover.

Just like me..

Coming up SOON!

follow me: twitter.com/escosku

27 Eylül 2011 Salı

Hoşgeldin 30! İyi ki doğdum!

Hep derlerdi, 30 yaş sendromu diye , işte o da geldi çattı.
Kendimi en tehlikeli yerde görüyorum, olmuş hissediyorum, çok tehlikeli!
O gençlik çılgınlığı dinmiş, biraz sakinlemiş, ama hergün daha çok hevesli, daha tutkulu,
biraz daha önünü gören, daha doğrusu önüne bakan. Bi de daha öncelerden farkım:
Ailesini düşünen biri oldum.

Yukarıdaki Posta kutuma gelen bir resim. Benim de dileğim bu. Bol seyahatli, neşeli, gezmeli tozmalı bir yıl!
İçimden gelen, hayatımı doya doya gezerek ailemle yaşamak!
Kendi cebime mutluluğa çalışmak, ailemi genişletmek mutlu etmek.
Gayet insanca isteklerim bu sene(ler)den!
3 hanesi sola taşındı. Bir 10 sene hayatımda neler değişecek kim bilir?Geçen 10 sene kaç kere değişti. 
Ama umarım herşey gönlümüzce olur, her günümüz ailecek sağlıkla mutlulukla olur!
Çok mutluyum, Allah'a şükür!
Kendime diyorum bu kez:
"İyi ki Doğdum!""İyi ki 30 oldum"

Esra
Nice mutlu yıllara!

23 Eylül 2011 Cuma

Çocuklarda Ortopedik Ayakkabı Gerekli mi?

Çocuklarda Ortopedik Ayakkabı Gerekli mi?

‘Ortopedik ‘ ayakkabıların kullanımı gereksiz hatta zararlı....

Ülkemizde çok önemsenen düztabanlık, içe basma, O – bacak ve X – bacak gibi sorunlar çocukların çoğunda aslında kendiliğinden geçerler. Bir zamanlar yaygın olarak kullanılan özel ayakkabılara, tabanlıklara, ayak jimnastiklerine ve ilaç tedavisine gerek yoktur. 1950 lerden itibaren yapılan araştırmalarda ortopedik ayakkabıların hiçbir düzeltici etkisi olmadığı hatta rahatsızlık verdiği saptanmış ve gelişmiş ülkelerde ortopedik ayakkabı kullanımı tamamen terk edilmiştir. 


Çocukların çoğunda ayaktaki ve bacaktaki şekil bozuklukları 5-6 yaşlar civarında kendiliğinden geçtiği için çocuğuna ‘ortopedik ‘ ayakkabı veya tabanlık kullandırtan anne-babalar bu düzelmenin ayakkabı sayesinde olduğunu düşünebilirler. Oysa özel ayakkabılar kullanmayan çocuklarda da aynı düzelme görülmektedir.

Her yaştaki çocuğa ayakkabı seçerken aranacak özellikler: esnek, rahat, hafif, kolay giyilip çıkartılan, kaymaz ve ucuz olmasıdır. ‘ Ortopedik’ olarak satılan veya özel yaptırılan ayakkabıların modern ortopedi bilimi ile hiçbir .... yoktur.


Ortopedik ayakkabılar ve özel olarak yapılan yürüme cihazları ‘ ortez’lerin kullanım amacı çocuk felci, spastik hastalık (serebral palsi), doğuştan omurilik felci ( spina bifida), doğuştan veya sonradan oluşan ve düzeltilemeyen ayak kemik hastalıkları gibi ciddi sorunlarda yürümeyi kolaylaştırmaktır.


Ülkemizde çocuk ortopedistlerinin görevlerinin birisi de sağlıklı çocuklarda bir ila altı yaşlar arasında sık görülen hafif basma kusurları ve bacak yamukluklarını çok nadir olan kalıcı sorunlardan ayırmak ve aileye ciddi bir sorun olmadığını anlatmaktır.


Prof.Dr.Selim Yalçın


Kaynak: UZE mail grubu

22 Eylül 2011 Perşembe

ERG Eğitim Reformu Girişimi 'ni duymuşmuydunuz?

