19 Nisan 2011 Salı
OPEN MY BLOG! OPEN MY MOUTH CAMPAIGN FOR TURKEY BLOGSPOT!
17 Nisan 2011 Pazar
My Recent Holiday - Honeymoon (2009)
DARICA HAYVANAT BAHÇESİ
15 Nisan 2011 Cuma
My Baby Becomes A Boy!
12 Nisan 2011 Salı
www.pembepano.com
Her nereden geldiyse bu görünmez sinsi kural hayatımızı kemirip durup duruyor: “Suratsızlık.”
TV’deki dizilere bakıyorum arada, beş dakika dayanamıyorum, onlar bile suratsız ve olumsuz düşüncelerle dolu karakterler üzerine kurulu, sürekli bir negatif etkileşim var toplum üzerinde ve insanlar da bu etkileşimi kabul ediyorlar işin kötüsü… Kendilerini buna açıyorlar. Gülmek, neşelenmek yasak, film izlerken gülebilirsiniz ama o zaman serbest. Bir arkadaş muhabbetinde içten bir kahkaha atmak ise garipsenme nedeni, “N’oluyor?” bakışları yayından alelacele fırlayan oklar gibi gelir üzerinize… Aslında onlara şunu demek lazım: “Asıl size ne oluyor? Gülen bir insana tahammül edememek nasıl bir sorunlu ruhun belirtisidir?”
Negatif insanların en çok söyledikleri sözler: “Olmaz!, Yapamazsın!, Beceremezsin!, Sen o kadar zeki değilsin ki!, Neden gidip maaşı garantili bir iş bulmuyorsun?, Anlattıkların çok saçma!, Bak yaptıklarınla nasıl dalga geçiyorum, başkaları kimbilir ne der nasıl dalga geçer?, Otur yerinde ne gerek var?, Olsaydı şimdiye kadar yaparlardı zaten demek ki neymiş olmazmış, Kendini ne sanıyorsun?” ve benzeri yaralayıcı cümleler… Mutlaka duymuşsunuzdur hayatınızın bir yerinde, hatta belki çok daha fazla… Gerçekçi, altı dolu, iyi niyetli ve yapıcı eleştirilerden bahsetmiyorum, aşağılayıcı-küçük gören, altı-üstü olmayan boşboğazlıklardan söz ediyorum.
Bu negatif insanlar; kendileri dahil kimseye kolay kolay katlanamazlar, ruhları bezgindir, korkaktır, tembeldir, umutsuzdur ve nerede canlı bir ruh görseler kendilerine benzetmeye çalışırlar, sürekli iğneli laflar ederler ve canınızı yakmaya, sizi yapacaklarınızdan alıkoymaya çalışırlar, bazen bunu bilinçaltlarında bilinçli ama üst bilinçlerinde bilinçsizce yaparlar ki bunlar en tehlikelileridir, çünkü kronik zarar üretirler.
Bilinçli yapanlarsa daha önce belirttiğim gibi tek nedenle yaparlar: Daha iyi olmanızı istemezler! Çünkü daha iyi olan her insan, daha kötü olanın daha iyi olmadığını vurgular. Bazıları bunu, “kıskançlık doğamızda var, normal bir şey” ya da “Ben sadece seni korumaya çalışıyorum” diyerek, insanlar üzerindeki negatif etkilerine kılıf (bahane) yapmaya çalışır. Böylece verdiği zararı meşru kılıp devam edebileceklerini düşünürler.
İçinizdeki aydınlığı başkalarının yok etmesine izin vermeyin ama siz de başkalarınınkini yok etmeyin. Sorunu tespit edin ama sonra çözüme odaklanın. Size köstek olanlarla ya iletişiminizi stratejik bir şekilde sınırlayın ve onların kafanızdaki anlamını yeniden oluşturun ya da kesin gitsin. Hayatınıza bakışınızı değiştirin.
