Fena.Çok fena..Bugün perşembe lede var sıfır ne internet ne tanıdık kar etmedi..Bakıcı dadı madı yok..
Sakal bıyık hikayesi..Zaman kalmadı..Tükeniyoruz.
Kaldı 3 hafta..
Bebeğimden kopmak istemiyorum!
Allah'ım bana yardım et..
23 Aralık 2010 Perşembe
19 Aralık 2010 Pazar
Bebeğim..Alttan da diş çıkarıyor üstten de..Diş saldırısına uğradı resmen..Canımın içi.. Şu anda uyuyor.. Gece boyunca uyumadı,uyutmadı..
Canım bebeğim için internet üzerinde iş yapabileceğim işler arıyorum..E ticaret olabilir belki..Aklımda birkaç iş var.. Denemeden bilinemeyecek..Bir de bakıcı arayışımız devam edior.. Pazartesi bir kişi ile daha görüşeceğiz..Anneannemiz gelecek..O da çok bunalımdaymış, kızı olur da çalışmaz diye korkuyor..Bu durumda ben de onun sağlıklı düşünebildiğine karar veremiyorum. Her gelen kadına aa bu çok iyi diyecek gibi geliyor, ben işe gideyim diye..Ama olsun en azından yanımda oluyor..Bana destek..İnsanın annesinden başka kim her istediğinde yanında oluyor ki değil mi? İşte ben de bu yüzden tontik oğlum hala emerken onun yanında olmak istiyorum..
Hayat boyu yanında olacağım..
17 Aralık 2010 Cuma
Sonunda yoğurdu yaptım!!
KEçi sütü ile doğal köy yogurdunu bilinmeyen ölçek ve sıcaklıkta mayalamayı becerdim!!
Şimdiye kadar bilimum çeşitte sütü,belirli scaklıklarda ve yoğurt çeşitleri, kıvam ve miktarlarında deneyerek mayalamaya çalışmıştım hiç olmamıştı!! süreleri de farklı farklı denemiştim..olmamıştı!
Bugün hiçbir parametresiz yaptım, tuttu!!
Ama tekrar yapmak için parametrem yok bu sefer de..
Olsun sonunda oldu ya, artık ben de yoğurt yapabilen bir anneyim!
:) kaskatı yoğurtlu günler!!
Şimdiye kadar bilimum çeşitte sütü,belirli scaklıklarda ve yoğurt çeşitleri, kıvam ve miktarlarında deneyerek mayalamaya çalışmıştım hiç olmamıştı!! süreleri de farklı farklı denemiştim..olmamıştı!
Bugün hiçbir parametresiz yaptım, tuttu!!
Ama tekrar yapmak için parametrem yok bu sefer de..
Olsun sonunda oldu ya, artık ben de yoğurt yapabilen bir anneyim!
:) kaskatı yoğurtlu günler!!
Çocuk aktivitesi
BEN KİMİM?
Birinin kendisi olması ne demek? Göründüğümüz gibi miyiz? Yoksa kimsenin bilmediği ve bilemeyeceği bir BEN var mı içimizde? İçimizdeki BEN'i ne kadar koruyabiliriz? Doğru her zaman doğru mudur? Bazen birisi için doğru olan başkası için yanlış olamaz mı? Doğru ile eğri matematiğin düşman kardeşleri. İçimizde duymaz mıyız hep onların seslerini? Gelelim bizim hikâyemize…
Öyle bir hikâye ki bizimkisi
kahramanına dar gelmiş dünya sanki.
Norveç'te anayurdunda,
dağlarda Trollerin sarayında,
Fas çöllerinde Bedeviler arasında,
Mısır'da sfenkslerin ardında,
kral olma tutkusuyla,
girmediği kılık, yapmadığı iş kalmasa da
vazgeçmemiş asla benliğinden ayrılmaya.
Rüyalarla masallar,
hayallerle yalanlar,
aslında aralarında ipincecik bir sınır var.
…yaşlı Per Günt ormanda yürürken yerde iri bir soğan görür. Onu eline alır, bakar, kendisini o soğana benzetir. Soğanın her bir yaprağı, hayatının farklı dönemlerindeki Per Günt'tür. Tek tek yaprakları soymaya başlar. En üst yaprak; geyik avında akıl almaz numaralar yapan palavracı Per Günt, bir alttaki yaprak; Norveç'te düğünün orta yerinden gelini kaçıran çılgın Per Günt, bir daha alttaki yaprak; Fas çöllerinde, çalıntı bir atın sırtında, şans eseri bulduğu kral kostümleri içindeki sahte kurtarıcı Per Günt, bir alttakinin altındaki yaprak; Amerika'da akıl almaz işler çeviren, fırsatçı zengin Per Günt. Bu böyle sürüp gider. Per Günt, soyduğu soğan yapraklarının en dibinde bir çekirdek bulmayı, en sonunda hiç değişmemiş, kendi olarak kalmış gerçek bir Per Günt'e ulaşmayı bekler. Ama soğanın çekirdeği yoktur ki! Per Günt eli boş, önünde yere dökülen soğan yapraklarıyla baş başa kalır. O zaman kendine sorar: Ben kimim?
Birinin kendisi olması ne demek? Göründüğümüz gibi miyiz? Yoksa kimsenin bilmediği ve bilemeyeceği bir BEN var mı içimizde? İçimizdeki BEN'i ne kadar koruyabiliriz? Doğru her zaman doğru mudur? Bazen birisi için doğru olan başkası için yanlış olamaz mı? Doğru ile eğri matematiğin düşman kardeşleri. İçimizde duymaz mıyız hep onların seslerini? Gelelim bizim hikâyemize…
Öyle bir hikâye ki bizimkisi
kahramanına dar gelmiş dünya sanki.
Norveç'te anayurdunda,
dağlarda Trollerin sarayında,
Fas çöllerinde Bedeviler arasında,
Mısır'da sfenkslerin ardında,
kral olma tutkusuyla,
girmediği kılık, yapmadığı iş kalmasa da
vazgeçmemiş asla benliğinden ayrılmaya.
Rüyalarla masallar,
hayallerle yalanlar,
aslında aralarında ipincecik bir sınır var.
…yaşlı Per Günt ormanda yürürken yerde iri bir soğan görür. Onu eline alır, bakar, kendisini o soğana benzetir. Soğanın her bir yaprağı, hayatının farklı dönemlerindeki Per Günt'tür. Tek tek yaprakları soymaya başlar. En üst yaprak; geyik avında akıl almaz numaralar yapan palavracı Per Günt, bir alttaki yaprak; Norveç'te düğünün orta yerinden gelini kaçıran çılgın Per Günt, bir daha alttaki yaprak; Fas çöllerinde, çalıntı bir atın sırtında, şans eseri bulduğu kral kostümleri içindeki sahte kurtarıcı Per Günt, bir alttakinin altındaki yaprak; Amerika'da akıl almaz işler çeviren, fırsatçı zengin Per Günt. Bu böyle sürüp gider. Per Günt, soyduğu soğan yapraklarının en dibinde bir çekirdek bulmayı, en sonunda hiç değişmemiş, kendi olarak kalmış gerçek bir Per Günt'e ulaşmayı bekler. Ama soğanın çekirdeği yoktur ki! Per Günt eli boş, önünde yere dökülen soğan yapraklarıyla baş başa kalır. O zaman kendine sorar: Ben kimim?
BEN KİMİM? PEER GYNT (PER GÜNT)
19 Aralık 2010 15:00Bilet içinGelen de gitti!!
Evet, bugün sabah ikinci bakıcı teyzemiz de geldi.."Bu çocuk yemiyor, benim uykularım kaçıyor,hasta olucam,ben sizi düşünüyorum" dedi ve gitti..
Ocos da bu kadınla iken pek mızırdanıktı, uyumuyordu, sakinleştirmek zor oluyordu, kadını tam ayarlamışken istekleri oturtmuşken gitmesine üzüldüm ama sonra herşey süper deyip, toparladım..Yeni birine bakarız diye..Haftaya yine annem gelecek yeni biririni arayacağız..Kadının dün dediği bikaç cümle kafama takılmıştı o yüzden üzülmemeye çalışıyorum,neymiş benim kurallarım varmış,ben işe giidnce yıkacaklarmış hepsini..Öcos'a diyor..Hemen karşı çıktım olur mu oyle sey diye..Hareketli aktif olsun dedik bu sefer de öcos çok yoruluyordu sürekli sesten, belki böylesi daha iyi olacaktır bilmiyorum.. Aramaya devam artık ne diyeyim..İzmit kazan biz kepçe..Olmadı kendim bakarım diyorum ama onun da sonu yok gibi..Şu an en büyük dert emmeye devam etmesi..Çocuk istemeden de zorla bıraktırmayın diyor uzmanlar..Eeeee...
Ne olacak bilmiyorum..Hayırlısı..Belki kimseyi bulamam da kendim bakmak zorunda kalırım :) hehehe..
Bugün OCOS tam 10 aylık oldu!! Az önce son resimlerini de çektim,yukarıda kadın gidince rahatça uykuya daldıktan sonra..Bugün bakıcı gidince mama sandalyesine oturdu, tahta kaşıkla oynadık mızmızlık yapmadan, kendi başına salona koydum oturdu belki 20 dk oynadı, çok şaşırdım resmen sakinleşti. Evde biz başbaşa olunca rahat sanki...Rahatça uykuya daldı bugün kaç gündür sıkıntılıydı..Resmen benim gibi o da istemiyor başkalarını..:PP
Geçen Gün arkadaşım ve kızı zeynep bizdelerdi Ocos'un ilk ve tek arkadaşı Zeynep..Yanyana ilk resmi , babannem ile dedeme benzettim..Ondan koydum, allah rahmet eylesin onlara ama bizim çocuklarımızın ömrü upuzun olsun kimselere benzemesin..Amin!!Öcos'un ifadeye bakın , çok memnun halinden..
Hayat devam ediyor valla bir de para bulsam memnunum halimden..Canım bebeğim benim..
Ocos da bu kadınla iken pek mızırdanıktı, uyumuyordu, sakinleştirmek zor oluyordu, kadını tam ayarlamışken istekleri oturtmuşken gitmesine üzüldüm ama sonra herşey süper deyip, toparladım..Yeni birine bakarız diye..Haftaya yine annem gelecek yeni biririni arayacağız..Kadının dün dediği bikaç cümle kafama takılmıştı o yüzden üzülmemeye çalışıyorum,neymiş benim kurallarım varmış,ben işe giidnce yıkacaklarmış hepsini..Öcos'a diyor..Hemen karşı çıktım olur mu oyle sey diye..Hareketli aktif olsun dedik bu sefer de öcos çok yoruluyordu sürekli sesten, belki böylesi daha iyi olacaktır bilmiyorum.. Aramaya devam artık ne diyeyim..İzmit kazan biz kepçe..Olmadı kendim bakarım diyorum ama onun da sonu yok gibi..Şu an en büyük dert emmeye devam etmesi..Çocuk istemeden de zorla bıraktırmayın diyor uzmanlar..Eeeee...
Ne olacak bilmiyorum..Hayırlısı..Belki kimseyi bulamam da kendim bakmak zorunda kalırım :) hehehe..
Bugün OCOS tam 10 aylık oldu!! Az önce son resimlerini de çektim,yukarıda kadın gidince rahatça uykuya daldıktan sonra..Bugün bakıcı gidince mama sandalyesine oturdu, tahta kaşıkla oynadık mızmızlık yapmadan, kendi başına salona koydum oturdu belki 20 dk oynadı, çok şaşırdım resmen sakinleşti. Evde biz başbaşa olunca rahat sanki...Rahatça uykuya daldı bugün kaç gündür sıkıntılıydı..Resmen benim gibi o da istemiyor başkalarını..:PP
Geçen Gün arkadaşım ve kızı zeynep bizdelerdi Ocos'un ilk ve tek arkadaşı Zeynep..Yanyana ilk resmi , babannem ile dedeme benzettim..Ondan koydum, allah rahmet eylesin onlara ama bizim çocuklarımızın ömrü upuzun olsun kimselere benzemesin..Amin!!Öcos'un ifadeye bakın , çok memnun halinden..
| Dede ile Babaanne |
| Ömer Zeynep Ege'nin oyuncaklarını kapmış, yiyor.. |
PS: işe gitmeyi sosyal hayatı para kazanmayı da çok özledim ama ikisi bir arada olsa keşke...
16 Aralık 2010 Perşembe
İşimi bıraksam mı?
1981 doğumluyum..Edirneliyim..Çoğu Edirneli gibi göçmen atalara sahibiz..Yunanistan,Bulgaristan,Arnavutluk,Bosna karışık.. babam hep der:
"Edirne'de kızları okuturlar, erkekleri sanayiye verirler, erkekler çalışmazlar, kızlar da aklı varsa çalışır, yoksa biriyle evlenir,çocuğuna bakar, kendi hayatını yer.."
Ben de okutuldum binbir güçlükle..1986 de taşındık Isparta'ya oradan 1993 'te geri Edirne'ye ortaokulu anadolu Lisesi'nde Lise'yi Fen Lisesi'nde.. Ardından 1 yıl AFS bursu ile İskandinavya'da geçirip, kazandığım Kimya Mühendisliği'ni okumak üzere İstanbul'a taşındım ikivalizle... Annem babam memuruslar çalıştılar durdular emekli oldular parlarını yine bize harcadılar..Bir şeyleri kalmadı.. İki kedi bıraktık onlara biz de öğrenciyken sokaktan eve aldığımız kediler şimdi onların evinde..
Velhasıl Liisanstan sonra baktım olmayacak yüksek lisans da yaptım, istanbulda iyi bir üniversitede yine..Part time çalıştım, babamı daha da zorlamak istemedim..Ama malum ekmek aslanın ağzında..Sonra Hocam iyi çalışıyorsun dedi, doktora da yap dedi..Gizlice iş görüşmelerine gittim, istediğim gibi "üretim mühendisliği"ne alındım.. Gmbür gümbür sanayinin içinde süper çalışacaktım.. Hoca'ma dedim ben çalışıcam, doktora karın doyurmayacak, ben iş buldum Çorlu'ya gidiyorum dedim..Yeniden 2 vaizle taşındım..Bu sefer alışveriş yaptım nasılsa para kazanıp ödeyecem. Mühendis olduk hem de yüksek! Borç yaptım ev eşyalarımı dizdim..Taksit taksit ödedim..İş hayatı zormuş, gördüük! Gecenin bir yarısı üretim durdugunda mühendisini ayazda fabrikaya getirirlermiş.. Midem kitlendi, telefon çalacak diye uyuyamaz oldum..Kendi branşımda hakkımla çalışmak istiyordum.. Orada ben çalışıyordum, erkek meslektaşlar ekmeği yiyordu, haksızlık vardı, vs. vs.vs. hiç dayanamazdım.. Zam istedim, vermediler, bastım istifayı çıktım..
1-2 ay daha iş aradım, yurt dışında bir görüşmeye gittimm..Tam paraları bitirdim iş buldum.. Kendi branşımda lastik... Bol kokulu, pis yeterince pis..Sanki pisliğe girince daha bir mühendis oluyordu ya insan..!:)
Bu iş şu anki işim sene 2007, ay Mayıs, işçi bayramında işe başladım..Sevinçle..Burada sistem farklı, zor şeyler bana göredir, çalıştım, çalıştım,çalıştım, gece gündüz.. Ne oluyor derken eşimle çıkmaya başladık, o askere gitti..Hadi kısa dönem gelsin derken..Geldi..Ayrı şehirlerde olmak zor geldi..Uzatmadan evlenelim dedik..O daha yuksek yapacaktı yapamadı..Hadi evlenince yapsın o da dedik, evlendik..Evlendim,sene 2009..Bir de tontik bebeğimiz olur mu ki dedik?Malum devir zor devir, herkes istiyor olmuyor..O da bizimle olur ne güzel yanımızda, yaşlanmadan 30 a girmeden hadi olsun dedik..O da hemen oldu..Ocos doğdu sene 2010, aylardan Şubat 17..
İşte tam bir dönüm noktası tarihi..
Sonrası bambaşka, sonrası deneyimsizlik, deneyimlenmesi zor, yalnızlık, uğraş, çaba.. Ama sonunda tam bir tatlı tontik..OCOS..
Şimdi yarın tam 10 aylık...
İşten sürekli izin alıyorum..Doğum izni senelik izin süt izni ücretsiz izin.. Hala süt de veriyorum.. Gün boyu o istedikçe..Hep başbaşaydık ya..O biizi seviyor ben de bizi seviiyorum..O yuzden evde başka bir kadına ben bile alışamadım ki o alışsın.. Nasıl alışsın.. O annesi gibi anlamıyor sesinin tınısından.. Annesi gibi istedi mi memesini uzatamaz ona..Uyumak için de emmek istiyor seve seve sıcacık.. Annesi saçını severken yanaklarına masaj yaparken uyuyor..Nasıl olacak bu teyze oyun arkadaşı ona..
Teyze bile dedi..İşimiz zor..Zor..Ben yokkken beni arıyor arıyor arıyor..uyumaya yemeye beni arıyor.. Tam da ayrılık fobisinin ortasındayız..nasıl bırakıp gidicem? Nasıl nasıl?
İştten ayrılsam diyorum? ? Bir süredir aklımda..Ama nasıl?
Parasız geçinmek zor,birey olmak için para kazanmalısın,
kapıyı yumuşak kapatmalı, işim de idare ederdi hani,
Maaşım iyi, uluslarası şirket olanaklar iyi ,çlışsam şimdi dönsem,
birkaç ayda toparlarız kendimizi
Şimdiye dek tüm ceptekileri yedim..
Nasıl geçiniriz..Birikmişimiz bile yok
Eşimin yüksek lisansı kaldı..ona da Para lazım
Tontik benim üzerimden özel sigortalı,doktoru bu sigortadan..
Montessori eğitimi almak istiyorum, çalışmazsam param olmaz olmayınca da eğitim alamam ki..
Evde bunalırsam ya, sürekli bebekle tanıdığımın olmadığı bir şehirde, ruh sağlığım giderse de Ocos a iyilik yerine kötülük olursa bu durum..O mutlu olur mu ki? Ben ce o çok mutlu olur..
Bir de eşim sosyal bir ortamda çalışırken ben kıskançlık krizlerine girebilirim..Benim niye bir hayatım yok diye..Ve bir daha iş bulabilecekmiyim o bile belli değil olacak..Nereye gitsem diyeceğim çocuk yüzünden ayrıldım, istemeyecekler..Hadi istediler diyelim, bir daha çocuk yapamayacağım Allah bilir sözleşmeme koyarlar..Haklı TV'de çıkıyor haydi kızlar okula kampanyası, kardelenler vs. Kadınları iş hayatına kazandırmak için kadın destekleme programları ben ne yapıyorum hepsini aşmışım ama gidemiyorum..Bence asıl doğum sonrası kadınları işe kazandırma kampanyası olmalı..Yani ne bileyim şimdi fabrika içinde bir lojman olsa yada kreş orada her an gidip görebileceğimi bilsem içim bir nebze rahat ederdi..Dimi? Ama yok..YOK!
Of of..Dahası
Annem için için üzülüyor biz kızımızı evde otursun,parasız kalsın diye mi büyüttük diye içinden hayıflanıyor..
E ben de onların kızıyım ne de olsa.. Peki Babam ne diyor:
En Baştaki cümleyi..
"Edirne'de kızları okuturlar, erkekleri sanayiye verirler, erkekler çalışmazlar, kızlar da aklı varsa çalışır, yoksa biriyle evlenir,çocuğuna bakar,kendi hayatını yer.."
"Edirne'de kızları okuturlar, erkekleri sanayiye verirler, erkekler çalışmazlar, kızlar da aklı varsa çalışır, yoksa biriyle evlenir,çocuğuna bakar, kendi hayatını yer.."
Ben de okutuldum binbir güçlükle..1986 de taşındık Isparta'ya oradan 1993 'te geri Edirne'ye ortaokulu anadolu Lisesi'nde Lise'yi Fen Lisesi'nde.. Ardından 1 yıl AFS bursu ile İskandinavya'da geçirip, kazandığım Kimya Mühendisliği'ni okumak üzere İstanbul'a taşındım ikivalizle... Annem babam memuruslar çalıştılar durdular emekli oldular parlarını yine bize harcadılar..Bir şeyleri kalmadı.. İki kedi bıraktık onlara biz de öğrenciyken sokaktan eve aldığımız kediler şimdi onların evinde..
Velhasıl Liisanstan sonra baktım olmayacak yüksek lisans da yaptım, istanbulda iyi bir üniversitede yine..Part time çalıştım, babamı daha da zorlamak istemedim..Ama malum ekmek aslanın ağzında..Sonra Hocam iyi çalışıyorsun dedi, doktora da yap dedi..Gizlice iş görüşmelerine gittim, istediğim gibi "üretim mühendisliği"ne alındım.. Gmbür gümbür sanayinin içinde süper çalışacaktım.. Hoca'ma dedim ben çalışıcam, doktora karın doyurmayacak, ben iş buldum Çorlu'ya gidiyorum dedim..Yeniden 2 vaizle taşındım..Bu sefer alışveriş yaptım nasılsa para kazanıp ödeyecem. Mühendis olduk hem de yüksek! Borç yaptım ev eşyalarımı dizdim..Taksit taksit ödedim..İş hayatı zormuş, gördüük! Gecenin bir yarısı üretim durdugunda mühendisini ayazda fabrikaya getirirlermiş.. Midem kitlendi, telefon çalacak diye uyuyamaz oldum..Kendi branşımda hakkımla çalışmak istiyordum.. Orada ben çalışıyordum, erkek meslektaşlar ekmeği yiyordu, haksızlık vardı, vs. vs.vs. hiç dayanamazdım.. Zam istedim, vermediler, bastım istifayı çıktım..
1-2 ay daha iş aradım, yurt dışında bir görüşmeye gittimm..Tam paraları bitirdim iş buldum.. Kendi branşımda lastik... Bol kokulu, pis yeterince pis..Sanki pisliğe girince daha bir mühendis oluyordu ya insan..!:)
Bu iş şu anki işim sene 2007, ay Mayıs, işçi bayramında işe başladım..Sevinçle..Burada sistem farklı, zor şeyler bana göredir, çalıştım, çalıştım,çalıştım, gece gündüz.. Ne oluyor derken eşimle çıkmaya başladık, o askere gitti..Hadi kısa dönem gelsin derken..Geldi..Ayrı şehirlerde olmak zor geldi..Uzatmadan evlenelim dedik..O daha yuksek yapacaktı yapamadı..Hadi evlenince yapsın o da dedik, evlendik..Evlendim,sene 2009..Bir de tontik bebeğimiz olur mu ki dedik?Malum devir zor devir, herkes istiyor olmuyor..O da bizimle olur ne güzel yanımızda, yaşlanmadan 30 a girmeden hadi olsun dedik..O da hemen oldu..Ocos doğdu sene 2010, aylardan Şubat 17..
İşte tam bir dönüm noktası tarihi..
Sonrası bambaşka, sonrası deneyimsizlik, deneyimlenmesi zor, yalnızlık, uğraş, çaba.. Ama sonunda tam bir tatlı tontik..OCOS..
Şimdi yarın tam 10 aylık...
İşten sürekli izin alıyorum..Doğum izni senelik izin süt izni ücretsiz izin.. Hala süt de veriyorum.. Gün boyu o istedikçe..Hep başbaşaydık ya..O biizi seviyor ben de bizi seviiyorum..O yuzden evde başka bir kadına ben bile alışamadım ki o alışsın.. Nasıl alışsın.. O annesi gibi anlamıyor sesinin tınısından.. Annesi gibi istedi mi memesini uzatamaz ona..Uyumak için de emmek istiyor seve seve sıcacık.. Annesi saçını severken yanaklarına masaj yaparken uyuyor..Nasıl olacak bu teyze oyun arkadaşı ona..
Teyze bile dedi..İşimiz zor..Zor..Ben yokkken beni arıyor arıyor arıyor..uyumaya yemeye beni arıyor.. Tam da ayrılık fobisinin ortasındayız..nasıl bırakıp gidicem? Nasıl nasıl?
İştten ayrılsam diyorum? ? Bir süredir aklımda..Ama nasıl?
Parasız geçinmek zor,birey olmak için para kazanmalısın,
kapıyı yumuşak kapatmalı, işim de idare ederdi hani,
Maaşım iyi, uluslarası şirket olanaklar iyi ,çlışsam şimdi dönsem,
birkaç ayda toparlarız kendimizi
Şimdiye dek tüm ceptekileri yedim..
Nasıl geçiniriz..Birikmişimiz bile yok
Eşimin yüksek lisansı kaldı..ona da Para lazım
Tontik benim üzerimden özel sigortalı,doktoru bu sigortadan..
Montessori eğitimi almak istiyorum, çalışmazsam param olmaz olmayınca da eğitim alamam ki..
Evde bunalırsam ya, sürekli bebekle tanıdığımın olmadığı bir şehirde, ruh sağlığım giderse de Ocos a iyilik yerine kötülük olursa bu durum..O mutlu olur mu ki? Ben ce o çok mutlu olur..
Bir de eşim sosyal bir ortamda çalışırken ben kıskançlık krizlerine girebilirim..Benim niye bir hayatım yok diye..Ve bir daha iş bulabilecekmiyim o bile belli değil olacak..Nereye gitsem diyeceğim çocuk yüzünden ayrıldım, istemeyecekler..Hadi istediler diyelim, bir daha çocuk yapamayacağım Allah bilir sözleşmeme koyarlar..Haklı TV'de çıkıyor haydi kızlar okula kampanyası, kardelenler vs. Kadınları iş hayatına kazandırmak için kadın destekleme programları ben ne yapıyorum hepsini aşmışım ama gidemiyorum..Bence asıl doğum sonrası kadınları işe kazandırma kampanyası olmalı..Yani ne bileyim şimdi fabrika içinde bir lojman olsa yada kreş orada her an gidip görebileceğimi bilsem içim bir nebze rahat ederdi..Dimi? Ama yok..YOK!
Of of..Dahası
Annem için için üzülüyor biz kızımızı evde otursun,parasız kalsın diye mi büyüttük diye içinden hayıflanıyor..
E ben de onların kızıyım ne de olsa.. Peki Babam ne diyor:
En Baştaki cümleyi..
"Edirne'de kızları okuturlar, erkekleri sanayiye verirler, erkekler çalışmazlar, kızlar da aklı varsa çalışır, yoksa biriyle evlenir,çocuğuna bakar,kendi hayatını yer.."
Etiketler:
bakıcı devir işlemleri,
bebek,
çalışma,
edirne,
hayat hikayem,
ısparta,
işbaşı,
lastik,
lisans,
norveç,
sanayi,
yüksek lisans
Ferrari'ye bindik..
Geçen haftalarda yazmaya sıra gelmedi..Eşim ben Ocos Ferrari deneyimi için Autodrom'a gittik..
Bir sitede gördüğüm fırsatı, eşim için son dakikada aldım. Kendisini tanıdığımdan beri Ferrari delisi olduğundan ona bir gerçeğini alamayacağımdan, sadece KİRALADIM!!
O da hemen randevusunu almış ve cumartesi istanbul'a binişe gittik..Ailecek çok eğlendik unutamayacağımız bir aktivite oldu..
İŞte resimlerimiz:
AKLIMIZ ORADA KALDI!! :)
Bir sitede gördüğüm fırsatı, eşim için son dakikada aldım. Kendisini tanıdığımdan beri Ferrari delisi olduğundan ona bir gerçeğini alamayacağımdan, sadece KİRALADIM!!
O da hemen randevusunu almış ve cumartesi istanbul'a binişe gittik..Ailecek çok eğlendik unutamayacağımız bir aktivite oldu..
İŞte resimlerimiz:
AKLIMIZ ORADA KALDI!! :)
15 Aralık 2010 Çarşamba
Küçük İnsan - Ayrılma ile başa çıkma
Küçükİnsan - Ayrılma ile başa çıkma
Ne kadar önemli.. Bugün yine dadımız geldi..Yemek ve uykularda sorun yaşadık, ama zamanla aşılabilecek şeyler gibi o da ben de kadın da alışmalı..Yukarıdaki yazı güzel bu konu bizim için çok önemli..Hayat boyu evde kalamam ki..Bebeğim de kendi güvenli bir birey olsun istiyorum.
Fotoğraftaki de yeni yıldızlarımız..Yıldızlardan perde yaptık camımıza..Salon perdesini sonuna kadar açıyoruz..Karşısına geçip dışarıya bakıyoruz..Cadde ışıl, ışıl,izmitin köprülerin ışıklarıyla harika bir yılbaşı manzarası oluyor..önüne geçip sıcacık içeceklerimizi içiyoruz..Ocos da yıldızlara bakıyor..
Canım oğlum benim..İnşallah bu süreci süper atlatırız..
Fotoğraftaki de yeni yıldızlarımız..Yıldızlardan perde yaptık camımıza..Salon perdesini sonuna kadar açıyoruz..Karşısına geçip dışarıya bakıyoruz..Cadde ışıl, ışıl,izmitin köprülerin ışıklarıyla harika bir yılbaşı manzarası oluyor..önüne geçip sıcacık içeceklerimizi içiyoruz..Ocos da yıldızlara bakıyor..
Canım oğlum benim..İnşallah bu süreci süper atlatırız..
13 Aralık 2010 Pazartesi
yeniden pazartesi annesi
Cuma günümüz boş geçmişti süperdi..Cumartesi arkadaşıma gittik bütün gün oradaydık,öcos da ben de çok eğlendik..:) Fotograflardaki Öcos'un ilk arkadaşı Zeynep Ege. Öcos'dan 3.5 ay küçük ama maaşallahı var..Ee yiyor çocuk..:)Maaşallah!Acayip sıkıştırdılar birbirlerini...
Neyse bugün pazartesi bakıcı teyzemiz kapıyı çalmadı. Karda kışta sokakta mı kaldı, gözünü korkuttuk kaçtı mı yokda uyurken geldi de duymadık mı gibisinden endişelere kapıldık. Değilmiş akşam benden haber beklemiş geleceksin yada gelmeyeceksin gibisinden..ben de sen pazt. gelecekmiş gibi bil demiştim aksi olmadığına göre gelecek diye düşünmüştüm. Neyse yarın gelecek..Uff uff.. İnternetten bulduğum için herkes bana demediğini bırakmadı..Annem haricinde.. o , iyi iyi.. Diyor..
Sıkıcı konuları bırakalım da ben aşağıya youtube linki ekliyorum. Ocos'un zeynep'ten kaçışıyla ilgili olarak, diğerleri de kahkaha videolarımız..Ben izleyip izleyip gülüyorum. Size de Neşeli seyirler..
http://www.youtube.com/watch?v=RwOuKu-_lBs
http://www.youtube.com/watch?v=BO-T2BT8UgI
Neyse bugün pazartesi bakıcı teyzemiz kapıyı çalmadı. Karda kışta sokakta mı kaldı, gözünü korkuttuk kaçtı mı yokda uyurken geldi de duymadık mı gibisinden endişelere kapıldık. Değilmiş akşam benden haber beklemiş geleceksin yada gelmeyeceksin gibisinden..ben de sen pazt. gelecekmiş gibi bil demiştim aksi olmadığına göre gelecek diye düşünmüştüm. Neyse yarın gelecek..Uff uff.. İnternetten bulduğum için herkes bana demediğini bırakmadı..Annem haricinde.. o , iyi iyi.. Diyor..
Sıkıcı konuları bırakalım da ben aşağıya youtube linki ekliyorum. Ocos'un zeynep'ten kaçışıyla ilgili olarak, diğerleri de kahkaha videolarımız..Ben izleyip izleyip gülüyorum. Size de Neşeli seyirler..
http://www.youtube.com/watch?v=RwOuKu-_lBs
http://www.youtube.com/watch?v=BO-T2BT8UgI
10 Aralık 2010 Cuma
Biri gitti biri Geldi..
Şimdi son olaylardan sonra, tembellik yapıp,yatacak yer arayan,kendi dediğinden şaşmayan ben ona yemek kahvaltı hazırlarken bebeğimle oynayan kadın gitti...Neden mi? Geçen cuma izin aldı, pazar arayıp pazartesi bi daha izin aldı öğlene kadar işim biterse gelicem dedi 3 e kadar ne aradı ne sordu..Bulunmaz hint kumaşıyım die de konuşuyordu 3 günlük bizdeki çalışma hayatında..
Neyse Pazartesi içimdeki kara bulutlarla annem geldi vee birlikte Hemşireleri Ebeleri -ee tanımadık şehirde doğurunca tek tanıdıklar onlar oluyor...- aradık..Tanıdık sorduk..Bir kaç kişiyle salı gn hemen görüştük..Değişik değişik hayatlar değişik tarzlar..Ben daha hareketli daha farkında birini arıyorum malum..
Bir kişi çok aklı başındaydı,ama illa ki evimde bakabilirim dedi..Biraz aklım takıldı..
Diğer biri neredeyse uyuyacaktı bizim kanepede..Boynum ağrıyor çalışsam mı bilmiyorum siz söyleyin çalışaım mı, bana da iyi gelir aslında çocuk bakmak ama içim sıkılıyor gibi laflar etti..Teşekkür edip hoşçakal dedik..
Diğer biri Adeta yoga hocası gibi dingin aklı başında bir kadındı küçük çocukları vardı ama zaten o 2 haftadır başka bir iş bulmuş..Kendini geliştiren aklı başında yemek yapmayı yedirmeyi seven bir hanımdı..Arkadaşlık yapmak istiyorum onunla!!:)Daha sonra yine arayacağım onu..
Tanıdık ahbap usülü burada bitti..Ben de hep karşı çıkıyordum ama kısadan bir çözüme ihtiyacım vardı çabucak,annem de bizdeyken..Bir kaç kişi de internetten bulmuş, ben pek güvenemedim başta ama sonra neden olmasın ki dedim sonuçta ne de olsa en kısa yol en iyi bildiğin yoldur..O da burası, NET!:)
Şöyle bir google serach ile birkaç siteye ulaştım..Kaç gündür gözüme takılan bir ilan vardı, netten diye aramaya cesaret edemiyordum..Aradım..Canlı bir ses çıktı küçük kız heralde dedim..Olmayacak sordum yaş 45,wow,dedim hemen gelebilrimisin? Görüşelim..Yarım saatte kapıda bitti.. Ben iş bitirici hızlı atik birini arıyorum malum oğlum atik,hıphızlı..İstekleri sıraladım.Deneyelim 1-2 gün dedim..Tamam dedi..İşten kaçmayacak gibi..Bakalım Şimdi..İnşallah yolunda gider..
Tabiki tam kafamdaki yoga tipi kadınla bu atik kadın karışımı ama olsn.. Eldeki kuş, damdakinden iyidir! :) Atasözü böyle miydi??:)
Pazartesi gelecek...Yine evde bunalımlara girebilirim bilmiyorum:))
Aa bu arada annem burada kadınla kaldıgında ben de işe gittim,malum doğumda yatan parayı yatırmış SSK onu şirkete geri ödedim..Ve personel bana işe başlama tarihimi söyledi!!Sıkı durun!!13 OCAK!!
Ben aralık 28-29 olacak sanıyordum..Süper oldu sürpriz hediye gibi..Yani 1 ayım daha var!!
O yüzden yeni bakıcımızla yavaş yavaş alıştırma yapacağız 3 gün gelecek 2 gün gelmeyecek vs..
Diğer bir konu daha var..Konu biraz karışık, şimdi Sabiha Paktuna Keskin, kitaplarında hep ANNE evdeyken bakıcı hiçbirşey yapmamalı bebeğe dair ki bebek annesinin birinci bakıcısı olduğuu anlasın diyor..Bakıcı kadın ikinci annesi gibi olacak..ama alıştırma aşamasında benim bebeğim çok huzursuzlanıyor..Tanımadığı bir yüz çehre altını açınca gözümün içine bakıyor.. Bana kollarını uzatıyor al beni diye tam alacağım kadın atlıyor bana alışsın ben alayım anneyi rahat bırakalım diye..Bu normal mi.. bu ikilem de kaldım, alışsın diye illakii gözümün önünde yaptırmalımıyım yoksa ortadan kaybolmalımıyım??Ee ben yapsam alışmayacak yoksa zamana mı yaymalı??Öbür türlü kadın boşta kalıyor? Oyunları o oynasa ben alt değiştirsem? Kararsız kaldım ama bebeğim bana sana ihtiyacım var al beni diye bakarken kadının elimden alması bebeğimle aramıza mesefa koyacak gibi geliyor..Ne dersiniz?
Etiketler:
anne özlemi,
bakıcı,
bakıcı devir işlemleri,
değiştirme,
doğum izni,
doğum sonrası,
keskin,
paktuna,
sabiha
6 Aralık 2010 Pazartesi
Pazartesi Annesi..
Annem geldi,kahvaltı ediyoruz..Dünkü yazım internet bağlantım kopması ile yarım kaldı devamını yazacağım..Kadın yarım gün daha izin aldı seve seve verdim, amaişe başlayınca yok izin mizin..İş raştırıyorum,sermaye yarı zamanlı iş herşey..Daha bi aşama kaydedemedim..Zaman daralıyor.Pazar sabahtan işten aradılar ne zaman başlıyorsun? diye..Uff uff..
Dün yazdığım anıdaki Yengem konusunda ise,o gün annem aradığında şikayet etmeye çalıştım olmadı annem bana kızdı misafirin yediğine bakılmaz diye...Öyle sandı..Çok üzüldüm gittim yatak odasına annemin önceki gün giydiği pembe kazağı buldum kokladım kokladım kokladım sarıldım kapıyı kitledim ağladım hıçkıra hıçkıra ben annemi istiyorum annem olsaydı böyle evimde öksüz kalmazdım diye..Çook üzülmüştüm,ben çocugum olursa böyle yapmayacağım demiştim anneme içerleyerek..Evet çok bilmiş'in de dediği gibi içime kazındı..Hiç unutamam..
Şimdi sıra bende bebeğimi o durumda bırakmamaya and içmiştim durumuma bak..?
NOT: su anda burada annem yanımda ama ne yazdığımdan haberi bile yok,konuyu da bilmiyor anlatsam hatırlamaz bile..Anlatmadım o yüzden:)
Dün yazdığım anıdaki Yengem konusunda ise,o gün annem aradığında şikayet etmeye çalıştım olmadı annem bana kızdı misafirin yediğine bakılmaz diye...Öyle sandı..Çok üzüldüm gittim yatak odasına annemin önceki gün giydiği pembe kazağı buldum kokladım kokladım kokladım sarıldım kapıyı kitledim ağladım hıçkıra hıçkıra ben annemi istiyorum annem olsaydı böyle evimde öksüz kalmazdım diye..Çook üzülmüştüm,ben çocugum olursa böyle yapmayacağım demiştim anneme içerleyerek..Evet çok bilmiş'in de dediği gibi içime kazındı..Hiç unutamam..
Şimdi sıra bende bebeğimi o durumda bırakmamaya and içmiştim durumuma bak..?
NOT: su anda burada annem yanımda ama ne yazdığımdan haberi bile yok,konuyu da bilmiyor anlatsam hatırlamaz bile..Anlatmadım o yüzden:)
Etiketler:
anne özlemi,
annelik,
bakıcı,
bebek,
evde kalmak,
işe başlamak,
işe dönmek,
yenge
5 Aralık 2010 Pazar
Pazar Annesi..
Sabah erkenden kalktık tontikle. Kahvaltısını yarım yedi bugün...Öğlen de idare eder yedi..Annesi üzüldükçe o da üzülüyor galiba..
--
Annesi yarın olsun istemiyor..Yine kabus dönüyor..Bugün akşama anneannesi gelecek istanbul'dan.
Anane taktı annesi işe dönmeyecek diye korkuyor..O da onun kızı,yıllardır emek harcadı ona okusun büyük adam olsun diye..Çocuğu olunca işi bırakacak diğer tüm tanıdıkları gibi evde oturacak diye korkuyor..Anane memur emeklisi olduğundan zamanında aynı şeyleri o da yaşamış. 40'ı çıkınca işe dönmüş onlar..
Az önce uyudu OCOS. Öğleden sonra uykusunu uyuyacak..Annesinin göğsünde sıcacık uyudu..
O işe gidince ne olacak.. Çok ağlayacak..Ama oyalarlar onu bir süre sonra yine güler oyalayana, onun suçu değildir çünkü bu, annesi onu bırakıp gitmiştir,ona kızar..Zamanla o da geçer..Yıllar içinde nasılsa unutulur..
--
Aklıma bu ara sık sık bir AN'ım geliyor..
Ben küçüktüm sanırım ilkokul dönemiydi..Yani biraz büyüktüm. Herhalde kış tatiliydi. O zamanlar babamın memuriyeti sebebiyle Isparta'da oturuyorduk. Annem de babam da işe gittiklerinden tatil için oğullarını alıp bize gelen amcam ve yengemle evde yalnız kalmıştık. Sabah kahvaltısı hazırlanacaktı. Yengem bize dolaptan sucuk çıkardı. Ben de hep iştahlı bir çocuk olduğumdan acayip sevindim. Annemin haftasonları bize yaptığı gibi bol bol sucuk yiyeceğiz diye sevindim..Baktım yengem de bol bol pişiriyor..Sevindim..Ablamın yemekle pek arası yoktuo nerelerdeydi ne düşündü hatırlamıyorum. Kahvaltı sofrasına kuzenlerimle çağırıldık,oturuduk sofraya..Kuzenlerimden küçük oğlan benim gibi iştahlı büyüğü iştahsız.Aynen ablamla ben gibi.. Yengem kendi çocuklarından başladı servise bol bol doldurdu onlara sucukları parmak parmak sucuk, tava yukarda olduğundan bize kaldı mı göremiyorum ama heralde vardır herkese bu kadar bol sucuk vardıysa ne alaa..diye seviniyordum. (annem olsaydı tersi olurdu,yani önce misafirden başlar,sonra kendi çocuklarına ve kendine koyardı enson ama yengem kendi çocyklarından başlamıştı servise ne şanslı çocuklardı!!)
insan çocukken birçok şeyi başka görüyor..Neyse Amcamdan sonra bize de sıra geldi..Bana 1 parmak ablama 1 parmak sucuk!?!! koydu.. Nasıl yani?? Annem her zaman herkese eşit dağıtır yetmezse kendine almazdı yada almzadı..Anlayamadım..Sordum tavayı gösterdi,bitti! dedi..İananamadım..Orada var deyince o onların tabağı dedi..Acayip bozulmuştum..Aldığım terbiye gereği başkasının tabağından başkasının hakkını yemezdim,yiyemezdim..Çok bozulmuştum.Gözlerim annemi aradı şikayet için, o yoktu o işteydi..Akşama söylerim diye düşündüm..Çok içerlemiştim, yengem büyüktü ben ona birşey yapamazdım..Yaşıtım olsa gözüm karaydı,sucuk için kavga edecektim..
Etiketler:
anne özlemi,
bakıcı,
evde kalmak,
işbaşı,
işe başlamak,
öksüz,
pazar,
yenge
3 Aralık 2010 Cuma
Bugün bakıcımız kızı ile doktora gideceğinden izinli.. Ne desem biliyorum ayıp ama vallahi nefes aldık..Devamını yazacağım.Alışmak biraz zaman alacak sanırım..
Bilmiyorum araştıurmalarım devam ediyor..
Her gece içim kan ağlasa da umudumu yitirmeden boş kalınca araştırıyorum!!
Bilmiyorum araştıurmalarım devam ediyor..
Her gece içim kan ağlasa da umudumu yitirmeden boş kalınca araştırıyorum!!
30 Kasım 2010 Salı
nereden başlasam ... açılış..

Bir yerden başlayacağım ama nasıl?
Bugün önemli bir gündü..
30-11-2010 Salı..
Aysel Hanım (bakıcımız) başladı..
3 yıl önce yarın eşimle buluşacaktık?:)) Bugünleri hayal bile edemezdik..
İşe nasıl başlayacağımı bilmiyorum..
Kafam çok karışık bugn hafiflerim sanıyordum daha da ağırlaştı omuzlarım..
Uzun uzun anlatasım var..
Ama hiç halim yok.
Aklına girişimci bir fikir gelen evden yapılabilecek iş fikri olan beni arasın her teklife açığım,atlarım!
Norveççe İspanyolca İngilizce İtalyanca Almanca anlarım..
Kimya Yüksek Mühendisiyim..
Home office yada uluslararsı ticaret vs.. her işe açığım..Yeter ki bıdığımdan kopmayayım..
26 Kasım 2010 Cuma
OCOS la son başbaşa gündüz günü..
Merhaba Blog
Bugün biraz hüzünlü bir gün..Pazartesi günü dadımız diğer adıyla bakıcımız başlıyor kısmetse 1 ay ve sonrasında burada olacak..Bugün oğlumla başbaşa geçirdiğimiz son haftaiçi günümüz..Üzücü..Birlikte kahvaltı ettik ardından biraz uyuduk her zamanki gibi uyku sonrası hava almaya yahyakaptan içine çıktık,arasta parka gittik..ÜSt kata çıkıp bugün kendimize bir arabaya binmece hediye ettik. Oyun parkındaki en yavaş sallanan arabaya bindik. Sonra Migrostan her zamanki gibi su biskivü sandöviç vs. alıp dışarı çıktık.PArklardan kedilere köpeklere ağaçlara güllere bakarak geri geldik..Eve gelince OCOS uyurken pişirdiğim sebzeli tavuğumuzdan yedik ve öğleden sonra şekerlemesi için OCOS anneisnin koynunda uykuya daldı.Annesi de o uyurken onu çok özlediğinden hemen bloğuna bunları yazmaya geldi...
....
....
....
Onu herşeyden çok seviyorum!
...
...
...
İşe başlamak belki benim için çok iyi olacak ama oğlum tam da bağlanma dönemindeyken ona kötülük yapıyorum gibi...
İç hesaplaşmalar halindeyim...
...
Kadınla alışabilecekler mi?
..
Kamera taktırmayı düşünüyorum..
..
güvensizlikten değil de oğlumu özledim mi netten görebilmek için..
..
Neyse..
Uzun zamandır giremedim ama.. Bayram zor geçti..OCOS hastalığı geçmedi..Ne kütahya ya ne antalya ya gidemedik.Evde uykusuz gecelerlegeçtii.Hastalığı atlattık, bir dişimiz daha çıktı..Hepsi geçti..kaşık fobimiz oldu,atlattık gibi..500 gram kaybettik,şimdilerde ger almaya çalışıyoruz..
O benim herşeyim..
Hayatımda kimseye bu kadar bağlanmadım!
Zor çok zor..
Bana da edin!
Bir gün bu günleri gülerek hatırlayayım..
Sevgiler
ECOS
Bugün biraz hüzünlü bir gün..Pazartesi günü dadımız diğer adıyla bakıcımız başlıyor kısmetse 1 ay ve sonrasında burada olacak..Bugün oğlumla başbaşa geçirdiğimiz son haftaiçi günümüz..Üzücü..Birlikte kahvaltı ettik ardından biraz uyuduk her zamanki gibi uyku sonrası hava almaya yahyakaptan içine çıktık,arasta parka gittik..ÜSt kata çıkıp bugün kendimize bir arabaya binmece hediye ettik. Oyun parkındaki en yavaş sallanan arabaya bindik. Sonra Migrostan her zamanki gibi su biskivü sandöviç vs. alıp dışarı çıktık.PArklardan kedilere köpeklere ağaçlara güllere bakarak geri geldik..Eve gelince OCOS uyurken pişirdiğim sebzeli tavuğumuzdan yedik ve öğleden sonra şekerlemesi için OCOS anneisnin koynunda uykuya daldı.Annesi de o uyurken onu çok özlediğinden hemen bloğuna bunları yazmaya geldi...
....
....
....
Onu herşeyden çok seviyorum!
...
...
...
İşe başlamak belki benim için çok iyi olacak ama oğlum tam da bağlanma dönemindeyken ona kötülük yapıyorum gibi...
İç hesaplaşmalar halindeyim...
...
Kadınla alışabilecekler mi?
..
Kamera taktırmayı düşünüyorum..
..
güvensizlikten değil de oğlumu özledim mi netten görebilmek için..
..
Neyse..
Uzun zamandır giremedim ama.. Bayram zor geçti..OCOS hastalığı geçmedi..Ne kütahya ya ne antalya ya gidemedik.Evde uykusuz gecelerlegeçtii.Hastalığı atlattık, bir dişimiz daha çıktı..Hepsi geçti..kaşık fobimiz oldu,atlattık gibi..500 gram kaybettik,şimdilerde ger almaya çalışıyoruz..
O benim herşeyim..
Hayatımda kimseye bu kadar bağlanmadım!
Zor çok zor..
Bana da edin!
Bir gün bu günleri gülerek hatırlayayım..
Sevgiler
ECOS
Etiketler:
arasta,
bayram,
bebek,
hastalık,
işe başlamak,
işe dönmek,
park,
son gün,
yahyakaptan
12 Kasım 2010 Cuma
bebeğim hasta..
neredeyse 1 hafta olacak..Öcos um hasta..Önce hapşuruklarla başladı..Sonra bütün gece burnu tıkandı,ememedi..uyuyamadı (k).. ateşi yok..ama iştah hiç kalmadı..Resmn emmerk dışında aç geziyor..GÜnler oldu ne kaşık ne biberon almıyor..Canım sıkkın çok zayıfladı..Zaten gram gram zor aldırıyoruz..9 kilodan düştü..Tartmak istemiyorum resmen kemikleri geliyor elime..İyileşince geçer diyorlar ama yemiyor ki..iyileşsin hatta ilaçlarını bile almaadı bugün..bayram üstü korkuyorum..ne olur hemen iyileşsin oğlum..Neşesi var ama hali yok, halsiz birtanem..O da olmasa acildeyiz heralde..Lütfen siz de dua edin iyi olsun yavrum.
Herkese iyi bayramlar!!
Herkese iyi bayramlar!!
5 Kasım 2010 Cuma
Picasa Picasa.. Picasa web alanımdaki kotamın dolduğunu söylüyor. Bu yüzden bloglarıma foto ekleyemiyorum.. O neden le diğer gmail hesaplarımdan yazmaya devam edeceğim bir süre şaşırmayalım..
Aslında doğum hikayemi yazmak istiyorum bu ara.. Ama hala tam cesaretim gelmedi..
Benden her an bir sürpriz bekleyin gari..:)
Dün markafoni den OCOS a aldığım Converse ayakkabılarımız geldi. Yürürken giysin diye 22 numara aldı.. Güzelim memleketim Edirne'min de plakası malum :) Çok tatlılar resmini aşağıya ekledim.. UCOS da diyor maaşallah daha yürümeden markalı ayakkabısı hazırlanmış...Bekliyoruz yürüsün diye :))
1 Kasım 2010 Pazartesi

Geçen gün doktor dönüşü önünden geçtiğim anaokulundan..
Anaokulu Hobi bahçesi yazıyor, küçük bir alan hemen arkasında vinç parkı..:)
Bebeklerin hobileri de büyüklerinkinden farksızmış hani
Çok süper olmuş diye gülesim geldi..Fotosunu çekip buraya koyasım geldi..
Kendime iki Ders
Şubat ayında doğum yaptığım gün -17 Şubat 2010- (Oğlum doğduğu gün acilen kontrol sonrası doğuma alındığımdan kimsenin haberi yoktu doğumumdan)ve bundan tam bir ay sonra yakın bir arkadaşımdan e postama iki mail düşmüş..Hiç vakit bulamadığımdan mailim içinde kalmış..Bunca ay sonra inbox kısmında bold kalan mailleri geçmişe dönük az önce taradım..Çok hoşuma gitti..Tarihleri de konuları da pek özel pek güzel..
Hemen blogumda bugün onları paylaşmak istedim:
-------------------------------
Her insan mutlu olamaz...
Çünkü; gereğinden fazla özler dünü,
Hakettiğinden fazla düşünür yarını Ve hiç haketmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü..
Her insan mutlu olamaz...
Çünkü; gereğinden fazla özler hayatından çıkanları..
Hakettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri Ve asla göremez yanıbaşındakileri...
anonim
TUZ VE SU
Hintli bir yaşlı usta, çırağının her şeyden sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
"Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "Acı" diye yanıt verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
"Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye yanıt verdi genç çırak.
"Tuzun tadını aldın mı?" diye soran yaşlı adamı, "Hayır" diye yanıtladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
"Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."
anonim
Hemen blogumda bugün onları paylaşmak istedim:
-------------------------------
Her insan mutlu olamaz...
Çünkü; gereğinden fazla özler dünü,
Hakettiğinden fazla düşünür yarını Ve hiç haketmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü..
Her insan mutlu olamaz...
Çünkü; gereğinden fazla özler hayatından çıkanları..
Hakettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri Ve asla göremez yanıbaşındakileri...
anonim
TUZ VE SU
Hintli bir yaşlı usta, çırağının her şeyden sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
"Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "Acı" diye yanıt verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
"Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye yanıt verdi genç çırak.
"Tuzun tadını aldın mı?" diye soran yaşlı adamı, "Hayır" diye yanıtladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
"Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."
anonim
25 Ekim 2010 Pazartesi
Uyku, Düzen ve Yatır Kaldır yada Pick Up Put Down Üzerine
Bugüne merhaba!! Yine bebeğim uyurken buraya gelebildim. Bu ara çok meşgul yaşıyorum. Bugün akşam üstü annem gelecek ve kısmetse yarın ilk bakıcı-yardımcı görüşmemi yapacağım. İnşallah herşey yolunda gider. İşe başlamama 2 ay kadar bir süre var, bunun 1 ayını yardımcımızla birlikte rutin alıştırma döneminden gideceğiz. Dolayısıyla deneme vs. derken bu aralar kişiyi bulmam gerek..

Bugüm kitabı boş vakit bulduğumda hemen okumaya girişiyorum hemen tüm kısımları bitirip kendime bir temel hazırlayacağım ve oğlum için uygun olanı uygulayacağım..
Biraz zor olacak çünkü kitapta da bahsedildiği üzere biraz büyük sınıfına gireiyor artık ve ben hep yanındaydım hep emerek uyudu..
Ama adım adım yaptıklarımı ve olanları fırsatım oldukça blogda sizlerle paylaşacağım. şimdilik bu kadar..
İyi günler yaşamak dileğiyle,
Sağlıklı bebekler için sağlıklı ebeveyn olmak dileğiyle!!
Asıl günün konusu ise bebeğim OCOS emmeden uyumayı bilmiyor,yada başka deyişle başka yöntemi annesi ona hiç öğretemedi. Benim işe başlama sürecimde oldukça zorlanacak diye, uzun zamandır aklımda olan birkaç kitabı aldım:
ve
Birkaç kitap daha aldım ruh sağlığı üzerine 0-4 yaş arası için...
Aa bir de daha ilerisi için montessori kitapları.Almışken bir çırpıda hepsini aldım.
Sabiha Keskin'i okudum bile, kolay ve hemen bitiyor. İş için onu uygulayacağım. Ama asıl okuyup bitirmek istediğim Tracy Hogg'un bebek baımı ile ilgili olan. Beklediğimden çok farklı beni oldukça şaşırttı Sabiha P. K. ile tam zıtlar diye düşünüyordum ama örtüştükleri çok paragraf var. Ayrıca ruh sağlığı kitabı da her ikisi ile uyuşuyor..Ben de hepsini okuyup ortaya karışık bir donanımla bebeğimi büyütmeye çalışacağım.. İş konusunda hala kararsızım bugün öncelikli konum bebeğimin kendi kendine uyumasını teşvik etmek ardından EASY rutinini yerleştirmek ve işe başladığımda gözümün arkada kalmayacağı birine bebeğimi emanet etmek..Çok acil bu 2 ay içinde bitmesi gereken bir iş benim için..
Tracy Hogg a gelinde.. Ben bu kitaba başlarda-anneliğim ilk döneminde- çok karşıydım. Doğal olmalıyız, bebeğimiz ne istiyorsa onu yapmalıyız..Onu istemediği birşeye zorlayamam diyordum. İçim de rahat etmemişti o yüzden bu kitabı bu kadar geç aldım..Ocos'un doğumu zamansız ve problemli oldu, doğduktan sonra 3 gün görüşemedik bile yanıma getirileceği günün gecesinde göğsümden süt yerine kan parçacığı gelmişti..Bebeğim yanımda değildi yan odadan gelen bebek ağlamasına özeniyordum.. Zor günler depresyon ailsel olaylar geçirdik..Bebeğim benim kokumu hemen alamayıp küvözde ağlayan saatler geçirmişti ve benim onu görmem bile günde sadece 1 kere 3 dk. ile sınırlıydı.. Nerede süt emzirmeden rutinle uyutmaktan bahsedebiliriz ki koyun koyuna yatmak birbirimize alışmak istiyorduk.. Doğum ile ilgili anıları ve hikayemi bir gün hazır olduğumda paylaşmak istiyorum ama o gün bu gün değil..
Vel hasıl OCOS şu an dolu dolu 8 aylık..
Geçtiğimiz haftalarda yani kitabı almadan önce ona uyacak bir uyku ritüeli yarattık, yemek biraz yürüteç ardından banyo ve uyku..Bebeğim zaten istekleriyle bizi yönlendiriyordu ve ritüel sonrası artık her gece aynı saate uykusu geliyor..Bu bile bize mucize gibi geldi, oysa önceleri kaçta isterse esir olup iyice yorgun düşünce o da ben de uyuyorduk.. Sabah kalkmalarımız da zorlu oluyordu, gece uyumalarımızda gece başladığı yerde bitmiyordu. Yan odada ben tv seyrederken onu emzirip uyuytuyor ardından biz yatarken onu yatagına alıyordum ve o zaman da hemen uyanıyor tekrar emzirerek uyuytuyordum ve sabaha kadar bir kaç kez aynı şey tekrarlanıyordu. Tuvaletini yapamadıysa gazı varsa diş ağrısındaysa hepsinde uyanıp yan odaya uyunaya gidip geri bazen geliyorduk bazen ise hiç gelmiyorduk orada öylece uyuyakalıyorduk.Böyle böyle bir rutine girmemiz gerektiğini yatagına mutlaka alıştırmam gerektiğini biliyordum ama kitapla birlikte iyice anladım.
Bugüm kitabı boş vakit bulduğumda hemen okumaya girişiyorum hemen tüm kısımları bitirip kendime bir temel hazırlayacağım ve oğlum için uygun olanı uygulayacağım..
Biraz zor olacak çünkü kitapta da bahsedildiği üzere biraz büyük sınıfına gireiyor artık ve ben hep yanındaydım hep emerek uyudu..
Ama adım adım yaptıklarımı ve olanları fırsatım oldukça blogda sizlerle paylaşacağım. şimdilik bu kadar..
İyi günler yaşamak dileğiyle,
Sağlıklı bebekler için sağlıklı ebeveyn olmak dileğiyle!!
Etiketler:
emerek uyuma,
emzirme,
pick up,
put down,
tracy hogg,
uyku,
yatır kaldır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Labels
bebek
(40)
bakıcı
(8)
bakıcı devir işlemleri
(8)
doğum
(8)
işe başlamak
(7)
bebeğim
(6)
doğumgünü
(6)
işe dönmek
(6)
anne özlemi
(5)
girişimcilik
(5)
annelik
(4)
baby
(4)
bebek oyunları
(4)
emzirme
(4)
hamilelik
(4)
işbaşı
(4)
montessori
(4)
orff
(4)
çalışma
(4)
çocuk
(4)
Chicco Polly
(3)
annemi istiyorum
(3)
aşk
(3)
beklemek
(3)
children
(3)
doğum izni
(3)
evde kalmak
(3)
for mom
(3)
girişim
(3)
izmit
(3)
mutluluk
(3)
zeka
(3)
ömer
(3)
15 ay
(2)
6 ay
(2)
Formula 1
(2)
aile
(2)
aktivite
(2)
alerji
(2)
araba
(2)
astim
(2)
bayram
(2)
bebek hareketleri
(2)
bebekle tatil
(2)
bilim
(2)
blog
(2)
cocuk
(2)
destek
(2)
deterjan
(2)
doğum sonrası
(2)
evde başbaşa
(2)
evlilik
(2)
hayat
(2)
hikaye
(2)
iş sanat
(2)
kendime dair
(2)
kids
(2)
küçük insan
(2)
okul
(2)
oyun oynama
(2)
parti
(2)
pazar
(2)
pick up
(2)
reasons to have children
(2)
sabun
(2)
son gün
(2)
turkey
(2)
yatak
(2)
yenge
(2)
yeni haberler
(2)
yetenek
(2)
İŞ
(2)
0-3 years
(1)
12 ay
(1)
1215
(1)
17 Şubat
(1)
2010
(1)
27 eylül
(1)
7 ay
(1)
9 ay
(1)
ADD
(1)
AFS
(1)
BRANDMAIL
(1)
Bulent Madi
(1)
CIA
(1)
DEGISIMI
(1)
DOĞAL MAKYAJ
(1)
Ferrari
(1)
Fila Motion 9
(1)
H1N1
(1)
IRAZ
(1)
KULTUR
(1)
LOVE
(1)
NUDE
(1)
OGRENCI
(1)
PUPA
(1)
TURK
(1)
Türkiye'de
(1)
VAKFI
(1)
Yaş otuz
(1)
affet
(1)
agaç
(1)
all star
(1)
alternatif eğitim
(1)
altı aylık
(1)
anaokulu
(1)
anksiyete
(1)
arada kalmak
(1)
arasta
(1)
arkadaş
(1)
astım
(1)
atölye
(1)
avusturya lise
(1)
ayrılma fobisi
(1)
ayrılma ile başa çıkma
(1)
ayrılma kaygısı
(1)
aşı
(1)
babycenter
(1)
başarmak
(1)
bebek ayakkabı
(1)
bebek bezi
(1)
bebek odası
(1)
bebek sahibi olmak
(1)
bebekle yurtdışı
(1)
bebeğimi bırakmak
(1)
bebiş
(1)
bekarlık
(1)
beklediğim an
(1)
belgesel
(1)
berbat sipariş
(1)
bezi
(1)
birthday
(1)
blogspot
(1)
bronsit
(1)
burak büyükdemir
(1)
burger king
(1)
business plan
(1)
buğday
(1)
canlı yayın
(1)
canım
(1)
censor
(1)
chicken
(1)
coach
(1)
converse
(1)
darıca
(1)
deneyim
(1)
dernek
(1)
devam
(1)
devrim
(1)
değer
(1)
değiştirme
(1)
diaper
(1)
dikkat bozukluğu
(1)
discipline
(1)
diş buğdayı
(1)
diş hediği
(1)
dj
(1)
dogumgunu
(1)
doktorum
(1)
domuz giribi
(1)
doruk
(1)
doğa dostu
(1)
doğum günü
(1)
dönüm noktası
(1)
düzen
(1)
e-ticaret
(1)
e-tohum
(1)
edirne
(1)
education
(1)
egitim
(1)
emerek uyuma
(1)
enerji
(1)
enterpreneur
(1)
eskişehir
(1)
esra
(1)
esumom
(1)
evlendik
(1)
evlenmek
(1)
ezel
(1)
eğitim dostları
(1)
fabrika
(1)
feng shui
(1)
firsat
(1)
geldi
(1)
geliştirici
(1)
geliştirme
(1)
gezi
(1)
giden
(1)
girls
(1)
gitme vakti
(1)
gitmek
(1)
gizem
(1)
global warming
(1)
goethe
(1)
goran bregovic
(1)
grow
(1)
grubu
(1)
hafta hafta
(1)
haftasonu
(1)
hafıza
(1)
haklari
(1)
hammaddeler.com
(1)
hanımın
(1)
hasta
(1)
hastalık
(1)
hayat hikayem
(1)
hayvanat bahçesi
(1)
hayır
(1)
hedef
(1)
hedik
(1)
hediye
(1)
herşey
(1)
heyecan
(1)
hiperaktif
(1)
hiperaktivite
(1)
his
(1)
hobi bahçesi
(1)
home office
(1)
hıdırellez
(1)
icat
(1)
indu
(1)
ipek
(1)
israil
(1)
istemek
(1)
istemiyorum
(1)
italya
(1)
iş planı
(1)
kader
(1)
kadin
(1)
kahvaltı
(1)
kahve
(1)
kalem
(1)
kalorifer
(1)
kangoo
(1)
karada
(1)
karanfil
(1)
keskin
(1)
konser
(1)
konu
(1)
kosgeb
(1)
kostum sitesi
(1)
krep
(1)
kurban
(1)
küresel ısınma
(1)
kütahya
(1)
kıpırtı
(1)
kış
(1)
lamba
(1)
lastik
(1)
life
(1)
like
(1)
lisans
(1)
lohusa
(1)
lohusalık
(1)
mama sandalyesi
(1)
marmaray
(1)
merkez
(1)
merkezi
(1)
midpoint
(1)
milano
(1)
mimar
(1)
mucize
(1)
mumpreneur
(1)
mühendis
(1)
mümkün mü?
(1)
müzik
(1)
nefes
(1)
nikah
(1)
ninni
(1)
nişan
(1)
norveç
(1)
nurturia
(1)
ocos
(1)
oncesi
(1)
onur erol
(1)
open blog
(1)
oyun
(1)
oğlum
(1)
paktuna
(1)
park
(1)
pasaport
(1)
pedagoji
(1)
peer gynt
(1)
piano
(1)
picasaweb
(1)
plan
(1)
plus syn
(1)
polymer
(1)
premature
(1)
psychology
(1)
put down
(1)
ralli
(1)
referandum
(1)
reform
(1)
robinson
(1)
rocker
(1)
sabiha
(1)
sabunagaci
(1)
sabunagacı
(1)
salıncak
(1)
sanayi
(1)
sapanca
(1)
sayi
(1)
schulwerk
(1)
science
(1)
science at home
(1)
secret
(1)
seminer
(1)
seyahat
(1)
sigara
(1)
sir
(1)
site
(1)
soapnut
(1)
soguk
(1)
sonbahar
(1)
sosyal medya manyağı
(1)
squidoo
(1)
stumble
(1)
sultanlık
(1)
sunnet
(1)
sürüş
(1)
tahta
(1)
temizlik
(1)
ticaret
(1)
tips
(1)
toddler
(1)
toros
(1)
tracy hogg
(1)
tumbletots
(1)
tuzlu
(1)
twinkle
(1)
uyku
(1)
van
(1)
vinç
(1)
vücut
(1)
waldorf
(1)
walker
(1)
yahyakaptan
(1)
yanar
(1)
yapmak
(1)
yaprak
(1)
yaratıcı
(1)
yaratıcılığın gelişmesi
(1)
yardım
(1)
yarı doğumdünü
(1)
yarı yaşgünü
(1)
yatır kaldır
(1)
yeni yıl
(1)
yer yatağı
(1)
yoğurt
(1)
yurtdışı
(1)
yüksek lisans
(1)
yıldönümü
(1)
yıldız
(1)
zaman
(1)
zeynep
(1)
ÜZE
(1)
çarşaf
(1)
çiftliği
(1)
çin astrolojisi
(1)
çin falı
(1)
çocuk program
(1)
çocuk sahibi olmak
(1)
çocuklar
(1)
çocuğu
(1)
çocuğuma dokunma
(1)
öksüz
(1)
öss
(1)
özlemek
(1)
ülke
(1)
üretim
(1)
üstün
(1)
ıspanak
(1)
ısparta
(1)
ışık
(1)











