4 Nisan 2011 Pazartesi

Bloglara bakarken Aşağıdaki Event Gözüme Çarptı!! Haber vermek için ekledim!

here's Even More Partying This Year…

Ultimate Blog Party 2011 - Mom Blogs Link Up

The Ultimate Blog Party LIVE

This year, we will have two LIVE interactive UBP11 Events:

The Ultimate Blog Party LIVE — 9-11pm EST, Thursday, April 7th, 2011

The UBP LIVE will be a video simulcast onMomTV and 5 Minutes for Mom where Susan and I chat via web cam and text chatting with YOU! We will have a few TOP bloggers around the country that we will live stream in during the UBP LIVE as we talk about hot blogging topics!

Twitter Live Event on Monday night April 4th

The #UBP11 on Twitter — 9-10:30pm Eastern, Monday, April 4th, 2011

This will be an hour and a half dedicated to getting to know each other on Twitter with questions about blogging, social media and YOU! We will host a special Twitter Handle RSVP for this event so you can find and follow the other participants easily. Check back for that post this weekend.

There will be tons of virtual partying going on this week and it all ENDS — 11:59pm Eastern, April 8, 2010. (Well, the link lists will live on forever and you can keep blog hopping for weeks and months to come… but the 'official' party will be over.)

Entries for the fabulous prizes close at 11:59pm Eastern, April 8, 2011. And then we will begin trying to draw ALL those winners! Please have patience!

31 Mart 2011 Perşembe

özlem (doruk'un annesine ) yorum

Biz de 7 aylıkken, her döndüğümde bebeğimi uyandırdığımı farketmeye başlayınca,bizim odadan ömerin kendi odasına geçiş yapmıştık. Ömer'e hiç "bebek" odası yapmadım, kendi odasında Montessori sistemi çift kişilik bir ortopedik yatak var yer yatağı. Döne döne yatıyor. Dönmeye başladığından beri de çook rahat uyutuyorum. Arada yanına gidiyorum arada kendi odamıza..İkisi de çift kişilk hem oğlum hem ben çok rahatız.. Herkese bu yer yatağını tavsiye ediyorum. Oğlum kendi başına herşeyi yapıyor, iniyor çıkıyor, yürüyor, kendi isteyince yatıyor..Ben de oda ve ev dizaynını Amerikan Montessori Vakfi Başkanı'nın kitabından esinlendiğim( Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?)
http://www.hepsiburada.com/Liste/ProductDetails.aspx?categoryid=1501606&productid=kkaknus76 kadarıyla yapıyorum. Hergün yeni birşey ekliyorum hala son haline ulaşmadı.. aMa memnunuz.. Tabi eve gelip de allı pullu bebek odası arayanlar şaşırıyor ilk doğduğu günden beri..Ee bu da bizim tarzımız..

Bebek Bezindeki Gizem!!

Bundan böyle vakit buldukça, evde yapabileceğimiz küçük deneyleri 

blogumda paylaşmayı istiyorum ki meslekten pratiğe birşeyler çıksın.

Bugün ilk başlayacağımız minik bebeklerimizle ilgili.

Bu yazıdaki deney bebek bezlerine yönelik.



Bebek Bezindeki Gizem*


Eğer, hayatınızda bir kere olsun bebek bezi değiştirdiyseniz ki, okuyan anneler mutlaka değiştirmiştir, bebeğinizin cildinde bazen kalan küçük kristalleri de mutlaka farketmişsinizdir. Bu küçük kristaller, anti-toksik yani zararsız polimer parçacıkları olup bebeğin altında ve cildindeki fazla nemi kendi bünyesinde tutarak uzaklaştırmaya yararlar.


Deney için gerekli Malzemeler:
  • Tek kullanımlık bebek bezi( herhangi bir marka)
  • Ağzı fermuarlı torba
  • Makas
  • Su
  • Gazete
  • Tuz
  • Kaşık
Baby Diaper Secret
  1. Bir adet kullanılmamış(tercih edersiniz ki) bebek bezi alın. Gazete kağıdı üzerinde dikkatlice çizgilerinden kesin ve içindeki tüm pamuk çeşidi malzemeyi çıkarın. Hepsini resimdeki gibi bir fermuarlı poşete koyun.
  2. Gazete üzerine dökülmüş olabilecek tüm polimeri toplayıp, torbaya koyun. İçine  biraz üfleyin, yastık gibi olunca torbanın fermuarını kapayın.
  3. Torbayı birkaç dakika sallayın, pamuk mazleme ve polimer birbirinden ayrılsın. Torbanın dibinde polimer parçacıkları birikecektir. Ne kadar az polimer içerdiğine şaşırdınız dimi?
  4. Dikkatlice pamukları torbadan çıkartın, aman dikkat polimerler de pamuklarla çıkmasın.
  5. Kalan polimeri bir plastik bardağa döküp, üzerini su ile doldurun. Katılaşmaya başlayıncaya kadar karıştırın.
  6. Su ve polimerden oluşan jele bakın, kabı ters çevirin bakın semsert! Kaptan çıkartın ve oynayın. Yemediğiniz ve sonrasında elinizi yıkadığınız sürece Zararsızdır.
  7. Jeli geri kaba koyun, parmaklarınızla ezin. Üzerine 1 çay kaşığı tuz ekleyin ve kaşıkla karıştırın. Bakın neler oluyor?! Tuz jelin su tutma kapasitesini düşürür. İşiniz bitince tuzlu suyu lavaboya boşaltın.Baby Diaper Secret
  8. Yeni bir bez alın ( bez masrafları bu deneylerle artacak gibi!!) ve yavaşça üzerine 1/4 bardak ılık suyu orta kısmından dökün ve tekrar dökün tekrar dökün, bakın aslında kapasitesi ne kadar da fazlaymış!!
Bu nasıl oluyor?


Bebek bezindeki suyu absorplayan kimyasal aslında super absorbant da denilen polimer, Sodyum poliakrilattır. Bir polimer basit oalrak aynı moleküllerin tekrarlanmasından oluşan upuzun bir moleküldür. Monomerler zinciridir. Molekül deyince küçük birşey düşünmeyin, bazı polimerler milyonlarca monomerden oluşabilir.