ERG Eğitim Reformu Girişimi 'ni duymuşmuydunuz? Ben eğitim reformuna olan ilgim nedeniyle yakın zamanda duydum.
2003 yılında Sabancı Üniversitesi bünyesinde kurulan ve eğitim reformu politikalarını etkilemek üzere farklı paydaşları bir araya getirerek katılımcı ve yenilikçi bir fikir üretim süreci oluşturmayı amaçlayan Eğitim Reformu Girişimi (ERG) “herkes için kaliteli eğitim” hedefi doğrultusunda araştırma, savunu ve eğitim çalışmalarını sürdürüyor.

Eğitim politikası alanındaki izleme, araştırma ve savunu çalışmalarının içinde ERG, okullar açılırken ve Meclis’in açılmasına sayılı günler kala, milletvekillerine dosya şeklinde bir mektup göndererek eğitim sistemimizin öncelikle ele alınması gereken sorunlarını listeledi.

ERG ayrıca, her il için özel olarak hazırladığı il eğitim göstergeleri kartlarını da milletvekillerine gönderecek. İllerinde eğitime katılım, okulu terk, öğretmenler, derslik ve bilgisayar başına düşen öğrenci, sınıf tekrarı gibi birçok gösterge ve veriyi bölge ve Türkiye ortalamasıyla karşılaştırmalı olarak sunan bu belgeler, milletvekillerinin sık sık başvuracağı bir kaynak olacak.

Ben incelediğimde oldukça ilginç verilerle karşılaştım. İlgisini çekenler için paylaşmak istedim.

İlinizdeki eğitimin durumunu inceleyebileceğiniz link burada:


21 Eylül 2011 Çarşamba

Breathing Therapy On Air!

Breathe and Grow Rich -

Self Care to Enrich Your Whole Life

Thursday at 12 Noon Pacific Time on World Talk Radio Variety Channel on September 22, 2011, I'll be speaking with Dr. Conlan. Please join me for this incredible event.

Breathing is something we take for granted. As an average adult we breathe approximately 21,600 times every day without giving a single thought to the process. And yet it is breathing that keeps us alive. When we stop breathing, we die.

The quality of our breathing affects everything in our body because every cell is sustained by oxygen. I will discuss the importance of breathing properly and demonstrate how you can get the most life-giving oxygen out of every breath you take in. This will not only help you feel healthier and more energized but it will enhance your performance in every area of your life.

It isn't too late to learn to breathe correctly. If you want to feel better, think more clearly and perform better – don't miss this show.

Tom Goode

16 Eylül 2011 Cuma

Stop Heart Attack - Practices for Children - for Healthy Heart

Young at Heart – Heart Healthy Practices for Children
By Dr. Thomas O. Goode

Older kids playing

Heart disease is not just for grandpa anymore. According to the National Institutes of Health (NIH), heart disease can originate in childhood. In a recently concluded study, the NIH discovered many of the conditions that lead to heart disease, including high blood pressure and hardening of the arteries, can begin as early as age five.

In addition to physical changes, the study also identified several key environmental factors. These include poor diet, lack of exercise and tobacco use, all of which can result in high blood pressure and obesity at any age. It is common knowledge that children consciously and unconsciously mimic their parents. Therefore, raising heart healthy children means choosing a heart healthy lifestyle.

The best way of encouraging children to adopt your healthy lifestyle is to empower them with knowledge. Children are eager to learn the truth as it pertains to their bodies and lives. Teaching them how the heart and circulatory system function is a great place to start. Use age appropriate explanations to describe the effect nutritious food, quality water, and regular exercise have on heart health. In addition, find simple and loving ways to explain some of the common causes of heart disease.

Teaching Heart Healthy Habits

Exercise: According to the Department of Health and Human Services, all children over the age of two should get at least sixty minutes of exercise daily. Most children can easily meet this minimum with a little help from their parents. Start by encouraging them to participate in a variety of activities. Childhood is a time of exploration, and daily exercise is a way to determine interests. Outdoor play introduces children to the wonders of nature while organized sports teach them the value of teamwork. Likewise, dancing can ignite a passion while gymnastics encourages agility and flexibility. Any activity your children choose puts them one step closer to a heart healthy lifestyle.