Size karanlığını sunan değil aydınlığını sunan insanlara yönelin…
8 Nisan 2011 Cuma
JAPONYA'daki Çocuklar için..
6 Nisan 2011 Çarşamba
Montessori, Math for 1-3 ages (Michael Olaf Web)
Toys and books for Age 1-3 that teach math and geometry (see below): 1-2 math
THE REAL WORLD FIRST
At this age the child is introduced to the world of math and geometry through manipulative toys and puzzles, real work such as the practical lifeactivities, and the natural world of physics (sand and water) and other sciences. Laying the foundation for later math and geometry work.
It is not enough for the teacher to restrict herself to loving and understanding the child; she must first love and understand the universe.
—Maria Montessori, M.D.
An interest in and love for astronomy and geology, sand and water, and all of science begins early. The first lessons come from nature—experiences of the sun and wind, playing in sand and water and mud, seeing the sun rise and set, watching the stars at night, visiting the seashore, and the child's own collections of rocks and minerals.
First we give the child the rocks, sand, water, mud, oceans, clouds, stars, lakes, and so forth; and then we give the names. All of this experience and knowledge leads to a natural concern and responsibility at a later age because children love what they know.
What is God? He is length, width, height and depth.
—St. Bernard of Clairvaux
TOYS AND PUZZLES
There are also many manipulative toys and puzzles that give the child practice in making comparisons, graduated sizes and shapes, all important preparation for math and geometry.
The foundation of a love of math comes not from rote lessons, but from joyful experience in seeing shapes and objects, in exploration with hands, and in moving through space.
The formation of the mathematical mind, which will last a lifetime, comes from early, simple, everyday activities —collecting, counting, sorting, putting things in order, classifying, comparing sizes and colors, carrying heavy objects by hand or in a wheelbarrow, setting the table, and discovering relationships and patterns through these activities.
In the past, mathematical relationships were wondrous miracles, and so they are still for the young child who is discovering them for the first time. It is a joy for the adult to stand back and observe these discoveries as the child makes them.
COUNTING REAL THINGS, NOT ROTE RECITATION
Reciting one, two, three, four, five, and so on, is fun for a child, but not nearly so exciting as discovering that these words stand for quantities of anything—buttons, peas, spoons, family members, stars in the sky—and the realization that these concepts are used and understood all over the world!
REAL WORK
And we should never underestimate the value of practical life work, real work with the brain and hand working together in building a strong foundation in math and geometry.
If men had used only speech to communicate their thought, if their wisdom had been expressed in words alone, no traces would remain of past generations. It is thanks to the hand, the companion of the mind, that civilization has arisen. The hand has been the organ of this great gift that we inherit.
—Dr. Maria Montessori
Online - Online Pazarlama Eğitimi
| 2011 Nisan 09- 16 Nisan | Yer: | Büyük Eğitim Sınıfı | |
| Toplam Ücret: | 300 TL | ||
Eğitimin amacı:
Kurumların ürün ve hizmetlerini internet üzerinden pazarlayabilmeleri, satabilmeleri için gerekli olan pazarlama aksiyonlarının tanıtılması.
Uygulamaları eğitim ve örneklerle web sitelerine nasıl ziyaretçi çekilebileceğinin gösterilmesi
Gelen ziyaretçilerin müşteriye dönüştürülebilmesini sağlayan stratejilerin uygulanması
Pazarlama Yöneticileri, Pazarlama Uzmanları, E-Ticaret Site Sahipleri, Online Pazarlama Uzmanları, Web sitesine sahip KOBİ’ler, Web Sitesi İçerik Sorumluları, İnternette Olmanın Farkında olan Kurumlar, Bireysel girişimciler, satış sorumluları
Kurs Programı:
09 Nisan Cumartesi 10:00 - 16:00
16 Nisan Cumartesi 10:00 - 16:00
Eğitim Ücreti:
300 TL
Eğitim İçeriği:
a)Facebook'ta Pazarlama Stratejileri
b) Twitter'da Pazarlama Stratejileri
c) Linkedin.com’da kişisel marka yönetimi
d) Sosyal Medya Ölçümleme Araçları
e) FMBL programlamaya giriş
- Google Analytics Standart arayüzü ve raporlamalar
- İzleme kodunun yüklenmesi ve özelleştirilmesi
- Site metriklerinin izlenmesi
- Sayfa görüntüleme sayısı, ziyaret ve ziyaretçi metrikleri
- Zaman metrikleri
- Trafik kaynakları
- İçerik raporları
Eğitmen :
M.Yalçın PARMAKSIZ
Sakarya Üniversitesi’nden Elektrik - Elektronik Mühendisi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden MBA derecelerini aldı. Tetra A.Ş ve Otis'te farklı pazarlama yöneticiliği pozisyonlarında çalıştıktan sonra Collezione’de CRM ve Pazar Araştırma Müdürlüğü yaptı.
A&B İletişim’de IBM Türk, Boeing ve SunExpress gibi firmalara İletişim Danışmanlığı hizmeti verdi. Global Access/ Broadcast Grup’da İş Geliştirme Müdürü olarak online turizm alanında çalışmalarda bulundu. Turizm sektörüne özel B2B ve B2C Online Rezervasyon Sistemlerinin tasarlanmasını sağladı. Siberalem.com, idefix.com, evlilikmerkezi.com, itiraf.com gibi sitelerin bağlı olduğu EBİ A.Ş'de E-Pazarlama Koordinatörü olarak SEO, Google AdWords, Analytics ve Data Mining konularında çalışmalarda bulundu.
Şu anda Türkiye'nin en büyük sinema sitelerinden BeyazPerde.com'da Pazarlama ve Satış Direktörü olarak çalışıyor.
Sertifikalı Analytics, Google AdWords ve SEO uzmanı olan Yalçın Parmaksız, SEO, AdWords,E-mail Pazarlama ve Veri Madenciliği üzerine kafa yoruyor.
Rezervasyon için tıklayınız.
4 Nisan 2011 Pazartesi
Bloglara bakarken Aşağıdaki Event Gözüme Çarptı!! Haber vermek için ekledim!
here's Even More Partying This Year…
The Ultimate Blog Party LIVE
This year, we will have two LIVE interactive UBP11 Events:
The Ultimate Blog Party LIVE — 9-11pm EST, Thursday, April 7th, 2011
The UBP LIVE will be a video simulcast onMomTV and 5 Minutes for Mom where Susan and I chat via web cam and text chatting with YOU! We will have a few TOP bloggers around the country that we will live stream in during the UBP LIVE as we talk about hot blogging topics!
Twitter Live Event on Monday night April 4th
The #UBP11 on Twitter — 9-10:30pm Eastern, Monday, April 4th, 2011
This will be an hour and a half dedicated to getting to know each other on Twitter with questions about blogging, social media and YOU! We will host a special Twitter Handle RSVP for this event so you can find and follow the other participants easily. Check back for that post this weekend.
There will be tons of virtual partying going on this week and it all ENDS — 11:59pm Eastern, April 8, 2010. (Well, the link lists will live on forever and you can keep blog hopping for weeks and months to come… but the 'official' party will be over.)
Entries for the fabulous prizes close at 11:59pm Eastern, April 8, 2011. And then we will begin trying to draw ALL those winners! Please have patience!
31 Mart 2011 Perşembe
özlem (doruk'un annesine ) yorum
Bebek Bezindeki Gizem!!
Bundan böyle vakit buldukça, evde yapabileceğimiz küçük deneyleri
blogumda paylaşmayı istiyorum ki meslekten pratiğe birşeyler çıksın.
Bugün ilk başlayacağımız minik bebeklerimizle ilgili.
Bebek Bezindeki Gizem*
Eğer, hayatınızda bir kere olsun bebek bezi değiştirdiyseniz ki, okuyan anneler mutlaka değiştirmiştir, bebeğinizin cildinde bazen kalan küçük kristalleri de mutlaka farketmişsinizdir. Bu küçük kristaller, anti-toksik yani zararsız polimer parçacıkları olup bebeğin altında ve cildindeki fazla nemi kendi bünyesinde tutarak uzaklaştırmaya yararlar.
- Tek kullanımlık bebek bezi( herhangi bir marka)
- Ağzı fermuarlı torba
- Makas
- Su
- Gazete
- Tuz
- Kaşık
- Bir adet kullanılmamış(tercih edersiniz ki) bebek bezi alın. Gazete kağıdı üzerinde dikkatlice çizgilerinden kesin ve içindeki tüm pamuk çeşidi malzemeyi çıkarın. Hepsini resimdeki gibi bir fermuarlı poşete koyun.
- Gazete üzerine dökülmüş olabilecek tüm polimeri toplayıp, torbaya koyun. İçine biraz üfleyin, yastık gibi olunca torbanın fermuarını kapayın.
- Torbayı birkaç dakika sallayın, pamuk mazleme ve polimer birbirinden ayrılsın. Torbanın dibinde polimer parçacıkları birikecektir. Ne kadar az polimer içerdiğine şaşırdınız dimi?
- Dikkatlice pamukları torbadan çıkartın, aman dikkat polimerler de pamuklarla çıkmasın.
- Kalan polimeri bir plastik bardağa döküp, üzerini su ile doldurun. Katılaşmaya başlayıncaya kadar karıştırın.
- Su ve polimerden oluşan jele bakın, kabı ters çevirin bakın semsert! Kaptan çıkartın ve oynayın. Yemediğiniz ve sonrasında elinizi yıkadığınız sürece Zararsızdır.
- Jeli geri kaba koyun, parmaklarınızla ezin. Üzerine 1 çay kaşığı tuz ekleyin ve kaşıkla karıştırın. Bakın neler oluyor?! Tuz jelin su tutma kapasitesini düşürür. İşiniz bitince tuzlu suyu lavaboya boşaltın.
- Yeni bir bez alın ( bez masrafları bu deneylerle artacak gibi!!) ve yavaşça üzerine 1/4 bardak ılık suyu orta kısmından dökün ve tekrar dökün tekrar dökün, bakın aslında kapasitesi ne kadar da fazlaymış!!
Bebek bezindeki suyu absorplayan kimyasal aslında super absorbant da denilen polimer, Sodyum poliakrilattır. Bir polimer basit oalrak aynı moleküllerin tekrarlanmasından oluşan upuzun bir moleküldür. Monomerler zinciridir. Molekül deyince küçük birşey düşünmeyin, bazı polimerler milyonlarca monomerden oluşabilir.
Super-absorbant polimerler, su ile karşılaştıklarında çok büyük ölçeklerde genişleme yeteneğine sah
iptir. Burada su polimer molekülleri içinde kendine yer bulur. Şöyle de düşünebilriz, bu super absorbantlar
çoook büyük süngerler gibidir. Öyle ki kendi ağırlıklarının 800 katı madde absorplayanları bile vardır. Bu tamamen ıslak bir bebektir!
Bezin içinden çıkardığımız , pamuksu lifler ise polimeri dağıtan ve bebeğin yumuşak bir jel üstünde oturmasını engelleyen bir göreve sahiptir. Gördüğümüz üzere, bu kadar azıcık polimer bile çok fazla su tutma kapasitesine sahiptir ama onların da bir sınırı vardır. Yani Bir noktada bebeğinizi bezini mutlaka değiştirmelisiniz!!:)
HArika kullanımları yanında, super absorbant malzemeler sorun da olabilir. Nasıl ki açık havuzların hiçbiri bebek bezli bebekleri kabul etmezler. Çünkü aşırı dolan bezlerden sızan parçacıklar filtre sistemlerini tıkar. Aynı şekilde tuvaletlere atılması da yasaktır.
Çünkü büyük kanalizasyon problemlerine yol açabilir.
Ama yine bebek bezleri mutlu anne ve bebekler yaratmakta uzman malzemelerdir!
Ek Bilgi:
Denemeler için bir öneri! Birkaç bebek bezi markasını (değişik değişik) alıp polimerlerini çıkartıp ne kadar su absorpladığını bardak bardak deneyin. BAkalım hangisi fiyatına göre gerçekten daha iyiymiş?!
Böylelikle Fiyat- kalite dengesi testini evinizde kendiniz de yapmış kendi gözünüzle görmüş olacaksınız!
SELAMLAR
ESCOS!!
NOT: Bu makale aşağıdaki adresten çevirilmiştir, yorumlar bana ait!:)
30 Mart 2011 Çarşamba
BEN de MEMURUM! BEN DE DAHA FAZLA ÜCRETSİZ İZİN İSTİYORUM! Gözyaşına son!
27 Mart 2011 Pazar
BLOGUMA DOKUNMA!!!
23 Mart 2011 Çarşamba
Türkiye'de bir Çocuk Müzesi Kurabilirmiyiz?
How to make Creamy Soups without the Cream?
With today's focus on healthy eating, even soups have changed. Traditional cream soups derive their smooth texture from liberal amounts of milk or cream, thickened with flour or cornstarch. Now when we make soups that are creamy, chances are they contain no cream at all: They're likely thickened with purees made from starchy vegetables. One of our favorites is butternut squash soup. It's similar to hearty soups made of pumpkin, potato, sweet potato or parsnip, all vegetables that are low in water and high in starch and fiber. As these vegetables cook, their starchy contents absorb liquid and swell, adding natural thickening power to the soup. Making soups with such dense vegetables involves three basic steps, and each makes scientific sense. Step One: Begin by sautéing aromatic vegetables, such as onions, leeks, or garlic, in a small amount of butter or olive oil. While these ingredients aren't noticed in the finished soup, they do add to its underlying character. As they sauté, their cell walls soften, releasing their inherent flavors and aromas. The fat or oil used in sautéing carries not only their own (now mellowed) flavors but also the flavor of any spices you choose to add. Consider grated ginger and sautéed shallots with carrot soup, coriander with broccoli, and nutmeg with parsnips. For some real zest, curry powder adds definite pizzazz to squash soup. Step Two: Peel the vegetables (butternut squash peels easily) and cut the flesh into cubes. This step increases the surface area of the vegetable exposed to both heat and liquid, resulting in a shorter cooking time and a faster transference of flavors into the liquids. Now combine the sautéed onions or other aromatics with the cut vegetables and chicken or vegetable stock (or with squash try fresh apple juice). Use roughly 2 cups (500 ml) liquid to 4 cups (1 l) of chopped vegetables. If you are featuring just one vegetable and it isn't particularly starchy—broccoli, for instance—add a small, thinly sliced potato or a 1/2 cup (125 ml) of rice. You won't notice either in the finished soup, but each swells during cooking and works well as a thickener. Simmer gently until the vegetables are tender. Step Three: Puree the slightly cooled mixture in a blender. Or puree just half, leaving the remainder chunky. You might be surprised that a soup's "feel" as it rolls over your tongue strongly influences its appeal. Some people like smooth soups; others prefer a more substantial texture. The process of pureeing releases both starch and fibers, which thicken the soup. With starchy vegetables, pureeing breaks down cell walls so their starchy contents spill through the broth. In vegetables such as broccoli, the cellulose that once held the stalk stiff is now transformed into minute fibers, which also add to the thickness of the soup. Now that the vegetables have done their job, the final touches are up to you. A little freshly ground pepper? A touch of wine or sherry? A dollop of yogurt or crème fraîche? January is such a good month to practice on soups. Try thickening with purees, improvising with ingredients and seasonings, and experimenting with various textures. Then we encourage you toadd your wisdom, questions, and experiences to the Forum so we'll all benefit. À la soupe! Anne and Sue
| ||||