Super-absorbant polimerler, su ile karşılaştıklarında çok büyük ölçeklerde genişleme yeteneğine sah

iptir. Burada su polimer molekülleri içinde kendine yer bulur. Şöyle de düşünebilriz, bu super absorbantlar 

çoook büyük süngerler gibidir. Öyle ki kendi ağırlıklarının 800 katı madde absorplayanları bile vardır. Bu tamamen ıslak bir bebektir!

Bezin içinden çıkardığımız , pamuksu lifler ise polimeri dağıtan ve bebeğin yumuşak bir jel üstünde oturmasını engelleyen bir göreve sahiptir. Gördüğümüz üzere, bu kadar azıcık polimer bile çok fazla su tutma kapasitesine sahiptir ama onların da bir sınırı vardır. Yani Bir noktada bebeğinizi bezini mutlaka değiştirmelisiniz!!:)

HArika kullanımları yanında, super absorbant malzemeler sorun da olabilir. Nasıl ki açık havuzların hiçbiri bebek bezli bebekleri kabul etmezler. Çünkü aşırı dolan bezlerden sızan parçacıklar filtre sistemlerini tıkar. Aynı şekilde tuvaletlere atılması da yasaktır.

Çünkü büyük kanalizasyon problemlerine yol açabilir.

Ama yine bebek bezleri mutlu anne ve bebekler yaratmakta uzman malzemelerdir!

Ek Bilgi:

Denemeler için bir öneri! Birkaç bebek bezi markasını (değişik değişik) alıp polimerlerini çıkartıp ne kadar su absorpladığını bardak bardak deneyin. BAkalım hangisi fiyatına göre gerçekten daha iyiymiş?! 

Böylelikle Fiyat- kalite dengesi testini evinizde kendiniz de yapmış kendi gözünüzle görmüş olacaksınız!


SELAMLAR

ESCOS!!

NOT: Bu makale aşağıdaki adresten çevirilmiştir, yorumlar bana ait!:)


*http://www.stevespanglerscience.com

30 Mart 2011 Çarşamba

BEN de MEMURUM! BEN DE DAHA FAZLA ÜCRETSİZ İZİN İSTİYORUM! Gözyaşına son!

Memurlara yönelik çıkan 24 ay ücretsiz izin hakkından özel sektör çalışanı olarak ben de yararlanmak istiyorum. 4 senedir aynnı şirkette çalışıyorum. Tamam ücretsiz izin şirkette kimseye verilmezken bana verildi, herkes askere gönderseydin diye dalga geçti döndüğümde. Ama işin iç yüzü öyle değil ki..Ancak emekleme/yürüme noktasına gelebildik o kadar.. Hala deli gibi birbirimize ihtiyacımız var. Devletteki memur anne de biz değil miyiz? Onların hakkı benim de hakkım! Bu eşitsiz düzenleme için bir işlem yapmak istiyorum. 
Bugün izin istesem işten atılırım herhalde, üstüne üstük ayda 1 full haftasonnu cumt. pazar işe gelme zorunluluğu da var..

Yani özel sektörde işler biraz farklı, çalıştığımız sanayi da ağır sanayi, kimyasallı.. Ee bebeğim emmek istiyor ama ben işten gelemedğimde sönüyor kalıyoruz..

Süt vermek madem 2 yaşına kadar devlet tarafından destekleniyor, süt falan dağıtılıyor ya.. Eee annesi işteyken bebeğim pek de süt alamıyor.. Nasıl olacak süt izni 1 yaşına kadarken? Annesine verilen ücretsiz izin de sadece 6 ayken?

Tamam işe dönmek isteyen dönsün, kimsini ev sarmıyor, ama kalmak isteyene de izin olsaun, parası da kalsın. Biz zaten kariyerde otomatik geri kalıyoruz, hamilelik, doğum, bebek derken.. Ama herkesin eşi var, herkesin çocuğu var değil mi? Sadece devlette çalışanların değil? 

Destek bekliyorum!!

Bize bir yardım eli!!

Lütfen konuyu yayalım

Esra K. Coşkun


27 Mart 2011 Pazar

BLOGUMA DOKUNMA!!!


Ülkemde internetle ilgili her sıkıntının yasaklayarak çözülmesinden bıktım. Daha önce de olmuştu blog yasağı. Nedendir, mantığı nedir anlayamıyorum. Birçok blogger bloguna girmeiyor. Servis sağlayıcılar sırayla engelleyecekler sanırım. Her seferinde bakalım bu sefer yasaklanmış mı diye bloguma tıklamak istemiyorum. Gayet masum, kişisel, bana ait anılarımın, emeklerimin bir anda kaybolmasını istemiyorum.
Sen de istemiyorsan bugün bu görseli blogunda paylaş lütfen...

23 Mart 2011 Çarşamba

Türkiye'de bir Çocuk Müzesi Kurabilirmiyiz?

Açıkçası uzun zamandır düşünüyorum. Türkiye'de bir çocuk müzesi girişi içinde olmayı. Dünyada bir çok örneği var ancak Türkiye'de bir tane bile yok. Var olanlar normal müzeler, bilim merkezleri ve oyuncak müzesi benim dediğim bambaşka bir konsept. Asıl şu gün apram olsa istedğim yeri açmak için, hemen bir doğa eğitimini de içeren, çocuklara (toddler, kids, 3-6 yaş, 6-12 yaş ve daha büyük çocuklar:)) yönelik bir çocuk müzesi açmak isterim. NY Children's Museum tarzı birşey hayalimdeki. Brooklyn'deki. Hiç gitmedim ama internetten her gün gidiyorum:)

Geçen günlerde Güler Sabancı'nın Cunda adasındaki hayalini gerçekleştirdiği haberini okuyunca içim gitti. Paran olunca tüm hayallerini gerçekleştirmek bu kada rkolay diye düşündüm. Güler Hanım gibi olmayı isterdim sırf bu yüzden. Amaçlarım hayallerim, toplumu ilgilendiren şeyler, bu toplumu, çocuklarımızı bir nebzede olsa Dünya çocuklarının seviyesine yaşıyabilmek çünkü bilgi dağarcığı gelişim anlamında çok çok az özen gösteriyoruz bu ülkede çocuklarımıza. Sadece anne baba olarak bireysel insiyatiflerle değil, geniş kitleleri etkileyebilecek gelişimler olsun istiyorum.
Mesela Sakarya Bilsem'den Murat Bey'in çalışmaları gerçekten dikkat çekici.