Nutrition: One of the most effective ways to teach children good eating habits is to get them involved in the process. Start by taking them to the grocery store. Let them help you pick out food for the family. As you fill the cart together, explain why you choose some foods over others. For instance, you may tell your five year old that blueberries are good and good for you. If your child is older, however, you might use this opportunity to explain the role antioxidants play in good health.

Next, involve your children in the cooking. The kitchen is a fantastic hands-on learning environment. Allow children to chop, measure, and peel. Let them wash, beat, and boil. Buy them a kid-friendly cookbook and put them in charge of a dish or a meal. When they play chef, you get the chance to talk about what foods are good for us and why.

Water: When it comes to heart health, there is no substitute for pure water. Water helps improve circulation and rid the body of toxins. Therefore, it is important that your children drink plenty of water. Serve water at meals and be sure to send a water bottle to school and sporting events. In addition, limit the amount of fruit juice and sodas your children drink. If they must drink juice, make sure it is 100% natural. Also, if at all possible avoid serving your children soft drinks. They are full of unhealthy chemicals and empty calories, neither of which makes a positive contribution to their heart health.

Breathing: Deep breathing delivers more oxygen to cells throughout the body. This helps keep the heart healthy and improves circulation. Proper breathing also helps children reduce stress, which has been linked to heart disease. Showing your children how to use breathing to regulate stress is a powerful and heart healthy tool they can use now and for a long time into the future. Visit www.internationalbreathinstitute.com for instructions and deep breathing exercises.

By teaching your children these four heart healthy habits, you are empowering them with knowledge. You are teaching them that a healthy heart depends on good choices and that good choices make for a healthy lifestyle.

Tom Goode, ND, DD, is an author of books on holistic living. Dr. Caron Goode, cofounder of the International Breath Institute, offers free breathing resources for parents and children. Full-Wave Breathing is easy to learn and completely FREE to use! Watch the Full Wave Breathing videos on You Tube and visit http://www.energizeyounow.com. To receive a free newsletter, e-book and print-ready Full-Wave Breathing instructions.

Visit www.internationalbreathinstitute.com and www.academyforcoachingparents.com to learn more about whole-person tools for transformation of consciousness.

15 Eylül 2011 Perşembe

Montessori Activity - Daily Life - Age: 3 Years

How To Polish Shoes

Purpose 
To teach a child the skill of polishing shoes. 
Age: 3 years.

Material
A tray with the following items:
A tin of shoe polish
A small shoe brush, which is stored in a zip-locked bag
A piece of newspaper
A polish cloth.
There should be two pairs of children's shoes on the shelf for a child to choose
from (one boy's pair and one girl's pair).

Presentation
• This should be an individual presentation.
• Introduce this activity to the child at the shelf.
• Allow the child to select the shoes which she/he would like to polish and
place on the tray.
• Ask the child to carry the tray to a table.
• Remove the newspaper from the tray and place it on the table.
• Place the shoes onto the newspaper.
• Remove the brush from the bag and place it along with the polish onto 
the newspaper.
• Remove the lid from the tin of shoe polish.
• Dip one side of the brush into the polish until its surface is lightly covered with polish

• Place one hand in the shoe, and begin applying the polish to the shoe,
starting at the tip of the shoe, and working toward the back. Use small
circular motions.
• Apply more polish if necessary, and repeat on the other side of the shoe.
• Show the child how to complete polishing the shoes using a polishing cloth. 
• Replace the brush into the bag, and place the bag and the polish back onto 
the tray.
• Return the polished shoes to the shelf.
• Fold up the newspaper and place in the recycling bin.
• Invite the child to repeat the activity. Remind her/him to put everything back 
on the shelf to its original spot with a clean piece of newspaper when 
she/he has finished.
• Suggest that the child washes her/his hands when she/he is done

Hey gidi hayat


Çocukluğumun geçtiği Yer. Isparta.
Antalya yolunda giderken Gül Lokumu
Dönerken Kabune Pilavı yemek için durduk
Sonra suyunu da içelim, çarşıyı da gezelim dedik
Bir de 19 sene önce yaşadığım lojmana da girelim derken saatlerimizi geçirdiğimiz yer.
Isparta beni ben yapan memleket gibi bir yer.
Edirne'liyim ama çocukluğum Isparta 'da geçti.
Çocukken koştuğum lojman bahçesiinde çimlerde oğlumun benim gibi koşması beni çok duygulandırdı. Evimizi büyük sandığım yokuşlarını, çardakları koştuğum çimleri gezdim. 
Sanki 3 adımda bitti.
Ne büyük yer sanardım, rüyalarıma bile giren bu alan, ne kadar da küçükmüş meğer.
Omer benim yuvarlandığım çimlerde zıp zıp zıpladı, yuvarlandı.
Hey gidi hayat


Benim Lohusalığım Hiç Bitmeyecek Galiba..

Doğumdan önce dünyadan haberim yokmuş. Anne olmadan da gerçekten farklı bir dünyada yaşıyormuşum. Sanki önceleri bir fanusta yaşıyordum sa gerçek dünyaya düştüm. Bendeki etkisi bu oldu doğumun.
Lohusalık dönemim zor geçti, eğer lohusalık dediğimiz ilk 40 gun ise.. Daha sonrasında biraz daha neyi ne zaman nasıl yaparsam çözerimi ogrendim. Ancak hala hergun yeni bir problemle aynı şekilde karşı karşıya kalıyorum. Sürekli iş hayatında ' PROBLEM COZME' denen şeyi uyguluyorum. Sorun, çöz, çözemezsen kriz..
 Ama insanın bebeği dünyadaki herşeyi. Gerçekten müthiş bir duygu bu. ARABESK gibi. Anlatması zor.
Bu arada bence her anne, anneliği aynı yaşamıyor, herkes kendi kişiliğiyle birleştiriyor. Kimi biraz daha easy-going tipte ya anneliği de oyle oluyor. Benim yıllardır ertelediğin tüm korkularım, su yüzüne çıktı. Karakterim değişti. Rahat gülen kişi gitti. Panik, paranoyak biri oldu mesela.
Aslında iyi şeyler de var mesela, sakin ve sabırlı bir insan olabildiğimi gördüm. Başka kimseye veremeyeceğim toleransları bebeğime verebildiğmii böyle toleranslara sahip olduğumu gördüm.  Hergün yeni bir hayat yeni bir tat yaşıyorum.
Genel olarak ise evde bebeğimle olmadığıma pişman geçiriyorum günlerimi. Sanırım benim lohusalığım hiç bitmeyeecek. Yada lohusalık sandığım şey ANNE olmanın ta kendisi.
Bunu da anlaşılan yine zaman gösterecek.




Not: Ee bu arada 27 eylül geliyor. (30 yaşını dolduracağım!!)

10 Eylül 2011 Cumartesi

İsteyin.. Azimle İsteyin!

Bir insan kendini adadığında ilahi taktir de o yönde hareket edecektir
Tüm olaylar diğer bir olayı desteklemek için oluşur ve aksi taktirde hiçbir zaman ortaya çıkmaz.
Bir akarsu boyunca oluşan tüm olaylar sadece bir karardan doğar.
Hiçbir insanın hayal edemeyeceği tüm umulmadık durumlar, oluşumlar ve maddi destek bu şekilde elde edilebilir.
Elinizden geleni ve hayal edebileceğiniz herşeyi yapmaya hemen başlayın.
Cesaret; deha, güç ve büyüyü de içinde saklar.
Şimdi başlayın.
Goethe

8 Eylül 2011 Perşembe

MÜZİK VE HAREKETİN YARATICI BEYİN GELİŞİMİNE ETKİLERİ


7 Eylül 2011 Çarşamba

600 Engelli E-Ticaret uzmanı olmak isteyen aranıyor! Ne güzel şans!

E-ticaret Türkiye' de en hızlı büyüyen sektör. Özellikle 2010 yılında hızlı bir büyüme yaşandı e-ticaret de. Bunda özel alışveriş ve fırsat sitelerinin çok büyük etkisi var. Pazara inanılmaz bir ivme kazandırdılar. Bu büyüme de daha önce geri planda olan kobiler de, kolay sayılabilecek programlarla mağazalarını kurup online pazara dahil ettiler kendilerini.

 

Tabii bu hızlı büyüme beraberinde uzman açığını da gündeme getirdi. Türkiye Beyazay Derneği bu açıktan yola çıkarak engelliler için bir e-ticaret eğitim projesi hazırladı. Proje İstanbul Kalkınma Ajansı ve Kalkınma Bakanlığı tarafından destekleniyor. Amaç bu önemli pazar payında yüzü teknolojiye ve ekonomiye dönük engelli grubunun da yer almasını sağlamak. Proje, ofis programlarından ticaret yapmanın temel bilgilerine kadar tüm konuları içine alan sertifikalı bir uzman yetiştirme programı.

 

600 Girişimci Engelli Aranıyor

 

Projeden 10 ayda 600 engellinin faydalanması hedefleniyor. Engelli gruplarına çok önemli bir fırsat olarak sunulacak bu programa Eylül ayının son haftasında başlanıyor. 30' ar kişilik sınıflardan oluşacak eğitim, her sınıf için haftada iki gün olmak üzere toplam 8 günde tamamlanacak. Proje e-ticaret ile ilgili tüm süreçlerin eğitimini ve e-ticaret uygulamasının tüm detaylarını kapsamakta. Bu programa katılanlar e-ticaret uzmanı olarak yeni bir kariyer hedefine sahip olabilecekleri gibi girişimci de olmayı da tercih edebilirler. Ayrıca eğitim sonrasında 3 aylık destek hizmeti de verilecek.

 

Nasıl Bir Eğitim ?

 

*Eğitimin amacı, sektörün açığı olan yetişmiş personel ihtiyacını karşılamaktır. Bu sebeple eğitim tamamen uygulamaya yöneliktir.

*Eğitmenlerimizin tamamı sektör içinde görevleri devam eden uzmanlardan oluşmaktadır.

*Eğitmenlerimiz, eğitim sonrasında kursiyerlerimizin iş yaşamında karşılaşacakları sorunlara yardımcı olacak, ücretsiz olarak danışmanlık hizmeti vermeye devam edecektir.

*Bilgi kirliliğinden arındırılmış, tamamı uygulanabilir nitelikte olan eğitim programımıza göre, kursiyerlerimiz ister bireysel olarak, isterlerse çalıştıkları firmalarda rahatlıkla e-ticaret uzmanlığı alanında aktif olarak görev alabileceklerdir.

Sınıf kontenjanları tek bir engel grubundan en fazla 30 kişiden oluşacaktır. Eğitim boyunca sınıf ortamında engel durumuna göre destek verecek çeşitli görsel- işitsel araçlar ve materyaller kullanılacaktır.

 

Kimler Katılmalı

 

* Görme, işitme ve bedensel engelliler

* En az lise ve dengi bir okuldan mezun olanlar

* Üniversite öğrencisi ya da yeni mezunlar

* Kurumsal bir firmada bu konuda uzman olarak kariyer yapmak isteyenler

* Profesyonel iş yaşamında olup mesleğini değiştirmek isteyenler

* Profesyonel iş yaşamında olup ikinci bir iş olarak düşünenler

* e-ticaret uzmanı olarak kendine profesyonel bir kariyer hedefleyenler

* E-ticaret uzmanı olarak freelance danışmanlık yapmak isteyenler

* e- fikri veya e-projesi olan ve hayata geçirmek isteyen girişimciler

 

Katılımcılara daha güçlü destek sağlamak amacı ile eğitim programına paralel olarak, ortak E- Ticaret alışveriş platformu da oluşturulacak. Başarılı katılımcılara bu platformda uzman olarak çalışabilme veya kendi girişimciliğini gerçekleştirenlere aynı ortamda e-ticaret yapma fırsatı sunulacak.

 

Beyazay Derneği tarafından engellilere önemli bir fırsat olarak sunulacak bu projede yerini almak isteyenler, sınırlı sayıdaki katılımcı arasında olmak için acele etmeliler.


http://tinyurl.com/3ou58nx

YELKENLER FORA..

TATİLİMİZDE YELKENLERE ÖZEL İLGİLİMİZ NEDENİYLE, YELKENLİ HABERLERİNİ YAYINLIYORUM.

9 EYLUL'E KADAR YELKENLERİ İZLEYEBİLİRİZ!!

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları, İzmit Yelken Kulübü’nün ev sahipliğinde yapılan 44. Balkan Açık Yelken Şampiyonası’nın ilk gününde yelkenliler denize açıldı. Yelken Federasyonu’nun öncülüğünde gerçekleşen şampiyona İzmit Körfezi’nde gerçekleşiyor. 8 ülkenin yarışacağı şampiyona 9 Eylül Cuma günü sona erecek.

2 PARKURDA YAPILACAK

44. Balkan Yelken Şampiyonası Balkan ülkelerinin yanı sıra Açık kategoride gerçekleşiyor. Şampiyonaya Optimist(kız-erkek- junior ) sınıfında 74, Laser 18, Laser Radial Kadın 13, Finn 11 ve 470 Genel olmak üzere 4 sınıfta 140 sporcu katıldı. 6-7-8-9 Eylül tarihlerinde İzmit Yelken Kulübü ve Sekapark açıklarında 2 parkurda gerçekleşecek.

SINIFLARA GÖRE

Yelken Federasyonu Merkez Hakem Komitesi Başkanı Orhan Tüker, Yelken Şampiyonasında iki parkurun bulunduğunu kaydederek bunlardan ilkinde sadece optimistlerin diğer parkurda ise laser, fin ve surf kategorilerinin yarışacağını dile getirdi. Tüker, diğer parkurda 3 ayrı sınıfın yarışacağını ve ayrı ayrı her sınıfa start vereceklerini ifade etti.

MİLLİ TAKIM 40 SPORCU İLE KATILIYOR

Şampiyonaya Türkiye’nin yanı sıra Romanya, Sırbistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Yunanistan ve Rusya’dan oluşan 8 ülke katılıyor. Türk milli takımımız ise şampiyonaya her sınıfta toplam 40 sporcu ile katılacak. Yelken Şampiyonası’nda her yarıştan alınan derecelere göre puanlar verilecek. 4. Günün sonunda toplanan puanlara göre dereceye giren sporcular belirlenecek. 4 gün sürecek yarışlarda kategorilerinde dereceye girenlere 9 Eylül Cuma günü yapılacak törenle kupaları takdim edilecek

5 Eylül 2011 Pazartesi

YOUR TODDLER GIFTED? HOW TO KNOW?

"Did you hear what he just said?" Many parents see every word their child utters or every squiggle he draws as evidence of his being gifted. Though most children aren't identified as gifted until they begin formal school, some show signs of being gifted at a very early age.

Gifted child Ben Hellerstein of Larchmont, N.Y., for instance, was actually reading nonfiction books and memorizing facts by the age of 4. His mother wishes she had realized that he was academically advanced at that time. "If I had," she says wistfully, "he could have gotten the help he needed in school earlier than he did, and his first year of school wouldn't have been so unhappy."

Signs of giftedness in a preschooler

Your 2- to 4-year-old may be gifted if he:

  • Has a specific talent, such as artistic ability or an unusual facility for numbers. For example, children who draw unusually realistic pictures or who can manipulate numbers in their head may be gifted.
  • Reaches developmental milestones well ahead of peers.
  • Has advanced language development, such as an extensive vocabulary or the ability to speak in sentences much earlier than other children his age.
  • Is relentlessly curious and never seems to stop asking questions.
  • Is unusually active, though not hyperactive. While hyperactive children often have a short attention span, gifted children can concentrate on one task for long periods of time and are passionate about their interests.
  • Has a vivid imagination. Gifted children often create a vast and intricate network of imaginary friends with whom they become very involved.
  • Is able to memorize facts easily and can recall arcane information that he learns from television shows, movies, or books.

Other signs of giftedness may be a little harder to discern. By age 3 or 4, for example, some gifted children begin to realize that they are "different" from their peers. This can make them feel isolated and withdrawn; it may also make them likely targets for bullying.

They may begin to experience intense frustration because they can think more rapidly than they can express themselves, verbally or physically. If your child appears unusually angry or frustrated, you may want to consult a mental health professional.

Testing your preschooler for giftedness

Though you may want to know if your preschooler is gifted, most children don't need to be tested for giftedness before entering elementary school. However, consultations with a mental health professional may be appropriate if your preschooler appears to be unusually bored in school or shows any signs of emotional or social problems.

If your child is enrolled in preschool, speak to the teacher or school director to find out if the school is affiliated with any mental health professionals who specialize in working with gifted children. If your child is not in school or the school isn't being receptive to your concerns, ask your pediatrician to refer you to a child psychologist who conducts tests for giftedness. Keep in mind that that although private testing is often expensive (testing and follow-up consultation can run as high as $1,000), your insurance plan may cover the cost.

Children as young as 3 can be given IQ and ability tests, but experts believe that IQ test results obtained before the age of 5 are unstable — that is, if a child is retested, his scores can fluctuate significantly until this age. Years ago, children whose IQ scores were over 130 were considered gifted (the range for average intelligence is 85 to 115); today, however, IQ is one factor among many that need to be evaluated before a child is identified as gifted. Often parents and teachers will be asked to write their impressions of a child, and these subjective measures are considered along with test data


Source babycenter.com

2 Eylül 2011 Cuma

Antalya Belek'ten merhaba.Tatildeyiz. Bir blogda okudugum guzel bir yazı parcasını paylaşmak için yazayım dedim:
 
"Unutulmamalıdır ki, hayat, elimizde hangi kartlar olduğu değil, elimizdeki kartları nasıl oynadığımızdır. Bu durumda strateji oyunun kurallarını sizin koymanız ve oyuna hakim olmanız anlamına gelecektir. Oyunu değiştirmez iseniz, bir gün birisi bunu gerçekleştirecektir ve herkes dama oynarken en başarılı satranç oyuncusu olmak bir değer ifade etmeyecektir."

BE YOU OWN BOSS

BE YOU OWN BOSS
BE ENTERPRENEUR, EARN MONEY

Labels

bebek (40) bakıcı (8) bakıcı devir işlemleri (8) doğum (8) işe başlamak (7) bebeğim (6) doğumgünü (6) işe dönmek (6) anne özlemi (5) girişimcilik (5) annelik (4) baby (4) bebek oyunları (4) emzirme (4) hamilelik (4) işbaşı (4) montessori (4) orff (4) çalışma (4) çocuk (4) Chicco Polly (3) annemi istiyorum (3) aşk (3) beklemek (3) children (3) doğum izni (3) evde kalmak (3) for mom (3) girişim (3) izmit (3) mutluluk (3) zeka (3) ömer (3) 15 ay (2) 6 ay (2) Formula 1 (2) aile (2) aktivite (2) alerji (2) araba (2) astim (2) bayram (2) bebek hareketleri (2) bebekle tatil (2) bilim (2) blog (2) cocuk (2) destek (2) deterjan (2) doğum sonrası (2) evde başbaşa (2) evlilik (2) hayat (2) hikaye (2) iş sanat (2) kendime dair (2) kids (2) küçük insan (2) okul (2) oyun oynama (2) parti (2) pazar (2) pick up (2) reasons to have children (2) sabun (2) son gün (2) turkey (2) yatak (2) yenge (2) yeni haberler (2) yetenek (2) İŞ (2) 0-3 years (1) 12 ay (1) 1215 (1) 17 Şubat (1) 2010 (1) 27 eylül (1) 7 ay (1) 9 ay (1) ADD (1) AFS (1) BRANDMAIL (1) Bulent Madi (1) CIA (1) DEGISIMI (1) DOĞAL MAKYAJ (1) Ferrari (1) Fila Motion 9 (1) H1N1 (1) IRAZ (1) KULTUR (1) LOVE (1) NUDE (1) OGRENCI (1) PUPA (1) TURK (1) Türkiye'de (1) VAKFI (1) Yaş otuz (1) affet (1) agaç (1) all star (1) alternatif eğitim (1) altı aylık (1) anaokulu (1) anksiyete (1) arada kalmak (1) arasta (1) arkadaş (1) astım (1) atölye (1) avusturya lise (1) ayrılma fobisi (1) ayrılma ile başa çıkma (1) ayrılma kaygısı (1) aşı (1) babycenter (1) başarmak (1) bebek ayakkabı (1) bebek bezi (1) bebek odası (1) bebek sahibi olmak (1) bebekle yurtdışı (1) bebeğimi bırakmak (1) bebiş (1) bekarlık (1) beklediğim an (1) belgesel (1) berbat sipariş (1) bezi (1) birthday (1) blogspot (1) bronsit (1) burak büyükdemir (1) burger king (1) business plan (1) buğday (1) canlı yayın (1) canım (1) censor (1) chicken (1) coach (1) converse (1) darıca (1) deneyim (1) dernek (1) devam (1) devrim (1) değer (1) değiştirme (1) diaper (1) dikkat bozukluğu (1) discipline (1) diş buğdayı (1) diş hediği (1) dj (1) dogumgunu (1) doktorum (1) domuz giribi (1) doruk (1) doğa dostu (1) doğum günü (1) dönüm noktası (1) düzen (1) e-ticaret (1) e-tohum (1) edirne (1) education (1) egitim (1) emerek uyuma (1) enerji (1) enterpreneur (1) eskişehir (1) esra (1) esumom (1) evlendik (1) evlenmek (1) ezel (1) eğitim dostları (1) fabrika (1) feng shui (1) firsat (1) geldi (1) geliştirici (1) geliştirme (1) gezi (1) giden (1) girls (1) gitme vakti (1) gitmek (1) gizem (1) global warming (1) goethe (1) goran bregovic (1) grow (1) grubu (1) hafta hafta (1) haftasonu (1) hafıza (1) haklari (1) hammaddeler.com (1) hanımın (1) hasta (1) hastalık (1) hayat hikayem (1) hayvanat bahçesi (1) hayır (1) hedef (1) hedik (1) hediye (1) herşey (1) heyecan (1) hiperaktif (1) hiperaktivite (1) his (1) hobi bahçesi (1) home office (1) hıdırellez (1) icat (1) indu (1) ipek (1) israil (1) istemek (1) istemiyorum (1) italya (1) iş planı (1) kader (1) kadin (1) kahvaltı (1) kahve (1) kalem (1) kalorifer (1) kangoo (1) karada (1) karanfil (1) keskin (1) konser (1) konu (1) kosgeb (1) kostum sitesi (1) krep (1) kurban (1) küresel ısınma (1) kütahya (1) kıpırtı (1) kış (1) lamba (1) lastik (1) life (1) like (1) lisans (1) lohusa (1) lohusalık (1) mama sandalyesi (1) marmaray (1) merkez (1) merkezi (1) midpoint (1) milano (1) mimar (1) mucize (1) mumpreneur (1) mühendis (1) mümkün mü? (1) müzik (1) nefes (1) nikah (1) ninni (1) nişan (1) norveç (1) nurturia (1) ocos (1) oncesi (1) onur erol (1) open blog (1) oyun (1) oğlum (1) paktuna (1) park (1) pasaport (1) pedagoji (1) peer gynt (1) piano (1) picasaweb (1) plan (1) plus syn (1) polymer (1) premature (1) psychology (1) put down (1) ralli (1) referandum (1) reform (1) robinson (1) rocker (1) sabiha (1) sabunagaci (1) sabunagacı (1) salıncak (1) sanayi (1) sapanca (1) sayi (1) schulwerk (1) science (1) science at home (1) secret (1) seminer (1) seyahat (1) sigara (1) sir (1) site (1) soapnut (1) soguk (1) sonbahar (1) sosyal medya manyağı (1) squidoo (1) stumble (1) sultanlık (1) sunnet (1) sürüş (1) tahta (1) temizlik (1) ticaret (1) tips (1) toddler (1) toros (1) tracy hogg (1) tumbletots (1) tuzlu (1) twinkle (1) uyku (1) van (1) vinç (1) vücut (1) waldorf (1) walker (1) yahyakaptan (1) yanar (1) yapmak (1) yaprak (1) yaratıcı (1) yaratıcılığın gelişmesi (1) yardım (1) yarı doğumdünü (1) yarı yaşgünü (1) yatır kaldır (1) yeni yıl (1) yer yatağı (1) yoğurt (1) yurtdışı (1) yüksek lisans (1) yıldönümü (1) yıldız (1) zaman (1) zeynep (1) ÜZE (1) çarşaf (1) çiftliği (1) çin astrolojisi (1) çin falı (1) çocuk program (1) çocuk sahibi olmak (1) çocuklar (1) çocuğu (1) çocuğuma dokunma (1) öksüz (1) öss (1) özlemek (1) ülke (1) üretim (1) üstün (1) ıspanak (1) ısparta (1) ışık (1)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı