1 sene insan hayatında ne kadar önemlidir değil mi?
1999-2000 de 1 sene. Hayatımda önemli bir dirsek noktası.. Herşeyin değiştiği bir kırılma noktası..AFS senes
2010 senesi tam 1 sene 13 Ocak 2010 'dan 13 Ocak 2011'e.. Herşeyin bir daha değiştiği ikinci bir kırılma noktası..Ömer Doğdu!
Hayatım değişti..
17 Ocak 2011 Pazartesi
GÜNLER ZOR GEÇİYOR. İŞE ALIŞMAK ZOR DEĞİL BEBEĞİMSİZLİK ZOR..BİR DE ALAKASIZ TERFİLER CAN SIKICI..
AMA NE DE OLSA SON BİR SENEDİR EVDE YATIYORDUM DİMİ :)
ÖMERCİM BUGÜN 11 AYLIK OLDU. ANNESİ ONU ÇOK ÖZLÜYOR..ÖĞLENLERİ ELİMDEN GELDİKÇE GELMEYE ÇALIŞIYORUM..ONSUZ OLAMIYORUM BELKİ İŞ FARKLI OLSAYDI..HAFTASONU NÖBETİ PİSLİĞİ OMASAYDI BİRLİKTE OLSAYDIK İYİ OLACAKTI..
CANIMIN HEDİYESİNİ,PARTİSİNİ HAZIRLAMAYA BAŞLAMAK İSTİYORUM ARTIK YAVAŞ YAVAŞ..EE 1 AY KALDI KISMETSE ÖCOS 1 YAŞINA BASACAK, BAKALIM:)
Sonunda o gün geldi çattı.. 13 Ocak günü işe gittim. Herşey tam beklediğim gibiydi..Bizim şirkete güvenim hiç sarsılmadı.. İşleri ben yokken 1 kademe ilerlemeyeceğini idareten halı altı olacağını tahmin etmiştim. Mentalite de aynı. bebeğim mis kokusuyla öğlen evdeydi..20 dk. geldim emzirdim gittim tabi hiç yemek yiyemedim 2 gün de.. Süt iznini toplu kullandığımdan yemeye utanıyorum..
İkinci gün daha da zor oldu.. Sabah çıkaen bebeğimin sesi asansörde inledi inledi.. İşyeri de berbat olunca gitmek istemedim. Ama seve seve gittim.. Öğlen de sevine sevine geldim..
Zor zor.. Bir de alakasız adamların terfi aldığını görünce daha da mutlu oluyor insan..Eee 1 senedir yatıyordum ya ben! Allah size de öyle bir yatış versin deyince sustu çoğunluk..Tatildeymişim gibi konuşuyorlardı da.. Bebeği büyütmek nasıl emek ister bilmeyenlerin dünyası orası.. Herşey iş!
Seninle Daha Fazla kalabilmek için herşeyi denedim..
İmkanlar..İş'te..
Senin doktorun sağlık sigortan annen çalıştığı için var..
Benim özgürlüğüm, senin özgürlüğün annen çalıştığı için
Bugüne kadar birlikte kaldık çünkü annen önceden çalışmıştı...
Ama bitti..Ne yazık..
Bitmek ne demek sen şimdi bilmiyorsun bebeğim.
Gitmek ne demek daha bilmiyorsun..
Hayal kırıklığı, özlem henüz bilmiyorsun..
Hayat ne kadar soğuk, ne kadar acımasız daha bimiyorsun.
Hiç öğrenmeni de istemiyorum ben aslında..Ama hayat iş'te..
Seni pamuklara sarıp camımın önünde bir filiz gibi büyütmek istiyorum..
Hep severek
Hep narin
Hep nazikçe..
Büyürken gözlerindeki merak, mutluluğu görmek istiyorum..Büyüdüğünü görmek istiyorum..bana hep güvenmeni istiyorum seni yarı yolda bırakmayacağımı bil istiyorum..Ama olmuyor..
Son bir umut olsun isterdim..
Ama yok..
Hayırlısı olsun..
Hergün senin için senin iyiliğin için çalışmaya devam edeceğim..
Herşeyin bir sonu var..Bu zor günleri bitirmek için elimden geleni yapacağım.
Yavrum bugün çok mızlndı..Annesi onu bırakıp bırakıp çıkıyor hergün artık.. sarılıp vantuz gibi yapışık meme emerken mız mızz konuştu..Onu çok seviyorum..Yeni bir fikir var kafamda.. Çocuklarla ilgili belki işe yarar..?
Girişimcilik hakkındaki arayışım devam ediyor..Gecenin bu saatinde internette bu işim var. Bu arada yukarıdaki kampanya gözüme ilişti..Kadın olarak bu dünyada çok çektim..Hep zorluklarla uğraştım. Hem bireysel olarak değişiklik için uğraştım, yolları açmaya aşmaya çalışırken hep kösteklendim, hala yılmadım..Artık anneyim de..
Ama en önemlisi Kadınların birbirine destek olması.. Bence bu dediğim kadının ayakta kalabilmesi tutunabilmesi, haydi kızlar okulada kampanyasından daha önemli..Şu anda içinde bulunduğum durum, birçok annenin aynı hissi, desteği nereden alacağını bilememe..
Ce-ee! Öcos uyuyor..Yeni bayan çok aklı başında..İçimin rahat edebileceği optimum kişi bence..Ocos'un başka biri ile iletişimi olacaksa en mümkünü bence..Ama hala evde kalmanın yollarını arıyorum...Bebeğim oda oda beni arıyor..MEMMEM diye de emmeyi istiyor..Fikri olan beri gelsin kendi işimi kuracağım kendi işimi bırakacağım evden çalışacağım öyle yada böyle bir çözüm bulacağım!..Bebeğim benim 2 hafta sonra bugün bu saattlerde annen işte..Seni özlüyor olacak..
Yukarıdaki fotoğraftaki alan benim olsun istiyorum, palmiye ağaçları olan byük bir kapalı arsa..Ne satılık ne kiralık..Ama Benim istediğim merkezi kurmak için ideal..Ya montessori ya bir aktivite alanı, bebekler anneler çocuklarla ilgili birşey?..Burayı OCOS la keşfettik sonbaharda, Siz ne dersiniz?
Feng Shui’nin sözlük anlamı rüzgar ve sudur, amacı hayat enerjisinin akışın anlatmak, her şeyin çevreyle ahenk içinde olmasını sağlamaktır. Uzakdoğu’nun, doğayla uyum içinde yaşama felsefelerinden biridir. Çinlilere göre, beş element insani ve doğal aktiviteleri biçimlendiren ve hareketlendiren kuvvetler olarak düşünülür. Bu elementlerden biri olan ahşap, her şeyin çevreyle ahenk içinde olmasını temsil eder. Feng Shui, ister büyük ister küçük olsun her ölçekteki planlamada uygulanabilir.
Çocukların odaları, onların geliştikleri, büyüdükleri yerlerdir. Bu nedenle beş elementten ahşaba aittirler.
Bebekler için gürültüden uzak, temiz hava, bol ışık yani yaşam enerjisi alan bir oda seçmek gerekir. Fazla sıcak bir bebek odası, Feng Shui ilkeleri açısından sağlıksızdır.
Isı ayarını istediğiniz gibi ayarlayabileceğiniz bir odaya sahip olunmalı. Çocuk odasının doğuya bakan, bol güneş alan bir oda olması en iyisidir. Böylece sabah güneşi, hayat veren Chi(enerji) ile bebeği besleyebilecektir. Oda sessiz ve emniyetli olmalı, evin oturma odasından uzak, ebeveyn odasına yakın olmalıdır.
Bebeğin yatağı duvar kenarına yerleştirilmeli, kapıdan ve pencere altından uzak tutulmalıdır ki, buralardaki enerji Chi akımı bebeğin uykusunu bozmasın. Bebek ve çocuk yatağı için ideal konum; kapı ve pencere önünden uzakta, güven hissi veren bir köşedir. Küçük odalarda yatak pencere önüne konmak zorunda kalınabilir. Bu durumda perdeleri koyu seçmek ve uykunun bölünmesini önlemek için, uyku zamanlarında kapalı tutmak idealdir.
Bebek uykusuzluk çekiyorsa, yatağın yerini 3 -4 günde bir uykusu düzene girene kadar değiştirmek, olmazsa başka bir oda denemek daha doğru olur. Bebeğin yatağının doğru yeri konusunda içgüdülerinizi kullanarak bizzat kendiniz odanın hangi noktasında huzur bulduğunuzu saptayarak da yola çıkabilirsiniz. Feng Shui’ye göre, yer kürenin altından gelen, doğal olmakla birlikte alışkın olmadığımız için bizi rahatsız eden “geopathic stres” denen dalgalar bir noktada toplandığında, uykusuzluk ve huzursuzluktan ciddi hastalıklara kadar birçok rahatsızlığa neden olabilirler.
Odanın doğayla bağlantısı olması da tercih edilir. Örneğin; manzaralı, ağaçlara bakan bir pencere veya bahçeye açılan bir kapısı olabilir. Hareketsiz çocuğun odasını, renkli bir tema ve hareketli resimlerle uyarabilirsiniz. Oyun oynayan mutlu çocuklar veya hayvanları görüntüleyen ya da sevdiği bir masalı hatırlatan resimler, çocuğu bilinçaltında uyararak daha akıcı bir davranış tarzına yönlendirebilir. Fakat çocukta farkında olmadan korku yaratabilecek imajlardan örneğin; doğaüstü yaratıkları resmeden resimlerden kaçınmak doğru olur.
Hareketli çocuğu ise dikkatli incelemeniz ve odasını ihtiyaçlarına zevklerine göre düzenlemeniz gerekir. Çocuğun odasını düzenlemeye katkıda bulunmasını destekleyin. Bırakın rengiyle, modelleriyle odalarının içine ruhlarını enerjilerini katsınlar. Odaları oyun evleri gibi rahat olsun, evde oldukları için mutlu olsunlar, vakit geçirmeyi sevsinler. Hareketli çocuğun yapısına, doğa içinde görüntülenmiş resimler daha çok uyacaktır. Odaya asılan resimlerin sembolik anlamlarına dikkat edilmeli, bunların pozitif içerikli ve anlamlı olduklarında çocukta da benzer yaklaşımlar sergileyeceği unutulmamalı. Çocuğun sosyal bir ortam içinde çekilmiş bir resmi veya ailesiyle arkadaşlarıyla birlikte çektirdiği mutlu bir resmi odasına yeşil ya da sarı bir çerçeve içinde asılabilir. Bu tür resimler, çocuğun zihninde duygusal ve sosyal gelişimine katkıda bulunan bir model oluştururlar.
Bebek odasında aşırı canlı renkleri değil, huzur veren ve yumuşak tonları tercih etmek gerekir.
Bebek odasındaki dolap veya rafların beşik ya da yatak başı hizasına gelmemesine dikkat etmek gerekir. Dolap ve rafların düzenli olması çocuklarda bilinçaltını düzenli tutar.
Odada kullanılacak eşyaların kenarlarının keskin olmamasına dikkat edilmeli, yuvarlak ve kenarları yuvarlanmış hatlar seçilmeli. Keskin hatlar chi’nin (enerjinin) serbest dolaşımını engeller. Enerjinin odada rahatça dolaşmasını sağlamak için fazla mobilyadan kaçının. Unutmayın; bebekler fiziksel ve zihinsel gelişim için mekana ihtiyaç duyarlar.
Sadece sarı veya sadece kırmızı bir oda tercih etmeyin. Ateş ve toprak tonları dikkat edilmesi gereken renklerdir. Ahşabın akla getirdiği renk yeşildir, yani Feng Shui’ye göre çocuk odasında yeşil mutlaka kullanılmalı ancak, açık yeşil tonları seçilmeli. Duvarlarda yeşil istemiyorsanız, mutlaka mobilya veya örtülerde yeşil kullanmaya çalışın. Yeşil bir oyuncak bile olabilir.
Erkek çocukları daha etkin oldukları için odaları dingin olmalı, kız çocuklar ise daha sakin oldukları için odaları etkin olmalıdır. Mavi bazlı soğuk renkler genellikle erkek çocuklarda, kırmızı bazlı sıcak renkler ise kız çocuklarında tercih edilir.
Çin falında, herkesin doğum tarihine göre, gün ay ve yıl olarak bir burcu ve bir elementi vardır. Feng Shui’yi uygularken bu elementleri bilmek de oldukça önem taşır..
Çocuğun elementi ahşap – yeşilse, uygun renk mavidir.
Çocuğun elementi ateş – kırmızıysa, uygun renk yeşildir.
Çocuğun elementi toprak – sarıysa ya da kahverengiyse, uygun renk kırmızıdır.
Çocuğun elementi metal – beyazsa, uygun renk sarıdır.
Çocuğun elementi su – mavi ya da siyahsa, uygun renk beyazdır.
Çok hareketli bir çocuk için yumuşak renk temaları kullanılarak çocuğa denge mesajı verilebilir. Yerinde duramayan odaklanma güçlüğü çeken bir çocukta ateş elementi fazla olabilir. Dengelemek için odasında kırmızıyı az kullanmalı, daha sakin bir mekanda yaratıcılığı destekleyerek, odasının çok fazla güneşli veya karanlık olmamasına dikkat göstermeli.
Çabuk sıkılan, dikkati çabuk dağılan, duygusal iniş çıkışlar yaşayan bir çocukta su elementi fazla olabilir. Böyle bir çocuğun odasını su elementini kontrol eden toprak elementini temsil etmek üzere bir dağ manzarası resmi asılabilir.
Bebek ya da çocuk odasında kullanılan spot ışıklar, duvarlarda gölgeler yaratarak doğal olmayan bir ortam oluşturur ve çocuğu rahatsız eder, Yatağın başından aşağıya inen dekoratif tüller ve aksesuarlar da bebeğin uykusunu bölebilir.
Çocuk odasında olabildiğince plastik malzemelerden kaçınmalı ve doğal malzemeler kullanılmalı. Duvar kağıdı ve su bazlı boyalar, ahşap parke, yün halı ve organik malzemelerden olan mobilyalar bu ortam için ideal.
Kaynak: Mimar Seçil Mutlu - Dekorasyon Dünyası Dergisi (Ocak-2007)
Bebeğim oturmaya başladığı ilk günden salıncağa bayıldı..Önceleri ben elimle içinde tutup sallıyordum, şimdi kendis kendine sallanıyor 9 aylık olduğundan beri..
Bayılıyoruz salıncağa..Kış başladı ıslak oluyor salıncaklar, ama kurulayıp biniyoruz yine de ellerimiz donana dek..
Bir başka aşkımız elektrik süpürgesine bağıra bağıra peşinde geziyoruz ona tutuna tutuna..
Bir de damacanalar doluysa da boşsada itişilip kakışılacak arkadaş..
Sallanan objelere Büyük marketlerdeki balonlara, en çok da yıldızlara bakmaya hastayız..
Canım oğlum şu an uyuyor ve yan odada olmasına rağmen onu o kadar özledim ki..
13 ocakta işbaşı yapınca Allah bana da ona da kuvvet versin!
Amin!
O geceyarısı yazdığım son mesajın ardından..Yaptım, nete umutsuzca ilan bıraktım..Yapmayacağım dediğim herşeyi yapıyorum..Oğlum doğmadan yapmam dediğim herşeyi allah bana bir bir yutturdu:)
Neyse sabah ilanım onaylanınca çatır çatır telefon yağdı..Maaşallah diyeyeim de nazar değmesin aklıma yatar gibi olan biri ile karşılaştım.Pazartesi gelecek..
Zaten 3 haftadan daha az bir süremiz kaldı..
Hepimize hakkımızda hayırlısı..
Bu arada bugün oğlumdan bir gün sonra doğmuş bir bebekle tanıştık, oyun grubu yapalım diye sözleştik çok zevindirik oldum..
Fena.Çok fena..Bugün perşembe lede var sıfır ne internet ne tanıdık kar etmedi..Bakıcı dadı madı yok..
Sakal bıyık hikayesi..Zaman kalmadı..Tükeniyoruz.
Kaldı 3 hafta..
Bebeğimden kopmak istemiyorum!
Allah'ım bana yardım et..
19 Aralık 2010 Pazar
Bebeğim..Alttan da diş çıkarıyor üstten de..Diş saldırısına uğradı resmen..Canımın içi.. Şu anda uyuyor.. Gece boyunca uyumadı,uyutmadı..
Canım bebeğim için internet üzerinde iş yapabileceğim işler arıyorum..E ticaret olabilir belki..Aklımda birkaç iş var.. Denemeden bilinemeyecek..Bir de bakıcı arayışımız devam edior.. Pazartesi bir kişi ile daha görüşeceğiz..Anneannemiz gelecek..O da çok bunalımdaymış, kızı olur da çalışmaz diye korkuyor..Bu durumda ben de onun sağlıklı düşünebildiğine karar veremiyorum. Her gelen kadına aa bu çok iyi diyecek gibi geliyor, ben işe gideyim diye..Ama olsun en azından yanımda oluyor..Bana destek..İnsanın annesinden başka kim her istediğinde yanında oluyor ki değil mi? İşte ben de bu yüzden tontik oğlum hala emerken onun yanında olmak istiyorum..
Hayat boyu yanında olacağım..
KEçi sütü ile doğal köy yogurdunu bilinmeyen ölçek ve sıcaklıkta mayalamayı becerdim!!
Şimdiye kadar bilimum çeşitte sütü,belirli scaklıklarda ve yoğurt çeşitleri, kıvam ve miktarlarında deneyerek mayalamaya çalışmıştım hiç olmamıştı!! süreleri de farklı farklı denemiştim..olmamıştı!
Bugün hiçbir parametresiz yaptım, tuttu!!
Ama tekrar yapmak için parametrem yok bu sefer de..
Olsun sonunda oldu ya, artık ben de yoğurt yapabilen bir anneyim!
BEN KİMİM? Birinin kendisi olması ne demek? Göründüğümüz gibi miyiz? Yoksa kimsenin bilmediği ve bilemeyeceği bir BEN var mı içimizde? İçimizdeki BEN'i ne kadar koruyabiliriz? Doğru her zaman doğru mudur? Bazen birisi için doğru olan başkası için yanlış olamaz mı? Doğru ile eğri matematiğin düşman kardeşleri. İçimizde duymaz mıyız hep onların seslerini? Gelelim bizim hikâyemize… Öyle bir hikâye ki bizimkisi kahramanına dar gelmiş dünya sanki. Norveç'te anayurdunda, dağlarda Trollerin sarayında, Fas çöllerinde Bedeviler arasında, Mısır'da sfenkslerin ardında, kral olma tutkusuyla, girmediği kılık, yapmadığı iş kalmasa da vazgeçmemiş asla benliğinden ayrılmaya. Rüyalarla masallar, hayallerle yalanlar, aslında aralarında ipincecik bir sınır var. …yaşlı Per Günt ormanda yürürken yerde iri bir soğan görür. Onu eline alır, bakar, kendisini o soğana benzetir. Soğanın her bir yaprağı, hayatının farklı dönemlerindeki Per Günt'tür. Tek tek yaprakları soymaya başlar. En üst yaprak; geyik avında akıl almaz numaralar yapan palavracı Per Günt, bir alttaki yaprak; Norveç'te düğünün orta yerinden gelini kaçıran çılgın Per Günt, bir daha alttaki yaprak; Fas çöllerinde, çalıntı bir atın sırtında, şans eseri bulduğu kral kostümleri içindeki sahte kurtarıcı Per Günt, bir alttakinin altındaki yaprak; Amerika'da akıl almaz işler çeviren, fırsatçı zengin Per Günt. Bu böyle sürüp gider. Per Günt, soyduğu soğan yapraklarının en dibinde bir çekirdek bulmayı, en sonunda hiç değişmemiş, kendi olarak kalmış gerçek bir Per Günt'e ulaşmayı bekler. Ama soğanın çekirdeği yoktur ki! Per Günt eli boş, önünde yere dökülen soğan yapraklarıyla baş başa kalır. O zaman kendine sorar: Ben kimim?