Bu işle ilgilenebilecek birkaç mimar araştırdım Türkiye'den zamanında birkaç Mimar Sinan Mezunu mimar öyle bir proje 2003 te düşünmüş İzmit için hem de. Ama sanırım taslak halinde kalmış kendilerine de ulaşamadım. Mailleri değişmiş vs. olabilir. Bu iş için nasıl bir fizibilite nasıl bri başlangıç yapmak gerekli.Bloglard ayazan mimar arkadaşlar da var, yada önce para sahibini mi bulmak lazım. Bir şekilde birşeyler yapalım var mısınız? Sonuçta Montessori de Veli İnsayitifi kurulmuş bir okul oldu değil mi?

İlgili bağlantılar:

How to make Creamy Soups without the Cream?


creamy soups without the cream

With today's focus on healthy eating, even soups have changed. Traditional cream soups derive their smooth texture from liberal amounts of milk or cream, thickened with flour or cornstarch. Now when we make soups that are creamy, chances are they contain no cream at all: They're likely thickened with purees made from starchy vegetables.

One of our favorites is butternut squash soup. It's similar to hearty soups made of pumpkin, potato, sweet potato or parsnip, all vegetables that are low in water and high in starch and fiber. As these vegetables cook, their starchy contents absorb liquid and swell, adding natural thickening power to the soup.
Making soups with such dense vegetables involves three basic steps, and each makes scientific sense.
Step One: Begin by sautéing aromatic vegetables, 
such as onions, leeks, or garlic, in a small amount of butter or olive oil. 
While these ingredients aren't noticed in the finished soup, 
they do add to its underlying character. As they sauté, 
their cell walls soften, releasing their inherent flavors and aromas. 
The fat or oil used in sautéing carries not only their own (now mellowed) 
flavors but also the flavor of any spices you choose to add. 
Consider grated ginger and sautéed shallots with carrot soup, 
coriander with broccoli, and nutmeg with parsnips. 
For some real zest, curry powder adds definite pizzazz to squash soup.


Step Two: Peel the vegetables (butternut squash peels easily) and 
cut the flesh into cubes. This step increases the surface area of the 
vegetable exposed to both heat and liquid, resulting in a shorter 
cooking time and a faster transference of flavors into the liquids. 
Now combine the sautéed onions or other aromatics with the 
cut vegetables and chicken or vegetable stock (or with squash 
try fresh apple juice). Use roughly 2 cups (500 ml) liquid to 4 cups (1 l) 
of chopped vegetables.
If you are featuring just one vegetable and it isn't particularly 
starchy—broccoli, for instance—add a small, thinly sliced potato 
or a 1/2 cup (125 ml) of rice. You won't notice either in the finished 
soup, but each swells during cooking and works well as a thickener. 
Simmer gently until the vegetables are tender.
Step Three: Puree the slightly cooled mixture in a blender. 
Or puree just half, leaving the remainder chunky. 
You might be surprised that a soup's "feel" as it rolls over 
your tongue strongly influences its appeal. Some people like 
smooth soups; others prefer a more substantial texture.
The process of pureeing releases both starch and fibers, 
which thicken the soup. With starchy vegetables, pureeing 
breaks down cell walls so their starchy contents spill through 
the broth. In vegetables such as broccoli, the cellulose that 
once held the stalk stiff is now transformed into minute fibers, 
which also add to the thickness of the soup.
Now that the vegetables have done their job, the 
final touches are up to you. A little freshly ground pepper? 
A touch of wine or sherry? A dollop of yogurt or crème fraîche?
January is such a good month to practice on soups. Try thickening 
with purees, improvising with ingredients and seasonings, and 
experimenting with various textures. Then we encourage you 
toadd your wisdom, questions, and experiences to the 
Forum so we'll all benefit.
À la soupe!
Anne and Sue



Anne Gardiner & Sue Wilson are the authors, with the Exploratorium, of the book The Inquisitive Cook.

21 Mart 2011 Pazartesi

bloger kapandı mecburen wordpress'e gectim!

Blogger kapandığı için malesef wordpress'te aktif olmayan hesabımı aktive edip, oradaki adrese blogumu taşıdım. İş yerimde malesef ikisini de açmaya kapatmışlar.. Facebook'a twitter'a açık ama bloglara forumlara kapalı!! :)
Bu yazımı da mail aracılığıyla yazıyorum. Bundan bir önceki postumdaki www.eucos.wordpress.com adresindeyim. Blogspot açılırsa geri geleceğim aksi halde beni diğer blogumda yeni ve farklı konularla bulabilirsiniz!!

Not: Çokbilmiş sana ulaşamıyorum bana ulaş!! lütfen :)

Esra

18 Mart 2011 Cuma

WORDPRESS'e Ben de Taşındım!!

Henüz alışamamış olsam da sonunda ben de wordpress'e taşındım:
www.eucos.wordpress.com adresindeyim...
twitter: @escosku
nurturia: scandinav

beni unutmayın canım!!

Escos
 

2 Mart 2011 Çarşamba

Çin'den italat mı, Franchising mi yoksa kendi işim mi?

Uzun zamandır yazamadığımın farkındayım.. Bebeğimin doğum günü süper geçti..Güzel Güzel Fotoğraflar çekildik. Dah bilgisayara yüklemeye fırsat bile bulamadık.. Ardından stüdyo resmimiz de geldi ama onu aile içind ebile yayar yaymaz ocos'a çook fena nazar değdi hastalandı..
Dün ateşi çıktı bir indi bir çıktı.. Zor bir gündü evde kaldım.. Ama yine evdeki kadın sendromu yaşadık.. Oğlum hasta diye üzülüyorum. Eşim de hastalandı bugün. İş de yine bir külfet. Evd eiş yapayım diyorum ya farkettim ki, biraz zor bir konu çünkü oğlum tüm ilgiyi istiyor onunla ilgilenirken evde iş yapmak nasıl olacak bilemiyorum. Şu durumun ev versiyonu oluyor sanırım.. Kadın evde ben evde ben işle o çocukla ilgileniyor. Benim istediğim bu değil ki??

Kafamda dolaşıp duran tilkiler ocosla gecleri 8-10 kez uyandığımızda da kafamda oluyor.. Emerek uyuduğu için mi uyanıyor ben işe başladım da bana mı kzııyor bilmyorum. Dün bakıcımız bana böyle yapmıyor ben de yiyor vs deyip duruyordu..
alınmamak işten değil..

KAfamdaki işler arasında ithalat da var, baskı işi de, yada bir franchising işi alsam da yürütsem.. Ama sıfırdan kendi işni yapmak baskı imalat vs.. hem çok pahalı hem de çok zahmetli olacak gibi.. Ya ilk zamanlar parayı harcamayı düşünmeden alacaksın satamazsan elinde kalacak..
Bilmiyorum ithalat konusunda ise hiç fikrim yok. Çin'den alınacak güzel şeyler de buldum ama ithalatı nasıl olur bilemiyorum. Yollarda nasıl takip ederiz onu da bilemiyorum.Fikri olan beri gelsin ?

Nitekim kendime michael olaf sitesinden aldığım "Bringing out the brilliance in your infant" DVD'm ve montessori teaching booklets "0-3 age" booklet lerim yok. Parasını ödedim yaklasık 100 TL ancak post office e verildi mi kayboldu mu verilmedi mi bilemiyoruz. Michael Olaf company'e attığım mailler de cevapsız. Dolandırıldım gibime geliyor. Sakın ola siz oradan almayın!

26 Şubat 2011 Cumartesi

PARTI GEÇTİ!!

Süper bir doğum günü partisi yaptık ki sormayın..Bol Bol foto çektik. Anı topladık.. İlhan Bey ve Eşi,Karşı komşu Lütfiye Teyze, Hikmet Hala,NY'dan İlyas Amca,Bihter Abla, Anane,Babanne Dedeler, Teyze Enişte, Burcu,Seray ve kızanları herkes geldi.. Süper Geçti..Hediyemizi de verdik..
Çok hoştu..
İyi kii Doğdun tekrardan Ömercim!!

18 Şubat 2011 Cuma

işte..

Merhaba
Geçen haftasonu nöbetinden bir günü izin alıp bir sonraki haftaya eklettim. Yoksa 12 gün üstüsüte işe gelmek zorundaydım ki bunu hamileliğimin sonuna kadar yaptım.. Bu kez olmuyor.. Gece Ocos belki 7-8 kez uyanıyor yanına beni istiyor gidiyorum..Zor oluyor..Aynı odada yatsak her hareketimde uyanıyor, ayrı yatsak sürekli beni arıyor..İki oda arasında bütün gece mekik dokuyan ve sabah en son 6 civarı zombi gibi kalkan ben oluyorum. İş yerinde sersem gibiyim, hep akşamdan kalmış gibiyim. Bugün öğlen de gidemiyorum. Akşam da kaçta çıkacağımız belli değil..
Dün bıdığımın doğumgünüydü.. Bıdığım annesinin hayatında işlk defa yaptığı pastayı özellikle de kremasını çook sevdi..Parmaklarını sokup sokup ağzına attı...Abur cuburcu.. Kendi pastası hadi bir tatsın dedik ses çıkarmadık ama valla haftasonu da aile çapında bir organizasyon olacak yine kendi pastası olacak yine yiyecek gibi duruyor..Bu haftasonu çok yoğun olacak,annemler,babam,ucosun ailesi,ablam,eşi,Amerikadaki amcam, Babamın halası herkes geliyor.. Biz annaneler dedeler babanne düşünmüştük ama bu mevsimde sanırım herkesin bir parti hevesi de varmış galiba :) Olsun daha eğlenceli olur ! inşallah! :)

Tek tesellim bu.. Haftasonu yoğunluktan geçilmiyor yoksa..Ocos için klasik dışı birkaç hediye düşündüm en son birkaç tanesini birden yapmaya karar verdik.. ELimizde elle tutulur değişik şeyler oldu ama 1 büyüük hediye olmadı..
Birincisi ona özel bir resimlik aldım, kolye ucu, üstüne "Sonsuza dek Seninle..17.02.2011" yazdırdık. İçne kendi resmimizi koyacağız babası ile..İstediği bir gün içindeki reimleri -büyüyünce- değiştirebilir tabi :)) yada kendi için özel birine verebilir..
İkincisi gelen misafirler için bir takvim hazırladım son bir senenin ay ay fotoğrafları var içinde..Bir ara eklerim..
Üçüncüsü ona bir hesap açtıracağız yatırımı için..Daha bunu yapamadık..
Başka..Grupfoni tarzı bir kampanyada dev poster almıştım fotoğraflarımızı yapıyorlar..Onun için yarın sabah stüdyoda çektireceğimiz fotoğrafı büyüteceğim..Hem de eski zaman aileleri gibi bir stüdyo fotomuz olacak...
Daha bir kaç şey daha vardı ama şu an toparlayamıyorum.. Güzel şeyler oldu.. Sıcak hediyeler.. İnşallah oğlum sever..

Neyse ben işe döneyim...:)

ECOS..


15 Şubat 2011 Salı

Girişimcilik: Doğru İş Fikri

Doğru İş Fikri
Doğru iş fikrini bulmak aslında düşünüldüğü kadar zor değildir fakat girişiminizdeki en kritik noktadır. Doğru seçilmiş bir iş fikri girişiminizde başarıyı yakalamanın temelidir.
İş fikrinizi nasıl oluşturabilir siniz? Bu sorunun cevabı aşağıdaki ince ayrıntılarda saklıdır.

İlk uyarımız! Herkese uygun olacak ideal bir iş fikri yoktur. Sonuçta her insanın farklı kapasitesi ve yetenekleri vardır. Birisi mükemmel bilgisayar bilgisine sahipken, bir diğeri güçlü pazarlama yeteneği gösterebilir.  Biri gereken sermayeyi koyup, bankalarla iyi ilişkiler kurabilirken, diğeri part-time olarak başlayıp, gerekli sermayeyi biriktirip tam zamanlı olarak işe başlamayı planlar.

Bu nedenle her iş fikri gerçekleşme aşamasında kişisel bir sorun haline gelir. Seçtiğiniz iş ne olursa olsun kişisel iş fikrinizi oluşturmanız gerekir.

 Yeni bir buluş yapmanız gerekmez

Girişimcilik atılımınız her zaman tamamıyla yeni fikirlerden oluşmak zorunda değildir. Eğer Türk ve Avrupalı girişimcilere bakacak olursak yeni iş fikirleri özel ve az rastlanan bir durumdur. Her yeni yirmi girişimciden yalnızca biri tamamen yeni bir fikriyle iş hayatına girer. Yine taze iş fikirlerinin yarısı orijinalinin aynısı olarak ABD’den alındığı görülmektedir.

 Başarılı iş fikirlerinden faydalanın

Şu ana kadar meşgul olmadığınız sektörlere bir bakın. Sebep:  Diğer ülke ve sektörlerde kendi amacınıza uygun kullanabileceğiniz birçok başarılı iş fikirleri vardır. Bu tutum sizin işe başlarken riskinizi düşürür. Unutmayın: Franchising sistemi de bu kavram üzerine kuruludur fakat tek bir farkla: Şayet bir franchise fikri alırsanız bunun için  telif hakkı ödemek zorundasınız.

 Pazar boşluklarını arayın

Eğer bir kimse bir sektör hakkında çok şey biliyorsa, genellikle şu ana kadar kimsenin keşfetmemiş olduğu doymamış uygun pazar boşluklarını da bulabilir. Bazen bu vesile ile sadece sağlıklı bir beyin ya da kişisel tecrübe yeterlidir.

 Eski iş fikirlerini yeni branşlarda gerçekleştirebilirsiniz

Eski kurulu işinizin değerini düşürmeyin. Her zaman duyacağınız prensip: “ Bunu her zaman bu yolla yaptık o yüzden gelecekte de aynı yolla yapacağız.” Tam olarak reformları kabul etmeyip, var olana değişiklikler getirmek sizin için büyük bir fırsattır. Zekice bir yaratıcılık ya da zekice bir pazarlama, eski ve çekici olmayan bir iş kavramını, yeni ve çekici bir iş fikrine dönüştürebilir. Ayrıca uzmanlaşma ile rakiplerinizden farklı bir konuma gelebilirsiniz.

 Buluşları kullanın

Teknik geliştirmeler ve onların uygulamalarından doğabilecek akıcı bir iş fikri bulabilirsiniz. Çünkü bir buluş ağaç gövdesi gibidir, bir buluş piyasada tutulduğu taktirde ona ait birçok dal çıkacaktır. Sizde bu dallardan birini oluşturabilirsiniz.

 Yeni eğilimleri takip edin

Pazarlar sürekli değişiyor. Eğer kişi yeni eğilimlerin, müşterilerin özelliklerinin ya da yeni yasal yapının durumunun farkına varabilirse ve iş fırsatlarının sonuçlarını kullanabilirse, yeni işinde başarılı olabilmek için iyi bir şans yakalamış demektir. İş fikirleri nasıl korunur? Hangi girişimci rakipsiz olarak zirvede duracak bir iş fikrinin hayalini kurmaz ki? Bu tür pazar fırsatları her zaman gelir, çünkü pazarlar sürekli değişir ve yeni pazarlar ortaya çıkar. Bu vesile ile yeni iş fırsatları, onları bir an önce kullanan zeki girişimciler tarafından yaratılıyor.

    • İŞ FİKRİNİZİ TEST EDİN

Her girişimci için başlangıçtaki en büyük soru işareti “Benim iş fikrim uygulanabilir mi ve gerçek olarak bir şansım var mı?” sorusudur. Yeni işinizi resmen kurmadan önce bu sorunun cevabını kendiniz bulmalısınız. Şu bir gerçektir ki girişimci müşterilerini ve sermaye destekçilerini ve yanında çalışanları inandırmak için oldukça fazla motivasyona ve iyimserliğe ihtiyaç duyar. Fakat kör bir iyimserlik iş hayatında ölümcül bir tehlikedir. İyi bir hazırlık ve iş fikrinizi testten geçirmek genellikle başarı hikayesinin yarısı demektir.

İş Fikrinizi “İş Fikri Sorgulama Anketi” aracılığıyla test edin.


İş Fikri Sorgulama Anketi

Aşağıdaki soruları yanıtlamak size iş fikrinizi mantıklı bir şekilde değerlendirmenize yardımcı olacaktır.

    • Arkadaşlarınızın ya da akrabalarınızın ürün/servis hakkındaki görüşleri nelerdir?
    • Ürününüzden/servisinizden müşterinin avantajı ne olacak?
    • Pazarda benzer ürünler var mı?
    • Ürününüzün/servisinizin maliyetleri nedir?
    • Ürününüzün/servisinizin hedef kitlesi kimlerdir? 
    • Ürününüzün/servisinizin satışları sırasında gerekli olan organizasyonnedir?
    • Ürününüzü idare edilmesi/kullanması kolay mı?
    • Ürününüzü üretmek için mevcut makina var mı?
    • Ürün maliyetine yoğun işgücü maliyeti eklemek zorunlu mu?
    • Aşılması gereken yasal veya idari  engeller var mı?
    • Hangi reklam yöntemi ile hedef kitlenize ulaşacaksınız?
    • Ürününüzün üstüne bir ürün yelpazesi kurabilir misiniz?
    • Ürününüz için yeterli sayıda yan üretici (tedarikçi) var mı?
    • Rakipleriniz kimlerdir?


Uyarımız! İş fikrinizi tanımladıktan sonra sürdürülebilirliğini de göz önünde bulundurun.

Girişim riskinizi azaltarak iş fikrinizi başarılı bir faaliyete dönüştürmek için dikkat edilmesi gereken dört önemli faktör vardır:

Bilgi
İşinizi kurmadan önce mümkün olduğunca çok pazar araştırmaları, iş kavramları, kitaplar ve sektör raporları/dergiler okuyun. Gönüllülük veya çıraklık önerilebilir. Burada seçtiğiniz sektöre ilişkin pratik deneyim kazanabilirsiniz.

Planlama
Planınızı detaylı bir iş planına dönüştürün. Bu noktada eğitimlerimizden ve danışmanlarımızdan faydalanabilirsiniz. 

Varsayım
Varsayım bir soru üzerinde düşünerek olasılıkları saptayabilmektir. ”Eğer …olursa, ne olur?” sorusunu her aşamada kendinize sormalısınız. Örnek olarak:

  • Eğer beklenen müşterilerden yüzde sekseni üründen/servisten talep ederse, ne olur?
  • Eğer müşteriler planlandığı gibi dört haftada değil de geciktirip altı haftada ödemeyi yaparlarsa, ne olur?
  • Eğer işim öyle hızlı büyür de daha büyük iş kuruluşlarına ihtiyaç duyarsam, ne olur?

Test Etme
İş fikrinizin yapılabilirliğini zekice nasıl test edersiniz?

  • Benzer bir ürün ya da servis alıp test edebilirsiniz,
  • İşinizi ya da servisinizi diğerlerine gösterip fikirlerini alabilirsiniz,
  • Potansiyel pazarı test etmek için küçük bir reklam yayınlatabilirsiniz,
  • Anketler yapabilirsiniz,
  • Bir prototip üretebilirsiniz,

Tavsiyemiz! Şu anki işinizden ayrılmayın ve yeni iş fikrinize ek bir iş gibi başlayın. Başta girişiminize yarı-zamanlı olarak başlamak, azaltılmış riskle girişimciliğe adım atmak demektir.

Girişimcilik kariyerine başlamada genellikle yarı-zamanlı olarak başlamak daha iyidir. Girişimci her zaman arkasındaki köprülerin tümünü yıkmamalıdır. Şu anki işinde kalarak iş fikrini test eden bir girişimci başlangıç için yeterli gelire sahiptir ve başarısızlık durumunda geri dönüş yapma şansına sahiptir. Kendi işinize yavaş bir geçiş, iş planınızı test etme ve geliştirme imkanı sağlar.

Unutmayın! Eğer şu anki işinizden çıkmadan kendi yarı-zamanlı işinize başlarsanız, ileride vergi dairesi ile sorun yaşamamak için bir muhasebeci ya da mali danışman ile temasa geçin. 


Kaynak ABIGEM



11 Şubat 2011 Cuma

zamanı geliyor mu?..

Bazı şeyler tam olgunlaşmadan yapılamaz ama geldiğini hissedersin o anın.Ben de bu hep olur iç sesimi dinlerim hep. Kararlarımda iç sesimi dinlemezsem hatalar beni bırakmaz. O yüzden zamanın yaklaştığının farkındayım. geliyor o an.

Haftasonu nöbet verdi şefimiz..Yani artık ayda 1 tüm haftasonu haftaiçi gibi işteyim..Sağolsun
Başka birşey demiyorum, hamileyken de gelmiştim nöbete zaten.. Bu sefer de kessinler paramı dedim dinlemedi, ben yeni tatilden döndüm de şirkete alışamadım ya..
Bıktım bıktım ya.

O an geliyor.

8 Şubat 2011 Salı

Bebeklere Aktivite - Yaş - Yürümeye yeni başlamış çocuk :)

Uçtu Uçtu...

 Süre:
  • 5 dakika
Malzeme:
  • İki yetişkin

Yöntem:

İlk adımlar, eğlenceyi seven iki yetişkin ile daha eğlenceli olabilir. Yetişkinler yürürken ilk adımlarını atan çocuğu havaya kaldırıp yürür. iki kolundan haaya kalkan çocuk havada yürür! Sakın şaşırmayın, çok kısa bir süre içinde size yardım olsun diye :), siz kolundan tutunca hemen kendini kaldırıp zıplamaya kalkışacaktır!
 
Genişletmeler:
  • Şimdi aynı şeyi arkaya doğru yürürken deneyin!
  • Her adımda çocuğu tutup havaya kaldırıp havada etrafınızda döndürün!
  • Çocuğunuz sizin ayaklarınızın üstüne basmış olarak ileri geri hareket edin..:)


Read more on FamilyEducation
 
Kaynak: family education
 

para lazım! ne yapmak istediğimi buldum!

Şimdi bebek ve çocuklar ayönelik bir atölye çalışma odası vs. yapmak istiyorum.. Dünyada örnekleri var.. Süper birşey olacak biraz ne yapacağımızın bilgisi lazım.. Bir de para!! Ne kadara mal olur bilmiyorum ama eğlenceli birşey olacağı kesin.. Buradan ol-mu-yor! Gi,rişimci güvenilir bir anne lazım bana ortak.. Nasıl olacak bu? Biraz hareketli biraz bebekleri seven.. Hmm hm..
 
Kafamı toplamalıyım..
 
Sonr ayine yazarım
 
Sağlıklı beslen, eğlen, Sağlıklı kal!

6 Şubat 2011 Pazar

Evdeyim..Evdeolmak harika! Haftasonu harika! Hele de hava güzel olunca..Bugün fırsat bulabilirsek Darıca'daki hayvanat bahçesine gitmek istiyorum. Öcos görsün tek tek şaşırıp açsın gözlerini kocaman.. diye :) Bir de eşimi ikna etmek var tabi..:)

International Franchise işleri bakıyorum ek iş olarak yaparım belki.. Yada hobi.. Bir de photoshop,coreldraw vs. öğrenesim geldi çok fena.. Terazi burcuyum ya sanata dalasım var:) İşyerinden blog ve forumlara girmeyi yasaklamışlar ben de eposta yoluyla yayınlıyorum yazılarımı artık..Haftaiçi o yüzden yorum yayınlamam vs mümkün olmuyor. Bir de eve binbir güçlükle koydurdugum kamerayı izleyemiyorum..Ama pazartesi ona bir çözüm bulucam..Tontiğim uyandı..Hadi görüşürüz!!

3 Şubat 2011 Perşembe

Bebeğimden ayrılmak her sabah daha da zor!

Her sabah ayrılırken evden, gidicem geicem bebeğim, sen, çok seviyorum diyorum..Apartman bıoşluğunda onun sesi yankılarnırken ben asansörden birkaç kat aşağıya kadar sesini duyuyorum..İçimden bir ses her sabah cevap veriyor..."madem seviyorsun, neden sana ihtiyacım olduğunda gidiyorsun?"

Hayatta ne kadar süremiz var bilmiyoruz, ama bazı varsayımlara göre yaşıyoruz.. Çalışmak zorundayız, sesimizi çıkarabilmek, varolabilmek için, kendi başımıza erektiğinde ayakta kalabilmek, durabilmek için.. Bebeğime daha güzel bir hayat sunabilmek için..Ne kadar üzücü ama para kazanmak zorundayız, çalışmak zorundayım.. Ee miras durumu vs. de olmadığına göre mecburen buraya gelmek zorundayım..

Bebeğim çok tatlı Allah onu hep mutlu etsin. Kamera sistemimizi de kurdum, gün içinde şirketten giremesem de akşam izliyorum geçen günü..Alışmak zor alışmak bence imkansız..Her gece dua ediyorum Allah'ım sen büyüksün sen bana bir çıkış yolu göster.. diye:)

Lütfen herşey daha güzel olsun, şu anda en çok buna ihtiyacım var.

Kolay gelsin ,

Esra

1 Şubat 2011 Salı

Kadın olmak bu kadar mı zor?

Bugünlerde hatta doğumdan beri ilerleyerek aklıma takılan bir soru var. Kadın olmak bu kadar mı zordu?
İlkokulda iken (sene 1987-ben 6 yaşında 1.ci sınıftayken) erkekler benden daha güçlüydü,daha hızlı koşarlardı, kavga ederlerse beni yeniyorlar diye kızardım, kız olmak zordu..Ortaokulda herkesi cinsdaşı ile yanyana oturtan hoca, beni tek tek kaldığımız Saner diye bir çocukla oturtmuştu..Bazı özel günlerde oturduğumda kalktığımda herkesten fazla dikkat etmem gerekirdi..Oysa o hep çok rahattı,kız olmak çok zordu..
Fen lisesinde okuyan genç bir kızken, arkadaşlar (erkekler) karaağaça ormanlığa gezmeye giderdi, akşamları geç saatlere kadar gezerken biz gündüz saati bile gidemezken çarşıdan da erkenden eve giderdik. Kız olmak hep dezavantajdı..
 
Norveç'te AFS trainer'ıma bu düşüncemi söylediğimde, O Türkiye'de öyle, burada kız olmak çok güzel, çok rahat, çok özgür! demişti..
O da siyasi ve dini şeylerle karıştırmştı dediklerimi..Anlatmaya çalıştım ama pek anlamadı..
 
Üniversite zaten malum, yüksek lisans da, ardından Üretim de çalışmaya merak sardım. Erkekleri adeta düşman bellemeye başlamıştım içten içe galiba..Onları yenmeliydim, erkek işi deneni yapıp başarıyla devrediyordum. Tam bir gaz şeklinde geçti yıllarım o ara..
 
Ta ki anne olana dek.. Herşey bambaşka oldu.. Bu kez kadın olduğum, içimde şevkat dolu, sevecen, sevilmeyi, içten safça sevmeyi, çocukluğunu özlemiş "ben" i buldum sanki.. Anne olmak çok güzeldi.. Bir minik varlığın dünyadaki "TEK" dayanağı güvendiği olmak.. Çok SÜPER!
Ama kadın olmak gene çok zor.. İşte iş yerini idare etmek, eleman yönetmek, evde evi..Ev işlerini, eşini, giderleri, gelirleri, sosyal ilişkileri.. vs. vs.. Yük gittikçe artıyor ne diyeyim..Sanırım herşey evlilikle değişti yada daha çok çocuk sahibi olmakla..Ayrımını pek anlayamadım..Zira hepsi birarada çıktı..
Ama Allah aşkına kadın olmak bu kadar mı zordu ya? Benim kodum mu bozuk?
 
PS: Sanırım ben ANNE olmayı sevdim en çok!

BE YOU OWN BOSS

BE YOU OWN BOSS
BE ENTERPRENEUR, EARN MONEY

Labels

bebek (40) bakıcı (8) bakıcı devir işlemleri (8) doğum (8) işe başlamak (7) bebeğim (6) doğumgünü (6) işe dönmek (6) anne özlemi (5) girişimcilik (5) annelik (4) baby (4) bebek oyunları (4) emzirme (4) hamilelik (4) işbaşı (4) montessori (4) orff (4) çalışma (4) çocuk (4) Chicco Polly (3) annemi istiyorum (3) aşk (3) beklemek (3) children (3) doğum izni (3) evde kalmak (3) for mom (3) girişim (3) izmit (3) mutluluk (3) zeka (3) ömer (3) 15 ay (2) 6 ay (2) Formula 1 (2) aile (2) aktivite (2) alerji (2) araba (2) astim (2) bayram (2) bebek hareketleri (2) bebekle tatil (2) bilim (2) blog (2) cocuk (2) destek (2) deterjan (2) doğum sonrası (2) evde başbaşa (2) evlilik (2) hayat (2) hikaye (2) iş sanat (2) kendime dair (2) kids (2) küçük insan (2) okul (2) oyun oynama (2) parti (2) pazar (2) pick up (2) reasons to have children (2) sabun (2) son gün (2) turkey (2) yatak (2) yenge (2) yeni haberler (2) yetenek (2) İŞ (2) 0-3 years (1) 12 ay (1) 1215 (1) 17 Şubat (1) 2010 (1) 27 eylül (1) 7 ay (1) 9 ay (1) ADD (1) AFS (1) BRANDMAIL (1) Bulent Madi (1) CIA (1) DEGISIMI (1) DOĞAL MAKYAJ (1) Ferrari (1) Fila Motion 9 (1) H1N1 (1) IRAZ (1) KULTUR (1) LOVE (1) NUDE (1) OGRENCI (1) PUPA (1) TURK (1) Türkiye'de (1) VAKFI (1) Yaş otuz (1) affet (1) agaç (1) all star (1) alternatif eğitim (1) altı aylık (1) anaokulu (1) anksiyete (1) arada kalmak (1) arasta (1) arkadaş (1) astım (1) atölye (1) avusturya lise (1) ayrılma fobisi (1) ayrılma ile başa çıkma (1) ayrılma kaygısı (1) aşı (1) babycenter (1) başarmak (1) bebek ayakkabı (1) bebek bezi (1) bebek odası (1) bebek sahibi olmak (1) bebekle yurtdışı (1) bebeğimi bırakmak (1) bebiş (1) bekarlık (1) beklediğim an (1) belgesel (1) berbat sipariş (1) bezi (1) birthday (1) blogspot (1) bronsit (1) burak büyükdemir (1) burger king (1) business plan (1) buğday (1) canlı yayın (1) canım (1) censor (1) chicken (1) coach (1) converse (1) darıca (1) deneyim (1) dernek (1) devam (1) devrim (1) değer (1) değiştirme (1) diaper (1) dikkat bozukluğu (1) discipline (1) diş buğdayı (1) diş hediği (1) dj (1) dogumgunu (1) doktorum (1) domuz giribi (1) doruk (1) doğa dostu (1) doğum günü (1) dönüm noktası (1) düzen (1) e-ticaret (1) e-tohum (1) edirne (1) education (1) egitim (1) emerek uyuma (1) enerji (1) enterpreneur (1) eskişehir (1) esra (1) esumom (1) evlendik (1) evlenmek (1) ezel (1) eğitim dostları (1) fabrika (1) feng shui (1) firsat (1) geldi (1) geliştirici (1) geliştirme (1) gezi (1) giden (1) girls (1) gitme vakti (1) gitmek (1) gizem (1) global warming (1) goethe (1) goran bregovic (1) grow (1) grubu (1) hafta hafta (1) haftasonu (1) hafıza (1) haklari (1) hammaddeler.com (1) hanımın (1) hasta (1) hastalık (1) hayat hikayem (1) hayvanat bahçesi (1) hayır (1) hedef (1) hedik (1) hediye (1) herşey (1) heyecan (1) hiperaktif (1) hiperaktivite (1) his (1) hobi bahçesi (1) home office (1) hıdırellez (1) icat (1) indu (1) ipek (1) israil (1) istemek (1) istemiyorum (1) italya (1) iş planı (1) kader (1) kadin (1) kahvaltı (1) kahve (1) kalem (1) kalorifer (1) kangoo (1) karada (1) karanfil (1) keskin (1) konser (1) konu (1) kosgeb (1) kostum sitesi (1) krep (1) kurban (1) küresel ısınma (1) kütahya (1) kıpırtı (1) kış (1) lamba (1) lastik (1) life (1) like (1) lisans (1) lohusa (1) lohusalık (1) mama sandalyesi (1) marmaray (1) merkez (1) merkezi (1) midpoint (1) milano (1) mimar (1) mucize (1) mumpreneur (1) mühendis (1) mümkün mü? (1) müzik (1) nefes (1) nikah (1) ninni (1) nişan (1) norveç (1) nurturia (1) ocos (1) oncesi (1) onur erol (1) open blog (1) oyun (1) oğlum (1) paktuna (1) park (1) pasaport (1) pedagoji (1) peer gynt (1) piano (1) picasaweb (1) plan (1) plus syn (1) polymer (1) premature (1) psychology (1) put down (1) ralli (1) referandum (1) reform (1) robinson (1) rocker (1) sabiha (1) sabunagaci (1) sabunagacı (1) salıncak (1) sanayi (1) sapanca (1) sayi (1) schulwerk (1) science (1) science at home (1) secret (1) seminer (1) seyahat (1) sigara (1) sir (1) site (1) soapnut (1) soguk (1) sonbahar (1) sosyal medya manyağı (1) squidoo (1) stumble (1) sultanlık (1) sunnet (1) sürüş (1) tahta (1) temizlik (1) ticaret (1) tips (1) toddler (1) toros (1) tracy hogg (1) tumbletots (1) tuzlu (1) twinkle (1) uyku (1) van (1) vinç (1) vücut (1) waldorf (1) walker (1) yahyakaptan (1) yanar (1) yapmak (1) yaprak (1) yaratıcı (1) yaratıcılığın gelişmesi (1) yardım (1) yarı doğumdünü (1) yarı yaşgünü (1) yatır kaldır (1) yeni yıl (1) yer yatağı (1) yoğurt (1) yurtdışı (1) yüksek lisans (1) yıldönümü (1) yıldız (1) zaman (1) zeynep (1) ÜZE (1) çarşaf (1) çiftliği (1) çin astrolojisi (1) çin falı (1) çocuk program (1) çocuk sahibi olmak (1) çocuklar (1) çocuğu (1) çocuğuma dokunma (1) öksüz (1) öss (1) özlemek (1) ülke (1) üretim (1) üstün (1) ıspanak (1) ısparta (1) ışık (1)

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı